Kilise en basit anlamıyla Hıristiyanların ibadet etiği yerdir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu Coğrafyası da Hristiyanlık tarihinde önemli bir yer tutar. İlk mağara kilise olarak bilinen St. Pierre Kilisesi, Antakya-Reyhanlı yolu üzerinde, Stauris Dağı'nın (Haç Dağı) (Habibi Neccar Dağı) batı yamacında yer almaktadır. Türkiye’nin zengin kültürel mirasına ait yüzlerce kilise ve şapel bulunmaktadır. Osmanlı’dan günümüze farklı dinlere ve cemaatlere duyulan saygı ve hoşgörü bugün bu yapıların ayakta kalmasını ve korunmasını sağlayan önemli bir faktördür.
Her ne kadar Bolu olarak kültürel mirasa olan bakış açımızın oldukça zayıf ve olumsuz olduğunu söylesem de bazı güzel işlerin yapılması beni gerçekten sevindiriyor. Bunlardan biride Gerede ilçemizde ki, Kiliseli Han veya Kiliseli Tüccar Hanı’dır. Restorasyon çalışmalarıyla turizme kazandırılmış, Gerede’ye ve Bolu’ya değer katmıştır. Han Bizans ve Osmanlı dönemi eseri olarak tescillenmiştir. Kiliseli Han ismi de büyük bir olasılıkla han içinde bulunan bir şapel den kaynaklanmaktadır ve yüzyıllardır Kiliseli Han olarak bilinmektedir. Bugünkü haline getirilmesinde kimin emeği varsa herkesten Allah razı olsun. Son 25 yıldır ülkemiz demokratik tek parti yönteminde yol almakta olup mamulünüz muhafazakâr anlayışın etkisi altındadır. Hal böyle olunca da birçok kavram karmaşası, kısmi dayatmalar karşımıza çıkabilmektedir. Öyle gözüküyor ki bizim Gerede de bulunan Kiliseli Tüccar Hanı’ da bundan nasibini almakta. Kimilerine göre Tüccar Hanı, kimilerine göre Kiliseli Han, kimilerine göre de Kiliseli Tüccar Hanı olarak adlandırılıyor.
Bolu Valiliği de instagram sayfasında güzel bir reel videosuyla Kiliseli Tüccar Hanı’nın tanıtımını yapmış. Video da ki görüntülerde eğer dikkatli bakarsanız tabelada Kiliseli Tüccar Hanı yazarken videonun yazılı açıklama kısmında ise. Gerede’nin saklı hazinelerinden biri: Tüccar Hanı yazmakta! İşte bu noktada itirazım var. Yukarıda bahsettiğim gibi ya dayatma düşünceler devreye giriyor ya da bir kelime unutkanlığıyla yüzyıllardır kullanılan bir isim resmi bir temsil sayfasında yok sayılmaya çalışıyor.
Bugüne kadar Dünya üzerinde birçok Kiliseyi ziyaret ettim etkilenme noktasında tarihi ve mimarı yönleri hariç hiç birisi beni din değiştirecek bir düşünceye sevk etmemiştir. Kiliseler soğuk yapılardır. Genel olarak ürperticidir. Hiçbir Cami’nin sıcaklığını kiliselerde bulmazsınız. Sadece bir dinin ve cemaatin ibadet yerleri olduğu için saygı duyar, ziyaret ettiğim zaman kendime özen gösteririm.
Uzun lafın kısası ne Kiliselerden ne de Kilise isminden korkmayalım. Korkmamız gereken çok daha büyük tehlikelerle 24 saat yaşıyoruz. Adına Sosyal Medya dediğimiz, Tiktok, Snapchat, Facebook, Instagram ve türevleri... Birbiri arkasına hayata geçirilen TV dizleri; Çirkin, Mira, Yeraltı, Jasmine, Kasaba, Medcezir, Veliaht, Halef, Uzak Şehir, Kızılcık Şerbeti ve benzenleri. Sabah Kuşağı kadın programları, Spor tartışma programları. Bu ülkenin tüm değerlerini alt üst etmek için yapılan ve topluma bilinçli bir şekilde enjekte edilen zehirlerdir.
Esas korkmamız gereken beynimizi ele geçiren ve özellikle gençlerimize hükmeden ve yoldan çıkaran bunlardır.







