Türkiye’de uyuşturucu kullanımı ve uyuşturucuya bağlı suçlar, son yıllarda yalnızca bireyleri değil, aileleri ve toplumu derinden etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda. Resmî veriler, uyuşturucuya bağlı ölümlerin yeniden artış gösterdiğini, yargı sisteminin büyük ölçüde kullanıcı dosyalarıyla karşı karşıya kaldığını ve sentetik maddelerin hızla yaygınlaştığını ortaya koyuyor.
Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller' anlayışıyla 2026 yılının 'Bağımsızlık Yılı' olarak ilan edilmesinin ardından Yeşilay Bolu Şubesi bağımlılıkla mücadelede birçok projeyi hayata geçirdi.

Bu kapsamda Yeşilay Bolu Şubesi, bağımlılıkla mücadelenin merkezine aileyi alan çalışmalarıyla dikkat çekerken Yeşilay Bolu Şubesi Başkanı Dr. Bayram Erden; “Bağımlılıkla mücadele, bireyi kurtarmanın ötesinde, aileyi ayakta tutma mücadelesidir. Güçlü aileler, bağımlılığa karşı en güçlü koruyucu kalkandır” ifadelerine yer verdi. Dr. Bayram Erden, bağımlılığın yalnızca bireysel bir sorun olmadığı, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğu vurgulandı. Dr. Erden, bağımlılığın bu yönüyle “bir aile hastalığı” olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
ÖLÜMLER YÜZDE 42 ARTTI: AİLELER İÇİN ALARM VERİYOR
Yeşilay Bolu Şube Başkanı Bayram Erden açıklamasında; “Narkotik raporlarına yansıyan verilere göre, uyuşturucuya bağlı ölümler bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 42 oranında artış gösterdi. Özellikle genç yaş gruplarında yoğunlaşan bu artış, yalnızca bireylerin değil, ailelerin de ağır bedeller ödediğini gözler önüne seriyor. Vakaların önemli bir bölümünde birden fazla maddenin birlikte kullanılması, hem tedavi süreçlerini hem de ailelerin yaşadığı travmayı daha da derinleştiriyor. Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü verileri, uyuşturucu suçlarında yargı yükünün büyük ölçüde “kullanma ve kullanmak için bulundurma” dosyalarından kaynaklandığını gösteriyor. Bu tablo, sorunun yalnızca ceza boyutuyla değil, önleyici ve aile temelli yaklaşımlarla ele alınmasının zorunlu olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

“BAĞIMLILIK YALNIZCA BİREYİN DEĞİL, AİLENİN DE SINAVIDIR”
Yeşilay Bolu Şube Başkanı Dr. Bayram Erden, bağımlılığın ahlaki bir zafiyet olarak görülmesinin hem bireyi hem de aileyi yalnızlaştırdığına dikkat çekti. Erden, bağımlılığın; erken çocukluk döneminde yaşanan yoksunluklar, aile içi iletişim sorunları, akran baskısı ve gerçek ile sanal çevredeki riskli etkenlerle yakından ilişkili olduğunu vurguladı. Bağımlı bireyin çoğu zaman ailesinden ve çevresinden uzaklaştığını belirten Dr. Erden, bu süreçte ailenin tutumunun tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. Suçlayıcı, baskıcı ve yargılayıcı yaklaşımların süreci zorlaştırdığını belirten Erden, ailelerin empati temelli ve profesyonel destekle ilerlemesinin hayati önemde olduğunu dile getirdi.
YEŞİLAY VE YEDAM AİLELERİN YANINDA
Yeşilay’ın önleyici eğitim çalışmaları, ailelere ve gençlere yönelik farkındalık faaliyetleri ile Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) aracılığıyla sunulan ücretsiz ve gizli danışmanlık hizmetleri hakkında da bilgi veren Dr. Erden, YEDAM’ın yalnızca bağımlı bireylere değil, bağımlı yakınlarına da destek sunduğunu vurguladı.
TOPLUMSAL DESTEK ÇAĞRISI
Yeşilay Bolu Şubesi Başkanı Dr. Bayram Erden, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kurumların değil; ailelerin, medyanın, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunun altını çizdi. Önleyici çalışmaların güçlendirilmesi ve ailelerin yalnız bırakılmaması için herkesin bu sürece katkı sunması gerektiği ifade eden Dr. Bayram Erden, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: Bağımlılıkla mücadele, bireyi kurtarmanın ötesinde, aileyi ayakta tutma mücadelesidir. Güçlü aileler, bağımlılığa karşı en güçlü koruyucu kalkandır.”








