TMMOB 17 AĞUSTOS DEPREMİNİ UNUTMADI

TMMOB 17 AĞUSTOS DEPREMİNİ UNUTMADI

17 Ağustos 1999 Marmara Depreminin 20 yılında TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve TMMOB Bolu İl Koordinasyon Kurulu basın açıklaması yaptı. Depremin hala ülkemizin en büyük sorunu olduğuna işaret eden TMMBO, Depremin değil bilim ve tekniği yok sayan, günübirlik çıkar odaklı ve ranta dayalı bozuk yapı üretim sürecinin insanları öldürdüğünü açıkladı.

Türkiye’nin en büyük ikinci depremi olarak tarihe geçen 17 Ağustos 1999 depremi, Salı günü saat 03:01'de başladı ve 45 saniye sürdü. Deprem 7.4 büyüklüğünde merkez üssü Gölcük olmak üzere Marmara bölgesinde hissedildi. Resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. 5 bin 840 kişi de kayboldu.

‘HATIRLATMAYI TOPLUMSAL BİR SORUMLULUK OLARAK GÖRÜYORUZ’

Tüm Türkiye’yi yasa boğan depremin üzerinden tam 20 yıl geçti. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve TMMOB Bolu İl Koordinasyon Kurulu’da 17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen depremde yaşanan acıların tekrar yaşanmaması için basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını yapan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi Bolu Temsilcisi Nazmi Uçar, “Depremin hala ülkemizin en büyük sorunu olduğunu hatırlatmayı toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü deprem önlemlerini almakta, toplumu depreme karşı bilinçlendirmekte, yapılaşmayı deprem tehlikesini gözeterek düzenlemekte, birinci derecede sorumlu olan siyasi iktidarın konuya yaklaşımını yanlış buluyor, toplumun güvenle geleceğe hazırlanmadığını düşünüyoruz

“RESMİ KAYITLARA GÖRE 100 BİN CİVARINDA İNSAN HAYATINI KAYBETMİŞTİR”

Türkiye bir deprem ülkesidir. Topraklarının ve nüfusunun büyük bir bölümü deprem tehlikesi altındadır. Türkiye topraklarında 1900’lü yılların başından günümüze otuza yakın büyük ölçekli deprem meydana gelmiş ve resmi kayıtlara göre 100 bin civarında insan hayatını kaybetmiştir.

‘ÖLDÜRENİN DEPREM DEĞİL GÜNÜBİRLİK ÇIKAR ODAKLI VE RANT’

Buna karşın deprem bir doğa olayıdır. Öncelikle bu gerçek kabul edilmelidir. Bu konuda neredeyse özdeyiş haline gelen “deprem değil uygunsuz konut öldürür” tanımlaması doğru ancak eksik bir tanımlamadır. Çünkü konut, yer seçiminden planlamaya, projelendirmeden programlamaya, inşadan denetlemeye uzanan ve bir bütünlük taşıması gereken yapı üretim sürecinin bir ürünüdür. Bu nedenle süreç bir bütün olarak ele alınmalı ve öldürenin deprem değil bilim ve tekniği yok sayan, günübirlik çıkar odaklı ve ranta dayalı “bozuk yapı üretim süreci” olduğu gerçeği görülmelidir.

‘AÇIKLAMA VE ÇALIŞMALAR DEPREM GERÇEĞİNİ ANLAMAMANIN ÖTESİNDE’

Depremle birlikte ortaya çıkan can ve mal kayıplarını “kadere” bağlamak, her afetten sonra günü kurtarma anlayışı ile yapılan açıklama ve çalışmalar deprem gerçeğini anlamamanın ötesinde insan hayatı ile kumar oynamanın örnekleri olarak değerlendirilmelidir.

‘YIK-YAP ANLAYIŞI İLE YENİ SORUN YUMAKLARI OLUŞTURMUŞTUR’

Ülkemizde halen yürütülmekte olan süreç, rant – talan politikalarına ve yoğun emek sömürüsüne dayanmaktadır. Bu kapsamda da ülke ekonomisinde inşaat işkolu ekonomiye sanal lokomotiflik yapacak bir “sektör” haline dönüştürülmüştür. 2012 yılında, halkımızın güvenli ve sağlıklı konutlarda yaşamasını temin etme söylemleriyle çıkarılan 6306 sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” kısaca “kentsel dönüşüm” yasası YIK-YAP anlayışı ile yeni sorun yumakları oluşturmuştur.

“BİLİM VE TEKNİĞE BAĞLILIĞIN GELECEĞİNİN BİRİCİK YOLU OLDUĞUNA İNANIYORUZ”

Sonuç Olarak; Bizler TMMOB ‘ye bağlı İnşaat Mühendisleri Odası ve Odalar Temsilciliklerinin yöneticileri olarak bilim ve tekniğe bağlılığın Ülkemizin ve halkımızın aydınlık geleceğinin biricik yolu olduğuna inanıyor ve bu inançla depremin bir afet değil doğa olayı olduğunu, onu afet yapanın rant yaratma politikaları ve buna bağlı olarak işletilen bozuk yapı üretim süreci olduğunu kamuoyu ile paylaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
16AĞU2019