Gönlümüze muhabbeti nakşetmektir

Gönlümüze muhabbeti nakşetmektir

Bayram emredilen bir ilâhi görevi yerine getirmenin heyecan ve sevincini birlikte yaşayıp, yaşatabildiğimiz sevinç, neş’e ve mutluluk günü demektir. Bayram yüreğimizde hissedip yaşadığımız saadetin bir tezahürüdür.

Asrımızda modern, ultra lüks gibi adına ne denilirse denilsin kendimizi hapsettiğimiz kuş kafesi misali üst üste yığılan, yan yana dizilen apartman hayatında çevreye, insana, akrabalığa, komşuluğa yabancılaşmakta, bireysellikte mutluluk aramaktayız. Hayatı kuş kafesi misali evlerde, kare yahut dikdörtgen bir yapının iç içe geçtiği bir ortamda, yine kare ve dikdörtgen oyuncaklarımız telefon, televizyon, bilgisayar gibi karelerde tutuklu kalan gönüllerin sevinci, mutluluğu doyasıya duyması mümkün mü?

Bayramlar, aynı inanç, tarih ve medeniyet mensuplarının müşterek sevinç ve neşe günleridir diyoruz. Kültürümüzün her bir öğesi birlikteliğe, paylaşmaya, ortak hisle yaşayıp yaşatmaya bağlı. Yine inancımız İslâm dini inananların birlikteliğine dayalı. Kulluk paydaşında birleşmeyen, ümmet olmanın sırrını bilmeyen, insan olarak yaratılmanın gayesini çözememiş, paylaşmanın yüceliğini ve bereketini bilmeyen, mensubu olduğu milletle bütünlükte ve aidiyet de sıkıntısı olan bir gönülde bayram nasıl olacak. Kendi kendine gülene deli diyoruz da kendi kendine bayram yapmaya çalışana göz yumuyoruz. İnsanın kendi kendine bayramı olsa olsa günümüzdeki turistik gezilerin artmasına yönelik tatillerle gelen tüketim hazzı olur sanırım. Bayramlar, Rabbimize, kendimize ve en yakınımızdan en uzağımızda olanlara karşı sorumluluklarımızı hatırlatmalı. Kırgınlıklarımızı gidermek, akrabalarımızla, komşularımızda, dost ve arkadaşlarımızla, milletimizle kardeşlik ve mensubiyet bağımızı ve muhabbetimizi yeniden tesis etmeyi bilmeliyiz. Sevgi ve merhamete muhtaç yetim, öksüz, garip ve kimsesizlerin kimsesi olup onları sevindirerek, ulaşabileceğimiz her noktaya teneffüs ettiğimiz bayram sevincini taşımaya çalışmalıyız. Bayramları anlamlı kılan, can taşıyan her varlığın bu iyilik ve güzellik ikliminden en güzel şekilde istifade etmesidir. Sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının ihyasına hiçbir şey engel değildir. Bunun için yapmamız gereken en önemli şey, evimizi gönlümüzü tam bir bayram yerine dönüştürmektir. Gönlümüze muhabbeti, yüzümüze tebessümü ve dilimize tatlı sözü nakşetmektir.

Bayram tatil değil, ortak coşkuyu iliklerine kadar hissederek, bir araya gelerek, bilerek yaşamak ve yaşatabilmek için gönülden gönüle köprüler kurmanın gayretidir. Kardeşliği, dostluğu, akrabalık, komşuluk, arkadaşlık, büyüklük küçüklükle; sevgiyi saygıyı, birlik beraberliği, ortak sevinçte buluşarak, en sıcak şekilde aklında fikrinde yüreğinde hissederek yaşayıp karşısına bunu yansıtmak bayramdır. İnsanlardan, insanlıktan kaçarak, sırt dönerek, görmezden gelerek değil, güler yüzle karşına gelip kucaklaşarak, karşıdan selamla, tatlı bir kelamla laf atarak bayram yaşanır. Her fırsatta çevremizde, gönlümüzde duyduğumuz eski bayramlar özleminde önemli olan “geçmiş günler” değil, o güne anlam katan “insana” has özelliklerdir. Özlem “geçmiş bayramlara” da değil, o bayrama anlam katan değer bilen, değer veren, değer gören, “insan modeline”dir. Bayramları bu tür insanları örnek alarak unutulmaz hatıralara dönüştürme gayretini kendimizde görebilmeliyiz. 

Rabbim bu kutlu günleri milletimize ve İslam Âlemi’ne hayırlara vesile kılsın. Bayramı bayram bilip bayram gibi yaşayabilenlerden olmamızı diliyorum. Vicdan merhamet, adalet, vefa ve sadakate sarılıp, yüreği sevgi, hoşgörü ve iyilik dolu; gönül dili ile konuşan tatlı dilli, yüzü güleç, eli cömert, sözü özü doğru olup dinlenen, elinden dilinden belinden herkesin emin olduğu Müslümanlardan olmamız duasıyla Bayramınızı yürekten kutluyor, selamlarımı iletiyorum.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Siyami PALAZOĞLU yazıları

1NİS2025