Toprağı bilim ve teknolojiyle buluşturan, ülkemizin gıda güvenliği ve sürdürülebilir geleceği açısından stratejik bir öneme sahip olan tarım eğitimi ve öğretimi, 10 Ocak Tarım Bayramı dolayısıyla Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) ev sahipliğinde düzenlenen programda ele alındı. Bu kapsamda, BAİBÜ Ziraat Fakültesi tarafından Düzce Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Bolu Tarım ve Orman İl Müdürlüğü iş birliğinde “Tarım Eğitim ve Öğretiminin 180. Yılı, Tarım Bayramı” başlıklı program gerçekleştirildi.
İzzet Baysal Kültür Merkezi Mavi Salonda gerçekleştirilen programa; Bolu Vali Yardımcısı Hakkı Uzun, BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, BAİBÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa İmren, Düzce Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aybike Ayfer Karadağ, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Fatih Özdemir, Bolu Tarım ve Orman İl Müdürü Zekeriya Ar, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Aslan, akademik-idari personel, meslek odası temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

DEKAN İMREN: “TARIM, KÜRESEL SORUNLARIN MERKEZİNDE YER ALAN STRATEJİK BİR SEKTÖRDÜR”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını BAİBÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa İmren yaptı. Tarım eğitiminin, tarımın geleceğini belirleyen en temel güçlerden biri olduğunu belirten İmren, “Tarım, insanlık tarihi kadar eski bir faaliyet olmakla birlikte, günümüzde gıda güvenliği, iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilirlik ve kırsal kalkınma gibi küresel sorunların merkezinde yer alan stratejik bir sektördür. Bu yönüyle tarım artık yalnızca bir üretim faaliyeti değil, bilgi, teknoloji ve eğitim temelli bir kalkınma alanıdır.” diye konuştu.

ÖZDEMİR: “GIDA, GIDA GÜVENLİĞİ VE GIDA GÜVENİLİRLİĞİ KAVRAMLARI HAYATIMIZA GİRDİ”
TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Fatih Özdemir ise, ülkemizde tarım eğitiminin köklü bir geçmişe sahip olduğuna dikkati çekerek, kadim bir medeniyetin evlatları olarak, kanımızla, canımızla yurt edindiğimiz binlerce yıllık tecrübemiz ve tarihimizle yoğrulmuş topraklarımızda, yine binlerce yıldır tarım yaptığımızı hatırlattı ve bunun önemine değindi. Zaman geçtikçe birçok ihtiyacın da değiştiğini, tarımın da bu ihtiyaçlardan biri olduğunu kaydeden Özdemir, özetle “Artık tarım sadece karnımızı doyuran veya kendimize yetenin ötesine geçen son derece stratejik ve önemli bir alan haline geldi. Dünyada büyük krizler yaşandı. Örneğin pandemide gıda krizleri yaşandı. Gıda, gıda güvenliği ve gıda güvenilirliği kavramları hayatımıza girdi. Tarımın bir sonucu olarak üretilen gıdanın sürekli olarak bulunması ve arz edilmesi gıda güvenliğidir. Gıda güvenliği; tarım, hayvancılık, üretici, toprak, su ve bunların sağlığı ile sağlanıyor. Örneğin; Rusya-Ukrayna savaşı yaşanıyor. Bu iki ülkenin savaşı, sadece bu ülkeleri değil, tüm dünyayı etkiledi. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen girişimlerle bu kriz kısmen çözüme ulaştı. Orada üretilen buğdayın dünyanın diğer alanlarına ulaştırılması ile ilgili girişimler sonuç verdi. Ulaşamasaydı, gıda krizi, açlık ve ekmeğe ulaşamama gibi sorunlar ortaya çıkacaktı. Üretim ve ticari dengelerde de birtakım sıkıntılar yaşanacaktı. Aslında küçücük bir dünyada yaşıyoruz. Bir yerde yaşanan kriz hepimizi etkileyebiliyor. Özellikle gıda krizleri, gıda güvenliğinde oluşan problemler de bu daha çok görülüyor.” ifadelerini kullandı.

REKTÖR SÖZBİR: “TARIM; TOPLUMSAL REFAHIN VAZGEÇİLMEZ UNSURLARINDAN BİRİDİR.”
Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir ise, bugün burada tarım eğitimi ve öğretiminin 180 yıllık geçmişini, bilimsel yönünü ve geleceği dönük vizyonunu değerlendiriyoruz. Tarım; gıda güvenliğinin teminatı, sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı ve toplumsal refahın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Her iki üniversitemiz de bilgi üretme, nitelikli insan kaynağı yetiştirme ve bilimsel çıktıları sahayla buluşturma görevi kapsamında, tarım sektörünün gelişimine önemli destekler sunmaktadır. Geleneksel bilgi ve modern teknolojiyi bir araya getiren bu anlayış, tarımın geleceğinin şekillenmesinde en güçlü uzuvlardan biridir.” dedi.

