Alo dememe fırsat vermeden,
Bunları hepsi dürzü, topunun a., Ben bunca yıl bu partiye emek vermişim. Bana yaptıklarına bak Mehmet…
10 dakika sonra buluştuk.
‘Sür dedim. ‘Sür şöyle Gölcüke doğru.
Gölcüke varmadan durduk.
Arabayı park ettirip, ormana doğru yürüdük.
‘Bak dedim bu ormanlar huzurdur, mutluluktur. Onlar sana puştluk yapmaz. Al şu kozalakları yüzüne, kollarına, sırtına, bir türlü eritemediğin göbeğine sür. Kırklan, teyemmüm al.
Gülümseyerek yüzüme baktı;
‘Ne teyemmümü Mehmet!
‘Telefonu açar açmaz onca küfür kıyamet, seni anca bu ormanlar temizler ‘ dedim.
Sonra yürüyerek Gölcüke çıktık.
Ne görüyorsun? dedim.
‘Bana bunu nasıl yaparlar Mehmet! Topunun a…
Şu iskelenin eski halini bilir misin? Göl gazinosu olmadan önce…
Şaşkın bir halde bana döndü.
Yooo gördüğümden, yaşadığımdan değil, bildiğimden...
Fotoğraflarını bildim, o fotoğraflara hikayeler biriktirdim.
Kim bilir kaç âşık o iskelede yârine şiirler okudu.
Şu ağacın gölgesinde kaç yürek heyecanla, sevgiyle göğüs kafesinden çıkar gibi oldu.
Şimdi buraların ırzına geçmek istiyorlar.
Sana yaptıkları ne ki?
Bırak sana yapılanları, gel birlikte Gölcük için ağlayalım dedim.
Dalıp gitti.
Lisede pikniğe gelmiştik buraya, Göynüklü bir kız vardı. İsmi Ayşe mi neydi. Ay parçası gibi güzeldi. Bakmaya kıyamazdın. Şurada bir yerde gövdesi kalın bir ağaç vardı dedi.
Ardına bakmadan heyecanla ormana doğru koştu.
Bak Mehmet; şuydu galiba, yok yok daha yukardaydı.
Bir çocuk gibi ormanın içinde ağaç arıyordu.
‘Gölü gören bir yerdeydi, konuk evi az sağda kalıyordu. Şu galiba…
‘Eeee dedim. ‘Ağacı bırak da hikayesi ne…
Göle doğru dalıp gitti. Sonra heyecanla yutkunarak;
Ağacı tek başına saramıyordu. Bana seslendi, gel birlikte saralım dedi. Elele tutuşup ağacı sarmaya çalıştık. Parmaklarımızın ucu birbirine değiyor ama bir türlü kavuşmuyordu. Sonra ben bir hamleyle kollarımı tüm gücümle ağaca dolayarak ellerine tutmayı başardım. Kalbim duracak gibi olmuştu. İlk kez bir kızın ellerini tutuyordum…
Sonra gölün etrafında koşmuştuk.
Şu ilerde bi su var, eğilip içebiliyorsun. Oraya kadar koştuk. Eğilip sudan içti. Sonra avucuna su alıp boynunu serinletti. Ne güzel günlerdi Mehmet. Hiçbir sıkıntımız yoktu.
Ha işte dedim. Şimdi senin tüm hatıralarının ırzına geçecekler.
Sadece onunla kalmayacaklar, artık hiçbir genç Gölcükte hikaye biriktiremeyecek.
Hadi söyle bana, o Göynüklü bakmaya kıyamadığın ay parçası güzel kızdan daha önemli ne var sandığında…
Biranda hiddetlendi.
Hayır Mehmet vermem alamazlar, Gölcükü başlarına yıkarım dedi.
Gözlerinde ki inanç beni de cesaretlendirdi.
Yerde kalınca bir ağaç dalı gördüm.
Elime alıp havaya kaldırıp, bağırarak, Göl gazinosuna doğru koşmaya başladık;
Gölcükü size vermeyeceğiz, topunuzu kovacağız…







