Bolu Adliyesi hakkında birçok yazı yazdım.
Mübaşirlerin avukat sanıp, mahkeme günü sanık listesinde ismimi okuyunca yüzlerinde ki şaşkınlığı yaşadığımda oldu,
Katip kızların merhamet bakışları arasında yargılandığımda.
***
Muhtar Beyin telefonda ;
‘Mehmet yeni bir tebligat gelmiş, uğrayıp alırsın sözünün ardından Adliyeye gittim.
Tatlı bir kız.
Benimde tüm hovardalığım üzerimde.
Biraz naz, biraz cilveyle, bir iki tatlı sözle, kimlik numaramı verdim.
Hani cilvelerim karşılık bulmadı da değil, taki monitörde soruşturmalar ve davalar ortaya çıkana kadar.
O gönül bakışları gitmiş, azılı bir katile bakar gibi gözlerime baktı;
‘Ama burada 18 tane dosya var, hangisini soruyorsunuz!
‘En son hangisi demeye yüzüm varmadı.
Eeee, kızcağız haklı,
Böyle bir adama Anadoluda kız bile vermezler!
***
Bu 18 soruşturma veya davanın hiç biri şahsi meselem değil.
Siyasetçiye niye işini yapmıyorsun diye sormuşum,
Bürokrata küfretmişim,
Akademisyenlerin gelmişine geçmişine sövmüşüm…
Niye yapmışım?
Bolu için, vatan için, millet için, vatandaş için…
Yoksa, mahkeme salonlarında sürünmektense, saçlarımı jöleleyip, kafe köşelerinde kızların gözlerine bakıp şiir okumasını beceririz evellalah!
Işıklı gecelerde fecre varmasını da yârin koynunda…
***
Bugün yazmak istediğimiz çok farklı.
Boluda mahkeme salonlarında ilk tanışıklığım Hakim İbrahim Topuzla başladı.
Paralelin yargıya hükmettiği dönemlerde, Bakırköy Ağır Cezadan Bolu Asliye Cezaya sürülmüş gerçek bir yargı adamı.
Çağlayan Adliyesi tamamlanıp, tayini oraya çıktığında;
‘Mehmet, seni burada yaşatmazlar, hadi seni İstanbula geri götüreyim sözüne verdiğim;
‘Yok abi, senin yolun açık olsun. Benim buradaki mücadelem yeni başladı cevabı her şeyin başlangıcıydı aslında.
***
Ve gün geldi, her sabah mesaiyi Adliye de açmaya başladım.
Bugün onlar benim madalyalarımdır, omuzlarımda taşıdığım.
Bu yüzden başım dimdik geziyorum İzzet Baysal Caddesinde…
***
Ardından Savcı Erdal Türkucu (Erdal Baba) ile tanıştım.
Sanık değildim ama şüpheli durumun hiç geçmedi.
Şiirler okuduk, edebiyat sohbetleri yaptık.
Askerde olduğum dönemde benim için çizdiği karikatürü yüreğimde sakladım.
Önünde el bağlamadım ama gözlerinde sözlerinde cumhuriyeti, adaleti yaşadım.
***
Erkal Özkan Beyle çok sohbetlerimiz oldu.
Çalışkanlığı, adalete ve hukuka olan bağlılığı gözümde ve yüreğimde ki yerini büyütmüştü.
Edebiyat sohbetlerimizde oldu, toplumsal psikoloji ve sosyal çöküntü üzerine fikir paylaştığımızda.
***
Birçok önemli yargı adamını ağırladı Bolu adliyesi,
Bir dönemler Bolu Adliyesinin sürgün yeri olması belki de bizim şansımızdı.
Köksal Bey, Şenol Bey, Süleyman Bey, Özkan Bey,
Türkmen Suat Beyi (Türkay) anmadan geçemem.
Adil yüreğinin yanında, sazına sözüne hayran olduğum.
***
Hani o ilk ve tek ceza aldığım.
‘Sabıkan var mı diye sormuştu duruşmanın başında Özgür Bey;
‘Şuana kadar yoktu ama şimdi ne olur bilmem demiştim.
‘İnşallah olmaz! deyişi sadece dilekte kalıp cezayı yiyince;
Şöyle bir mahkeme heyetine baktım;
Hakim Özgür Ercan, Savcı Necip Topuz.
Başımı göğe kaldırdım.
İşte bana ceza veren yiğitler dedim.
Diğerleri verseydi kanıma dokunurdu.
Bugün hala övünürüm.
Evet onca badirelerden sadece bir davadan ceza alarak sıyrıldım.
Ve o cezayı veren Hakim Beyi de Savcı Beyi de yüreğimin en güzel yerinde sakladım.
Bu benim adalete inancımın güçlülüğü değildi, Özgür Bey ve Necip Beyin gerçek yargı adamları oluşlarının sonucuydu.
***
Fakat savcı Adnan Gümüş, Nuray Hakimle birlikte Ankaraya gittiğinde Bolu Adliyesine küstüm.
Ayağım varmadı o kapılardan girmeye, yetim kaldım.
O adliyede azarını en çok işittiğim,
Kavga ettiğim, odasından kovulduğum, zaman zaman küsüp gittiğimdi Adnan Bey,
Ama gönlümde adalete, yargıya güvenin karşılığıydı.
Ogün, bugün adliyenin önünden geçerken dahi karşı kaldırımı kullanıyorum.
Nedendir bilmem.
***
Velhasıl ben büyük TÜRK yargısına ve gerçek yargı adamlarına hep güvendim.
Hakkımda bir çok delilden yoksun iddianameler hazırlandı.
Hiçbir hukuk bilgisi olmayanların dahi, ‘bu iddianame kasıtlı hazırlanmış diyebileceği iddianamelerle hakkımda davalar açıldı.
Bir zamanlar ne yazdığım, kime ne haber yaptığım önemli değildi,
‘Mehmet Demirci olmam hakkımda dava açılmaya yeterli bir sebepti.
O günler geçti mi bilmiyorum ama
Ben her şeyiyle geçmişi özlüyorum…







