YENİ DÜNYA DÜZENİNE TÜRK ENGELİ

YENİ DÜNYA DÜZENİNE TÜRK ENGELİ

9 Kasım 1989 tarihinde Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla başlayan Komünizmin yıkılması süreci, 25 Aralık 1991 tarihinde SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un istifa etmesiyle tamamlanmış, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan ve ABD ile SSCB etrafında oluşan esnek iki kutuplu Dünya Sistemi de sona ermiştir.

SSCB’nin tarih sahnesinden silinmesi üzerine Dünya üzerinde tek hegemonik güç olarak kalan ABD’de Başkan

 

George Bush, bundan sonra Dünya Sistemi’nin Amerikan çıkarları doğrultusunda değişeceğini yani ABD’nin etki alanı içinden gelişecek düzeni tarif etmek için ‘’Yeni Dünya Düzeni’’ kavramını kullandı. Kimyasal ve biyolojik silahlarla mücadele, liberal demokrasi, evrensel barış ve insna haklarına saygı, ABD’nin oluşturmak istediği Yeni Dünya Düzeninin gerçek niyetini gizlemeye yarayan sembol kavramlar olmuşlardır.

Kimyasal ve Biyolojik Silahlarla mücadele adı altında zengin petrol rezervlerine sahip Irak’a karşı başlatılan ve Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle sonuçlanan iki Körfez Savaşı ve yine otoriter rejimleri devirip, yerlerine sözde demokratik rejimler koymak için Arap Halklarının kışkırtılması sonucu başlatılan Arap Baharı, ABD’nin Yeni Dünya Düzenine giden yolun birer aracı olmuştur. Libya’da Kaddafi’nin Devrilmesi, Suriye’de ise Beşar Esad Rejiminin devirilmeye çalışılması, bu ülkelerde yaşayan haklara özgürlük yerine istikrarsızlık ve ölüm getirilmesi, kan ve gözyaşından bıkan halkların Yeni Dünya Düzeni’nin yeni sömürgecilik tarzına razı edilmesi sürecidir.

Yeni Dünya Düzeninin en belirgin özelliklerinden biri de El Kaide ve IŞİD gibi terör örgütleri aracılığıyla küresel güçlerin vekalet savaşları yürütmesidir. Özellikle Irak ve Suriye’de IŞİD’in bölgeyi istikrarsızlaştırması her geçen gün ABD adına yürütülen bir faaliyet olarak görülmektedir. PKK’da yine AB ve ABD adına Türkiye’ye karşı vekalet savaşı yürüten bir diğer terör örgütüdür.

Yeni Dünya Düzeni’nin Türkiye ile ilgili planı ise, Türkiye’yi Orta Anadolu’da küçük bir alanda hapseden, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da kukla birer Ermeni ve Kürt Devleti kurmayı amaçlayan Sevr Hayallerini yeniden hayata geçirmektir. Aslında bu hayal sadece Yeni Dünya Düzeni’nin değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar her fırsatta hayata geçirilmek istenen bir hayaldir. Yeni Dünya Düzeni ile yapılmak istenen, Orta Doğu’da başlatılan bir yangının Türkiye’yi de sarması ile başlatılan bir istikrarsızlığın Türkiye’de bölünmeye yol açmasıdır. Irak Savaşı’nın ardından Irak’ın Kuzeyi’nde kurulan otonom Kürt Yönetimi ve Suriye’nin Kuzeyi’nde oluşturulmaya çalışılan başka bir Kürt Yönetimi ile Türkiye’nin Kürt Kuşatması altına alınmak istenmesi, PKK eliyle Doğu’da elde edilmeye çalışılan sözde özerk Kürt Devleti girişimleri, Lozan’da yırtılıp atılan Sevr’in, Yeni Dünya Düzeni ile Türkiye’de uygulanmaya çalışılmasıdır.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde başlattığı ve dışa bağımlı olmadan tamamen milli menfaatlere dayalı dış politika hamleleri, öteden beri Türkiye’nin bu tür dış politika hamlelerine alışkın olmayan AB ve özellikle ABD yönetiminde şaşkınlık yaratmış ve bu şaşkınlık,

 

15 Temmuz’da ABD adına bir başka vekaleten terör faaliyeti icra eden FETÖCÜLER’in ihanetine dönüşmüştür. FETÖ ihanetini bastıran Türkiye, bu ihanetin destekçilerine Suriye’de Fırat Kalkanı Harekatını başlatarak cevap vermiştir. Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekatı ile sürdürdüğü agresif politikanın Misak-ı Milli sınırlarımız içerisinde yer alan Musul üzerine yoğunlaşması ABD’de endişe yaratmış ve bu endişenin neticesi olarak da Irak’ta oluşturduğu kukla hükümet üzerinden Türkiye’ye tehditler savurmaya başlamıştır. Özellikle Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması, Suriye konusunda Rusya’nın Türkiye’ye karşı olmayan tutumu, Kurtuluş Savaşımızdaki Türk-Rus yakınlaşmasını hatırlatmakta ve ogünkü emperyalistlerin bugünkü mirasçılarında hoşnutsuzluk yaratmaktadır. Türkiye’nin Irak Kukla Devleti’nin tehditlerine kulak asmaması, Musul konusundaki kararlı duruşu ve milli menfaatlerimizin korunacağına dair sert söylemleri Yeni Dünya Düzeni aktörlerinin oynamak istediği oyunu bozmuştur.

Türkiye’nin denklem dışında tutulduğu bir Yeni Dünya Düzeninin kurulamayacağı artık gözler önüne serilmiştir. Özellikle Orta Doğu’da kurulmaya çalışılan düzenden doğrudan etkilenecek bir ülke olan Türkiye’nin sürece aktif müdahalesi kendi varlığına oluşacak tehditlerin bertarafı için kaçınılmazdır.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
15EKİ2016