Tarımın sanayileşmesi ve böylelikle daha tekdüze ürünlerin üretilmesi gerekliliği uzun yıllardır baskın olan düşüncedir. Bunun çevresel etkileri açısından doğru olmadığı bu tip sanayileşmiş bitkisel ve hayvansal tarımsal üretim sistemlerinin çevreyi olumsuz etkilediği CO2 oranını yükselterek iklim değişikliklerine yüksek oranda katkıda bulunduğu artık bilinmektedir.
Benzer şekilde, tarımsal üretimin merkezden yönetilmesinin doğru olduğu bunun ülke tarımsal üretiminin planlanması için gerekli olduğu da yıllardır baskın kılınan bir düşüncedir. Ancak bunun da sanayileşmiş bitkisel ve hayvansal üretimi tetiklediği yörelerin kendilerine özgü zengin canlı genetik ve üretim çeşitliliklerini ortadan kaldırdığı da artık açık açık görülmektedir.
Yukarıda anılan nedenlerle küçük üretici gruplarının, tohum takas yaklaşımlarının bu bağlamda öne çıkmaya başladığı ve bunlara belediyelerin öncülük etmesi de son zamanlarda yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Her ne kadar bu konuya belediyelerin neden girdiği bir tartışma konusu ise büyük şehir belediyelerinde ilgili tarım şubelerinin bulunduğu ancak bu birimlerin büyükşehir olmayan belediyelerde olmadığı bilinmektedir. Yine de bu belediyelerin bu konuya eğilmesi bu yörelere ilişkin eksikliğin tamamlanmasında önemli bir rol oynamaktadır.
Bolu Belediyesi bu yaklaşımla kendi yöresindeki yerel zenginliklerin kaybolmaması ve özellikle düşük gelirli çiftçiye ek bir gelir sağlanması için değişik yerli bitkileri gün yüzüne çıkarmaktadır. Bunlardan önemli bir tanesi insanlığa bir ata yadigâri olan IZA buğdayıdır.
On dört kromozomlu kavuzlu bir buğday olan IZA atalarımızın bize en saf miraslarından biridir. İlk olarak yaklaşık 10- 12,000 yıl önce Karacadağ civarında kültüre alınmıştır. Karacadağ’dan yola çıkan IZA buğdayı, göçler ve ticaret yolları sayesinde Bolu ili ve ilçelerine ulaşmış ve burada uzun yıllar ekilerek bu çevreye uyumlu özgün bir genetik yapıya kavuşmuştur.
Tarihsel süreç içerisinde kolayca harmanlanabilen ekmeklik ve makarnalık buğdayların ortaya çıkması, diğer kavuzlu buğdaylara olduğu gibi, IZA’ya olan ilgi ve alakayı da azaltmıştır. Son zamanda yapılan araştırmalarla besleyiciliği ve sağlığa katkısının daha iyi anlaşılmasıyla IZA’ya verilen önem yeniden artmaya başlamıştır.
IZA; Bolu il ve ilçelerinde dekara ortalama 200 – 300 kg arasında değişen bir verim değerine ulaşmaktadır. Bu düşük verimine karşın günümüzde insanların doğal beslenmeye olan ilgisinin artmasıyla birlikte IZA buğdayı diğer tescilli modern buğdaylardan daha yüksek fiyatlarla satılmakta ve böylelikle daha karlı bir ürün olarak değerlendirilebilmektedir.
IZA’nın sağlık için yararlı içerikler bakımından modern buğday türlerinden daha iyi olduğunu bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
IZA; ekmeklik buğdaylardan daha fazla çinko, demir, bakır ve selenyum içerir. Protein içeriği bakımında ise ekmeklik ve makarnalık buğdaydan daha zengindir. İçerdiği protein miktarı 100 gramda ortalama %20 olarak hesaplanmıştır. Karotenoid ve lutein miktarları ise yine modern buğday türlerine göre sırasıyla iki ve üç kat daha fazla miktara sahiptir.
IZA buğdayı bu özelliklerinin yanı sıra sağlık açısından da insan beslenmesinde önemli bir yere sahiptir. Düşük glisemik indeksinden dolayı günlük diyetteki yeri şeker hastaları için modern buğdaylardan daha uygundur. Bunun yanı sıra yaşlanmaya bağlı gözde oluşan sarı nokta hastalığına karşı koruyucu bir etki göstermektedir. Yine yapılan çalışmaların sonucunda akciğer, mide ve göğüs kanserine karşı koruyucu olduğu da saptanmıştır.
Tüm bu özellikleri nedeniyle, IZA buğdayının korunması, çiftçilerin bundan yararlanması ve Bolu iline yüksek bir katma değer sağlaması için Bolu Belediyesi ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi arasında 14.02.2018 tarihinde IZA buğdayına coğrafi işaret alınması ve üretiminin yaygınlaştırılması için bir protokol imzalanmıştır.
Bu süreçte IZA buğdayının ekimi çiftçilerle sözleşmeli olarak artırılmış ve arttırılmaya devam edilmektedir. Bunun yanında Bolu Belediyesi tarafından kurulan değirmen-müze sayesinde IZA buğday ürünleri birinci elden tüketiciye ulaştırılmaktadır. Ayrıca yeni ürünler içinde çalışmalar tüm hızıyla devam etmektedir.
IZA gibi yerel değerlerin geliştirilerek üretilmesi bunun çiftçiye ek bir gelir sağlaması ve yöre ekonomisini canlandırması çevreye zarar vermeyen küçük ölçekli tarım sistemlerinin artık daha çok göz önüne alınması gerekliliğini zorunlu kılmaktadır.
Prof. Dr. Nusret ZENCİRCİ








