Sorunun oldukça önemli cevaplarından bir tanesi; kamu harcamalarında ki yüksek ve kontrolsüz meblağlardır. Bu durum aynı zamanda Türkiye’de ki yüksek enflasyonun da en önemli sebeplerindendir. Kamu harcamaları kontrol altına alınmadığı takdirde ülke enflasyonu da hiçbir zaman istenen seviyelere gelmeyecektir. ‘Devlet Malı Deniz Yemeyen Keriz’ deyimini diline pelesenk etmiş bir ülkeden daha iyi bir beklentiye girmek biraz iyimserlik olurdu tabi. Yokluğu ve zorluğu yaşamış nesillerin torunlarının damarlarındaki asil kan maalesef son yıllarda iyice sulandı. Maddi hülyalara yenik düşen özgün Anadolu insanı karakteri tarifi zor bir varlığa dönüştü. Üzülerek söylüyorum ki ciddi bir değişim ve başkalaşım yaşayarak sadece kendini düşünen insan topluluğuna evrildik.
Geçtiğimiz Ocak ayı içinde tamı tamına 27 yıldan beri aynı tarihlerde gittiğim Frankfurt’taydım. Frankfurt Almanya’nın ve Avrupa Birliği’nin finans ve fuar merkezidir. Şehir genel hatlarını yılardır korumaktadır. Tarihi binalara hiç kimse dokunamaz orijinal şekilde ya korunur ya da durumu iyi değilse birebir rekonstrüksiyon olarak inşa edilir. Tarihi niteliği ve orijinalitesi olmayan binalar da kullanım ömrünü doldurduğu için yıkılıp güncel teknoloji ve mimari ile yenilenir. Frankfurt merkezde de bizim Bolu merkez de olduğu gibi en önemli perakende aksı trafiğe kapatılmış bir yoldur (ZEİL). Tabi boyutsal olarak çok farklıdır. Tam 27 yıldır bu trafiğe kapalı alan üzerinde 2 tane kafe bulunmaktadır. Bir üçüncüsü hiç olmadı. Yine bu yol üzerinde hiçbir zaman zeminin şeklinin ve malzemesinin değiştirildiğine hiç şahit olmadım. Muhakkak ki bazı onarımlar olmuştur ama bu onarımları eskisinden ayırt edemezsiniz.
Yapılan iş öyle sağlam ve uzun ömürlü yapılıyor ki yenilenmesine ihtiyaç kalmıyor. Doğal olarak o trafiğe kapalı alanda ki binalar yıkılıyor yenileri yapılıyor ama inşaat süresince inşaat sınırlarının dışında kalan yol ve kaldırım asla bozulmuyor. Bu süre zarfında çeşitli ekipmanlarla hem koruma altına alınıyor hem de hem yayaların hem de inşaat araçlarının kullanımına açık tutuluyor. Böylelikle kamu yap boz mesaisinden ve israftan kurtuluyor. Tabi bunlar bizim için son derece ütopik şeyler. Ne olacak eski malzemeyi kaldırırız yeni malzemeyi serer üstüne geçeriz. Veririm parasını yenisini yaptırırım gibi çözümlemelerimiz bizim zengin görüntülü fakirliğimizin dışa vurumudur. Sürdürülebilirlik, tasarruf, zaman kullanım kimin umurunda! Almanya gibi büyük ama fazla veren ekonomilerin arkasında bu hassasiyet yatar. Çünkü orada devletin malı kutsaldır. Hiç kimse babasının malı gibi davranamaz.
Aynı bölgede 2000 yılında (Frankfurt Zeil) çalışma arkadaşım Bülent Özdemir le çektirdiğimiz bir hatıra fotoğrafı ve 2025 yılında yapılan büyük bir inşaat sırasında koruma altına alınan kaldırımların fotoğrafları dikkatinize sunuyorum. Acaba bizim İzzet Baysal Caddesi Son 25 yılda kaç defa sil baştan yapıldı!











