VATAN ELDEN GİDİYOR G T OĞLANLARI DERDİNİZ HALA DEMİRCİ

VATAN ELDEN GİDİYOR G T OĞLANLARI DERDİNİZ HALA DEMİRCİ

Nasıl bir dil bulsam da anlatsam bilmiyorum.

Çaresiz kalıyorum…

Bu nasıl bir zihniyet kirlenmesidir.

Vatan elden gidiyor, ateşlerin içinde kavruluyoruz, Avrupası, Amerika’sı, İsrail’i ülkemi bölmeye, parçalamaya yemin etmiş,

Bizim zübüklerin derdi hala Mehmet Demirci,

Neymiş efendim;

Demirci, Milletvekilimiz Ali Ercoşkun’u eleştiriyor, Ercoşkun’la kavgalı, nasıl olurda, sen Ak Partili olarak Demirci’yle görüşürsün Ona destek verirsin…’

Neymiş Efendim;

Demirci, Ak Partiyi eleştiriyor, nasıl olurda Ak Partili olarak Onunla konuşursun.

Ulan g.toğlanı, vatan elden gidiyor, sen hala nifak sokmanın peşindesin…

***

Evet, diğer siyasi partileri eleştirdiğim gibi, Ak Partiyi de çok eleştirdim, hala eleştiriyorum ve eleştireceğim.

İlimizde Gazelle Otelde yapılan son Abant Toplantılarını iyi okuyun.

Sonuç bildirgesinin ana vurgusu; ‘Ak Parti kalmalı, R. Tayip Erdoğan gitmeli’ydi…

Bende her daim bunun tersini savundum;

Ak Parti gitmeli, R. Tayyip Erdoğan kalmalı’ dedim.

Paralelin bitmesi için Ak Partinin gitmesi şart dedim.

Şuanda da aynısını söylüyorum.

Tek bir fark var;

Bu kez Binalı Yıldırım’da kalmalı

diyorum…

Detaya girmeye gerek yok.

Anlamayan eşekleri eğitecek halde değilim.

30 santim bir çukur kazar, elimde armut ve ayna beklerim!

***

Gelelim 15 Temmuz öncesi ve sonrasına…

Bu bölümü Ak Partili arkadaşlarımız çok iyi okusunlar;

İmdat Aslan’la aramızda geçen muhabbeti daha önce yazmıştım.

15 Temmuzda başarılı olsalardı Bolu’da kimseye bir şey olmayacaktı.

O süngüyü benle, İmdat Aslan’ın ve birkaç vatan yüreklinin g.tüne sokacaklardı.

Ama şimdi durum öyle değil.

Bu bölümü açıklayarak devam edelim;

Farz edelim 15 Temmuzda başarı oldular;

Vali Bey’den başlayalım.

Vali Bey;

‘Bakın ben görevde olduğum süre içerisinde size bir şey yapmadık. Bir müfettiş kalkıp geldi Havadis gazetesinde çıkan haberleri ihbar kabul etti, İmdat Aslan’dan bilgi aldı ne yaptıysa o yaptı. Hazırladığı dosyalara soruşturma iznini de Bakanlık verdi. Ben ne yapayım’ deyip sıyrılabilirdi.

Milletvekili Ali Ercoşkun;

‘Ya ben daha ne yapayım. Kadrolaşmanıza sesimi çıkartmadım. Üzerinize gelmedim. Son dönemlerde birkaç açıklama yaptım, ona da mecburdum’ deyip postu kurtarabilirdi.

Başkan Yılmaz;

‘Ulan ne dediyseniz yaptık, yolunuzu açtık, her türlü imkanı verdik. Son 1 yıl Ankara sıkıştırdı bizde üzerinize geldik ama nankörlük yapmayın o kadar da olsun’ der paçayı kurtarabilirdi.

Fehmi Küpçü;

‘Beni karıştırmayın, ne haliniz varsa görün, ben bu işte hiç olmadım, bulaşmadım diyerek, sayimsuyum yok’ mazeretiyle kendini sağlama alabilirdi.

Nurettin Doğanay;

‘İl Başkanı olduktan sonra yaptıklarımı saymayın. Tayyip Bey dedi ben yaptım ne yapayım. Görevim bunu gerektirdi’ diyerek bir umuda tutunabilirdi.

Emniyet kanadı;

“17-25 Aralık sonrası bile üzerinize gelmedik. Birileri dosya hazırladı ama bakın hiç işleme koymadık. Hatta mecbur kalıp yaptığımız operasyonda çocukları üzmeyecektik ama Müfettiş Mehmet Bey’e takıldık’ bahaneleriyle kendilerini sağlama alabilirlerdi.

Yargı kanadı;

‘Bizim suçumuz ne, üzerinize hiç geldik mi? Bakın dosyalar rafta duruyor hiç birini açmadık. Bakanlıktan gelen soruşturma izinlerine mecburduk ne yapalım” diyerek kendilerini savunabilirlerdi.

Ama ben, İmdat Aslan, Müfettiş Mehmet Bey, Vali Yardımcısı Mustafa Özsoy, Cihangir Müdür, Dinçer Müdür,

 

17-25 Aralık sonrası bu yapının çökmesi için ifade veren, cesaret gösterip risk alan 10 civarında vatanperverin kaçacak hiçbir yeri olmayacaktı.

Kurşuna mı dizilirdik, süngüye mi geçirilirdik bilmiyorum.

Lakin bugün geldiğimiz bu noktada, sadece bizim değil, yukarda yazdığım isimlerin hiç birinin kurtulma ihtimali yoktur.

Hatta basında ki o dönemler kavga ettiğimiz ama şimdi dost yüreğimize sardığımız arkadaşlarımızda artık sığınacağı cümleleri kalmadı.

Allah göstermesin, ikinci bir darbe olursa, hepimizi kurşuna dizecekler, buna emin olabilirsiniz.

Artık sizde kurtulamazsın…

Bugün hala etrafınızda bazı kişileri korumaya, kollamaya kalkıyorsunuz ya, yapmayın.

Siz onlara acıyor ve kendinizden sayıyorsunuzdur belki,

Belki de, geçmişte yapılanların vefasına sığınıyorsunuzdur,

Sığınmayın…

Kırk kere söyledim size, bu g.toğlanlarından kardeş olmaz diye.

Kardeş yapmayın…

***

Neyse biz konumuza dönelim;

Demem o ki…

Artık, Alaaddin Yılmaz’da, Nurettin Doğanay’da, Ali Ercoşkun’da, Fehmi Küpçü’de, diğer gazeteci arkadaşlarımızda, hepimiz aynı gemideyiz.

Ve artık sizde bizle aynı kaderi paylaşıyorsunuz.

Onun için bu tehlike geçene kadar tüm savaş baltalarını gömdüm ben.

Şu işi bi halledelim, kurumlardan, okullardan, üniversiteden, sokaklardan, caddelerde FETÖ’yü bi temizleyelim, söz kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Söz tüm yazılarımı yine Ovit Yaylasından başlayıp, yârimin nazlı gerdanından geçip, Başkan Yılmaz’a bağlayacağım.

Söz yine cümlelerimle Nurettin Başkanı çileden çıkartacağım.

Söz yine Ali Ercoşkun’a yapmadığımı bırakmayacağım…

Ama bu süreçte dahi, sürekli nifak sokan, dedikodu çıkartan g.toğlanlarını da asla unutmayacağım…

Ne olur sizde unutmayın ve onları iyi tanıyın…

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
20EYL2016