Velayetlerle savaşma iş birliği yapmıştılar aslında.
İktidarı bilerek isteyerek ve iş birliği yaparak elde ettiler.
Bütün kadrolara bilerek isteyerek ve iş birliği yaparak ortak adamlarını yerleştirdiler.
Ülkenin nimetlerini bilerek isteyerek ve iş birliği yaparak ortak paylaştılar.
Ta ki muktedir olma ve mezhebi koruma duygusu hakim olana kadar.
Fetö’nün ekonomik ve uluslararası gücüne karşılık güç elde etmek isteyen iktidar, İranla iş birliği yaparak petrol ticaretiyle ekonomik güç, Rusya vasıtasıyla da uluslararası güç elde etmeye karar verince ortaklık bozuldu savaş başladı.
Çünkü Şii İran’la işbirliği yapmak iktidara ve ülkeye kazanım sağladığı için kamuoyunda İran'a sempati beslenecek (Rusya örneği gibi) özellikle emperyalist güçlerin kontrolünde ki cemaatlerin yaymaya çalıştığı kinin aksine Şiiliğe sempatiyle bakılacak dolayısıyla, yakın gelecekte çıkarılması için uğraşılan mezhep savaşlarının alt yapısı bozulmuş olacaktı.
Sanki İslam tarihinde 809 yılında Halife Harun Reşit öldükten sonra ki süreç yaşanıyor.
Tarih tekerrür ediyor.
Halife ölmüş
Arap (sünni)eşinden olan oğlu Emir.
İranlı (Şii) cariyesinden olan oğlu Memun.
Memun, ateş pereselikten dönerek Müslüman olan zeki ve örgütçü, aynı zamanda ilmi gelişmelere çok ilgi duyan Fazıl Bin Sehl le iş birliği yaparak, kardeşi Emir’i öldürmüş ve halife olarak iktidara oturmuştur.
Fazl Bin Sehl ve Halife Memun o dönemde ki Ehl-i Beytin din üzerinde ki velayetini ortadan kaldırmak için anlaşmışlardır.
Resulullah Efendimizin torunu 12 imamdan 8.si olan İmam Rıza yaşadığı Medine den hilafet merkezi TUS'a (Meşhed) zorla getirtilmiştir.
Bu arada Halife Memun, Veziri Fazıl Bin Sehl'in örgütlenmesine ses çıkarmamış.
Ordu kademelerine, valiliklere ve memuriyete vezir Fazıl Bin Sehl kendi adamlarını atamış adeta devleti avcunun içine almış, bütün ülkede istediği güce kavuşmuştur.
İmam Rıza’nın TUS da ki varlığı halifeyi sıkıntıya düşürmüş.
Halka verdiği sohbetlerde yöneticilerin adil ve hakka hukuka riayet etmesini, zalimlikten uzak müşfik ve halka yakın olmasını telkin eden Ehl i beyt imamı büyük sempati toplamaya ve diğer ülkelerden de gerek din adamlarının gerekse halkın yoğun ziyaret ettiği kişi olmuştur.
Türklerin bu dönemde İmam Rıza’ya yakın durmuş ve kitleler halinde Müslüman olmuşlardır.
Bu arada ülkede karışıklıkla baş göstermiş Sünni Araplar, İranlıların kritik noktalarda ki görevlerinden rahatsız olmuş ve isyana başlamışlardır.
Halife Memun, iktidar olmasına rağmen muktedir olamadığını velayetleri ortadan kaldırmak isteyen vezirinin velayet sahibi olduğunu fark edince muktedir olmak için plan yapmaya başlar.
İlk iş olarak kardeşi Emiri öldürenleri yakalayıp kardeşimin intikamımı aldım diyerek Fazl Bin Sehl e ilk darbeyi vurur.
Bu Sünni Arapları tatmin etmemiştir.
Daha büyük bir eylem beklerler.
Halife Memun, kendisine iktidarı sunan, tecrübe kazandıran, devlet yönetiminde yol gösteren veziri Fazl bin Sehl i bir hamam sefasında öldürtür.
Halife büyük bir yükten kurtulmuştur ancak başka bir velayet makamı daha hilafetini tehdit etmektedir.
Bu da hiç bir surette Kuran’dan ve sünnetten ayrılmayan makam ve mevki kabul etmeyen halk için hak yolunda yürüyen imam Rıza dır.
Ve muktedir olma kararlılığında ki halife nihayetinde İmam Rıza’yı zehirleyerek iktidarında muktedir olur.
Tarihin ikinci tekerrürü olayı ise; Sünni ve Şii Müslümanlardan devlet yönetiminde istediği sadakati ve görev bilincini göremeyen Halife Memun, ülkemizde 15 Temmuz sonrasında Cumhurbaşkanı devleti için canını vermekten çekinmeyen Türk milletine nasıl sarıldıysa, o da TÜRK’lere yönelmiş ve devlet kademelerinde;
Türk olanlara görev vermeye başlamıştır.
Türk milleti devlet ve vatan bekası için tarihin hiçbir döneminde zaaf göstermemiştir.
Türk milleti tarihin hiçbir döneminde Vatan ve devlet hainlerini de affetmemiştir.
Türk milleti aynı zamanda Milli ve manevi değerlerine saygı duymayı başında kim olursa olsun zaman içinde öğretmiş ve hizaya da getirmiştir.
Türk milleti tarihinin Osmanlıdan ibaret olmadığını da öğretecektir.
Tekerrürler oldukça.








