Başlangıçta bu denli bir etki yaratabileceği ve çok büyük kitlesel bir kullanıcı topluluğuna ulaşabileceğini kurucularının bile aklına geldiğini düşünmüyorum.
Birinci evresinde okul yıllığı mantığıyla masumane bir şekilde yakın arkadaşların birbirlerinden haberdar olma işlevini yerine getiren sosyal medya platformları bugün Dünya’da ki egemen güçlerin toplum mühendisliği yönetimi için çok büyük ve önemli bir kaynağa dönüşmüştür.
Kullanım oranlarına bakıldığında ekonomik ve sosyokültürel olarak orta ve altı ülkelerin başı çektiği çok rahatlıkla görülebilmektedir. Ülkemizde çok ciddi anlamda sosyal medya esaretine düşmüş adeta bir sosyal medya sömürgesi olmuş ülkelerin başında gelmektedir.
Nüfusumuzun %60'lık kısmını oluşturan 48 milyon internet ve aktif sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır. Nüfusun %89 gibi büyük bir kısmını oluşturan 71 milyon mobil abonelik bulunmakla birlikte sosyal medyaya mobilden yani cep telefonlarından bağlanan kişi sayısı 42 milyon olarak açıklanıyor. Bu da Türkiye’nin her yönüyle sosyal medya bağımlısı bir ülkeye dönüştüğü gerçeğini gözler önüne seriyor. Bağımlılık kelimesini anlamını kısaca kişinin kullandığı herhangi bir madde, nesne veya davranış şeklinde kontrolü kaybetmesi olarak açıklayabiliriz. Merak etmek, öğrenmek, yalnızlığımızı gidermek, gösteriş yapmak ispat etmek, beğenilmek, sahiplenilmek, ilgi çekmek ve yaranmak gibi sosyal güdülerimiz bizleri sosyal medyanın kucağına itmektedir.
Gelinen noktada gündelik hayatın sıradan bir parçası olan sosyal medya kullanıcılığımız, bu platformların imtiyaz sahipleri tarafından çok farklı şekilde kullanılabilmektedir.
Bir toplumun, ya da bir ülkenin güçlü ve zayıf yönleri, zaafları, tepki değerleri, ilgi alanları ortaya çok rahat bir şekilde çıkabilmekte hatta bölgesel IQ düzeyi gibi farklı ölçümlemelerde sosyal medya üzerinden yapılabilmektedir. Kısaca sosyal medya sıradan bir gazetenin veya televizyon kanalının işlevinin çok çok ötesine taşınmış bir güçtür. Her ne kadar sosyal medya kullanıcıları olarak maddi ve manevi çeşitli kazançlar sağlasak da gerçek anlamda bütün sosyal medya kullanıcıları birçok açıdan ciddi anlamda kullanılmaktadır.
Bu sarmaldan kurtulmak için öncelikle tek bir kaynaktan ruhsal ve sosyal beslenmeyi bırakmamız gerekiyor. Sosyal medya, haber kirliliğinin en çok olduğu, asparagas haberlerin en üst düzeyde yapıldığı, algı operasyonlarının en güçlü legal zemini olarak karşımıza çıkmaktadır. Doğruya ulaşmak adına farklı kaynakları da devreye sokmamız ve sağlamalı gitmemiz gerekiyor. Sadece kendi düşünce dünyamıza hitap eden değil farklı görüşlerinde neşriyatı yapan kanalları, gazeteleri yazarlar takip etmek, fikir dünyamızın gelişimine ve doğruyu bulmamız daha çok fayda sağlayacaktır.
Sosyal Medya kullanımını gün içinde sınırlandırmak en doğru yaklaşımdır. Sadece çalışan insanlar için değil çalışmayan insanlarında zaman planlaması yapmaları kendilerini daha verimli bir yöne çekecektir. Sosyal Medya ’da saatlerce benzer konular içinde kalmanın ne insan beynine ne de ruhuna en ufak bir katkı sağlamadığı bilimsel olarak da açıklanmıştır.
Su gibi akan zamanımızı sosyal medyaya hapsetmeme dileğiyle…