REKTÖR YİĞİT: “BİR ÜLKE GIDA ÜRETEMİYORSA, O ÜLKENİN BAĞIMSIZLIĞI PAMUK İPLİĞİNE BAĞLIDIR”
BAİBÜ Rektörü Prof. Dr. Faruk Yiğit ise yaptığı konuşmada, bugün sadece akademik bir meseleyi değil, bu kadim coğrafyanın geleceğini yani varoluş mücadelesini konuşmak için burada olduğumuzu söyledi. İçinde bulunduğumuz yüzyılın, güç dengelerinin değiştiği bir dönem olduğuna işaret eden Rektör Yiğit, “Eskiden ülkeler arası mücadeleler sadece enerji koridorlarında yapılıyordu. Bugün ise mücadele, su havzalarında ve buğday tarlalarında da veriliyor. Savunma sanayimiz ve teknolojimizle gurur duyuyoruz. Bir devlet için savunma sanayi ne kadar önemli ise, hayati ise, tarımda artık en az o kadar hatta daha stratejik bir öneme sahiptir. Çünkü son gelişmeler bize şu acı gerçeği öğretti: Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lideri olacaktır. Tam bağımsızlık kavramını sadece siyasi bir söylem olarak göremeyiz. Eğer bir ülke kendi vatandaşının karnını doyuracak gıdayı üretemiyor, buğdayını dışarıdan bekliyorsa, o ülkenin bağımsızlığını her zaman pamuk ipliğine bağlı olarak görmek durumundayız.” diye konuştu.

“TARIM; BİLİMİN, VERİNİN VE TEKNOLOJİNİN YÖNETTİĞİ BİR MÜHENDİSLİK SAHASIDIR”
Tam bu noktada üniversitelere büyük bir görev düştüğüne vurgu yapan Rektör Yiğit, “Tarım artık kara düzen bir uğraş değil, bilimin, verinin ve teknolojinin yönettiği bir mühendislik sahasıdır. Çiftçimiz toprağı işliyor ama biz bu toprağı bilgiyle, çiftçiyi doğru yöntemle buluşturmak zorundayız. Bilinçsiz sulama yüzünden topraklarımızı kaybediyoruz. Sularımızın büyük bir kısmını israf ediyoruz. Bu mirası torunlarımıza çorak bir arazi olarak bırakmaya hakkımız yok. Toprağı suyla buluşturmak yetmez. Çiftçiyi, üniversitenin ışığı ile buluşturamadığımız sürece bu denklem hep eksik kalacaktır.” dedi.

“KÖYLERİMİZ SAHİPSİZ KALMAMALI; ÜRETİM VE YAŞAM MERKEZİ OLMALIDIR”
Konuşmasının sonunda kırsal kalkınmanın önemine ve gıda israfına değinerek öğrencilere seslenen Rektör Yiğit, “Kırsal kalkınma dediğimiz, sadece köydeki vatandaşların gelirinin artması değildir. Kırsalı yeniden cazip hale getirmek, şehirleri boğucu kalabalığından kurtarıp tersine göç başlatmak, ancak sizin vizyonunuzla mümkündür. Köylerimiz sahipsiz kalmamalı; oralar üretim ve yaşam merkezi olmalıdır. İnsani bir yaraya parmak basarak sözlerimi tamamlamak istiyorum. Dünyada 800 milyon insan her gece yatağa aç girerken, gıdanın israf edilmemesi gerekiyor. Çiftçinin zor şartlarda alın teriyle ürettiği nimeti, bu kadar kolay harcamamamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

BİNİŞ GİYDİRME TÖRENİ YAPILDI
Açılış ve protokol konuşmalarının ardından Profesör, Doçent ve Dr. Öğretim Üyesi unvanı almaya hak kazanan 8 akademisyen için biniş giydirme töreni gerçekleştirildi. Törenin ardından Düzce Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü öğrencisi Eren Öz ve Üniversitemiz Ziraat Fakültesi Tohum Bilimi ve Teknolojisi Bölümü öğrencisi Sevgi Servi, toprağı anlamayı, doğayla uyum içinde üretmeyi ve bilimi sahaya taşımayı gerektiren tarım eğitiminin ülkemiz ve dünya için önemini vurgulayan konuşma yaptı.








