ŞEHVET MÜSLÜMAN VE İMAN

ŞEHVET MÜSLÜMAN VE İMAN

Muhafazakar bir şehrimiz de imamlık yapıyordu.

Sesi güzel, kıratı oldukça güzeldi, yakışıklıydı da.

Yaşı otuz beş civarında fiziği de oldukça iyiydi.

Mevlitler de özellikle tercih ediliyordu.

Evlere sıkça kuran ve mevlit okuması, hatim duası için çağrılıyordu.

Bir gün mahalleden orta yaşlı ve güzel bir kadın yanına geldi.

-Hocam hatim duamız ve mevlidimiz var. Evimizde yapmak istiyoruz. Bu çarşamba ikindi namazından sonra gelirimsiniz?

-Hay hay kardeşim. Siz hazırlığınız yapın komşularınıza ve akrabalarınıza haber verin,erkek cemaat da olsun ben gelirim.

Çarşamba günü ikindi namazını kıldırıp söylenen eve geldi.

Eve girdi ve bir odaya alındı.Çağıran hanım dış kapıyı kilitleyip imamın yanına geldi.

İmam; Cemaat nerede ?diye sordu.

Hatim matim yok hocam. Ben senin eve almak için çağırdım.

Benimle birlikte olmazsan yakamı başımı parçalar, bağırır çağırır bana saldırdı der ortalığı yıkar seni rezil ederim.

İmam ne yaptıysa, ne dil döktüyse kadını ikna edemedi ve rezil olmamak için kadınla birlikte oldu. Ve büyük bir üzüntüyle o günah evinden ayrıldı.

***

Yirmi yaşındaydı.

Çok yoksul bir ailenin çocuğuydu.

Oldukça yakışıklı ve atletik vücudu vardı.

Bir medresede kuran eğitimi alıyordu.

Dersleri bitince gıda malzemeleri satan dini bütün yaşlı bir tüccarın yanında çalışıyordu.

Tüccar bu yoksul gencin dürüstlüğünden dolayı hem çok seviyor hem de kuran eğitimini devam ettirmesi için teşvik ediyordu.

Bir gün Çevrenin çok tanınmış iş adamının genç ve çok güzel karısı geldi dükkana. Epey bir malzeme sipariş vererek evine döndü.

Verdiği siparişleri Tüccar gence vererek iş adamının evine götürmesini istedi.

Evin kapısına geldiğinde kapıyı çalmadan ev sahibesi kapıyı açtı ve malzemeleri içeri, mutfağa götürmesin istedi.

Delikanlı girdikten sonra kapıyı kilitledi ve mutfağa geldi.

Başı önünde çıkmak için kapıya yönelen delikanlının kolundan tuttu ve öpmek istedi.

Büyük bir korku ve mahcuplukla geri sıçradı.

Kadın :Bu kadar malzemeyi sırf seni eve getirmek için aldım.

Burada benimle birlikte olacaksın. Yoksa feryat figan eder seni idam ettiririm.(Olayın geçtiği ülkede şeriat geçerli)

Deli kanlı ne kadar yalvarırsa yalvarsın kadın laf dinlemez.

Deli kanlı çaresiz peki der. Ama çok sıkıştım tuvaletinizi kullanayım sonra ne isterseniz yapalım.

Kadın şeytanca gülümseyerek tuvaleti gösterir.

Deli kanlı tuvalete girer ve büyük abdestini yapar.

Sifonu çekmeden dışkısını alıp eline, kollarına ve yüzüne sürer, pis bir halde kadının karşısına dikilir.

Kadın öğürerek banyoya koşar ve bağırarak delikanlıyı evden kovar.

Bir hafta sonra bir kaza sonucu delikanlı ölür.

Camide cenaze namazı için musalla taşında bekleyen tabuttan inanılmaz gül kokuları gelir.

Bütün cemaat şaşkındır. Hayatlarında bu kadar güzel kokan cenaze görmemişlerdi.

Birkaç gün sonra yaşlı tüccarın yanına o kadın gelir.

Cenazeden yayılan kokunun evine kadar geldiğini söyler.

Ağlayarak yaptığı şeyleri anlatır.

Büyük pişmanlık yaşadığını ve tövbekar olduğunu söyler.

Yaşlı tüccar öğrendiklerinden sonra daha çok yüreği yanar.

Müslüman kılığında nefsi zaaflarını edepsizce yaşayanların çok olduğu ülkede imanlı gencin ölmesi çok acı gelmiştir. Ama bir tesellisi vardır. Bu gül kokusu ancak cennetliklerden gelir.

***

Biri ülkemizde yaşanmış diğeri komşu bir İslam ülkesinde iki olay. Siz hikayeymiş gibi okuyun ama gerçek olduğunu bilin.

Etrafımıza baktığımız da günaha, şirke, mala, mülke, şehvete, harama, kul hakkına batmış Müslümanın karşısında imanlı insan görürseniz bu ülkede ümit var demektir.

Yoksa vah halimize ki ne vah.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
17KAS2016