HUZURUN BAŞKENTİ BOLU'DA NELER OLUYOR!

 

Onbeş yıl önceydi.

Bir ayağım İstanbul’da, bir ayağım Bolu’da...

Ayın belirli günleri gelip dergiyi hazırlayıp İstanbul’a dönüyorum.

Yine o günlerden birinde geç saate kadar çalıştık.

Saat gecenin 2 si veya 3’ü...

Ofisten çıktık İhsaniye’ye arkadaşın evine gidiyoruz.

Stadın arkasında hal pazarından karanlıklar içinde geçiyorduk ki,

17-18 yaşlarında genç bir kızla karşılaştık.

Şaşkınlıkla yanımdakilere;

‘Bu kızın bu saatte bu karanlık yerde ne işi var. Korkmuyor mu?’ dedim.

‘Burası Bolu. Burada korkulacak bir şey olmaz. İnsanlar saat kaç olursa olsun sokakta gezebilirler’ dediler.

Bolu’da yaşamaya o an karar verdim.

Bu kararımdan hiçbir zaman pişmanlık duymadım.

Ben Bolu’yu çok sevdim, Allah var Bolu’da beni çok sevdi.

Vasiyetimdir;

Annemden sonra ölürsem cenazemi Rize’ye götürmeyin.

Bu topraklara gömün bedenimi.

***

Bu hoşgörünün, huzurun başkenti Bolu’ya olan aşkım böyle başladı ve her geçen gün büyüyerek devam etti.

Bolu’nun en çok huzurunu sevdim.

Düşünün ömrü kavgayla geçmiş, başı beladan kurtulmamış ben,

Bolu’nun çam ağaçlarıyla, yaylalarıyla, iğde, ıhlamur kokularıyla terbiye oldum.

Tüm hırçınlığımı maziye gömdüm.

***

Kaç yıl oldu hatırlamıyorum;

Liseler arası futbol turnuvasında çıkan kavga sonucu,

Yaklaşık 200 genç İzzet Baysal Caddesinden geçerek okul basmaya gitti.

O gençler İzzet Baysal Caddesinden geçerken evlerin duvarları ağladı.

Kaldırımlar içine kapandı...

O gün birçok yazı yazdım, yetkililere yalvardım.

Kimseye anlatamadım.

***

Bugün ise her sabah bir cinayetle, bir kavgayla uyanıyoruz.

Telefona bakmaya, gazeteleri okumaya korkuyorum.

Huzurun, hoşgörünün başkenti Bolu’da neler oluyor.

Biz bu hale nasıl geldik.

Bu hale nasıl getirildik?

Bu ağaçların, bu göllerin, bu çiçeklerin şehrinde bu tahammülsüzlük, bu hırçınlık nasıl oluştu.

Kaç gündür yüreğim daralıyor, uyuyamıyorum.

Peki soruyorum;

Ey Arzu Aydın,

Ey Fehmi Küpçü,

Ey Tanju Özcan,

Ey İl Başkanları,

Ey Sivil Toplum Örgütü Başkanları,

Ey Rektör Bey,

Ey akademisyenler,

Sosyologlar, dernekler, oda temsilcileri

Sahi söyleyin,

Siz başınızı yastığa koyup uyuyabiliyor musunuz?

Bolu’da son dönemlerde yaşananları düşünüp, ağlıyor musunuz?

Kurban olayım, bana da söyleyin;

Nasıl hiçbir şey yokmuş gibi yaşıyorsunuz,

Gayri benim dayanacak gücüm kalmadı...

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Mehmet DEMİRCİ yazıları

6TEM2021