İlimizin sevilen kitapçısı Tuğra Kitabevi, kitapla kafenin buluştuğu yeni hali ile okuyuculara ve sanatseverlere entelektüel bir ortam sunuyor. Kitabın, kafenin, müziğin ve tiyatronun buluştuğu bir sanat merkezi haline gelen Tuğra Kitabevi, okuyucularını bekliyor.
Haber: Esra Ayden
Bolu’da yıllardır hem akademik hem de kültür ve sanat alanında öğrencilere ve okurlara sunduğu kitabevinin yanı sıra amatör grupların tiyatrolarını sergilediği bir kafe işleten Ahmet Tuğra, tiyatral kafe ile kitabevinin birleştirildiği Tuğra Kitabevi Kafe’nin yeni halini anlattı.

İdealizmle açılmış bir kitabevi
Ahmet Tuğra, Tuğra Kitabevi’nin derin bir hikayesinin olduğunu ve 2012 yılında Bolu’da Türk Dili ve Edebiyatı son sınıf öğrencisi iken açtığı bir iş yeri olduğunu söyledi. Tuğra, kitabevinin girişimci bir ruhla, idealist bir gencin ortaya koyduğu bir fikirle açılan bir mekân olduğunu belirterek; “Tuğra Kitabevi 2012 yılından beri hem akademik kitap anlamında hem kültür kitapları anlamında hem sınav kitapları ve en önemlisi, Bolu’da olmayan bir şey, ikinci el ve sahaf kitapları anlamında hizmet veren; şimdiye kadar da binlerce öğrenciye olabildiğince fayda sağlamış, birçok insanla bilgiyi paylaştığımız bir işletme. Kitabevini Türkiye’de girişimli ruhlu insanlara sorsanız herhalde yüzde 90’ı tercih etmez böyle bir şeyi. Ancak idealizmle, gerçek manada vatana millete hayırlı bir evlat olmak ruhuyla yapılabilecek bir şey. O anlamda da çok mutluyuz. İşimiz de güzel, severek yapıyoruz. Zaten sevmeden yapılabilecek bir iş asla değil. Birisi size geldiğinde, herhangi bir kitap hakkında bir şey sorduğunda veya onun ruh halini anlayıp ona uygun bir kitap sunabilmek için gerçekten birçok konuda bilgi sahibi olmanız lazım. Polisiye de bilmeniz lazım, Türk Edebiyatı da bilmeniz lazım, Dünya edebiyatı içinde seçme eserleri de bilmeniz lazım, kişisel gelişim de bilmeniz lazım. İnsanlarla bilgiyi paylaşabilmek adına bilgi sahibi olmanız lazım. O anlamda herkesin yapabileceği bir iş değil” şeklinde konuştu.

Geleneksel ruhla modernizme ayak uyduruyor
Ahmet Tuğra, kitap ile kafenin birleştirilme sürecine değinerek; “2012’de kurulduktan sonra belli bir zaman geçince çok şükür işlerimiz belli bir seviyeye çıktı. Bir önceki yerimizde artık yetiştiremiyorduk. Kitabevimiz küçüktü ve insanlar 10 kişi 15 kişi geldiğinde alanımız yetmiyordu. Bir de özellikle son dönemde pandemi ve insanların var olan internete alışkanlığından dolayı rekabet çok yükseldi. Kitap işini devam ettirmek istiyoruz. Tamam para kazanmak işin bir kısmı ama idealizm dedim ya, var. Bu noktada ne yapabilirim diye oturup düşündüm. Çağımızın en büyük problemi; işimiz çok fazla ama zamanımız az. Hal böyle olunca da insanlar artık, evine gelen bir kargo sistemi de olunca hizmete hızlı ulaşabilecekleri bir alan istiyorlar. Bunları ve mevcut ekonomik şartları da göz önünde bulundurarak, sadece kitabeviyle işlerin yürütülmesi artık gerçekten imkânsız. Kitabevimize nasıl faydalı oluruz, nasıl belli bir noktaya getiririz diye düşünürken; buradaki ayrı bir işletmemiz olan tiyatro kafeye kitabevini taşıyıp, kitap kafe şeklinde Dünya’da da geçerli olan bir konsepte bürünmek istedik. Onu da başarılı olsun diye özellikle çam ağacını tercih ettim. Çam ağacı bizim geleneksel kültürümüzü yansıtan bir olgu bana göre. Bir de çam ağacının rengi kitapçılıkta sahaf rengini çağrıştıran, eski kitapları çağrıştıran bir unsur. Çam ağacı ile eskiyi, geleneksel bağlarımızı koparmadan devam ettirmeyi düşündüm. Siyah isimlendirmeler, mekânda tercih ettiğim diğer olgular da moderniteyi, günümüzü yakalamak adına olan şeylerdi. Yani hem geleneksel kültürümüze sahip çıkacak hem moderniteyi içinde barındıracak ve bundan sonraki zamanda da emin adımlarla ilerleyecek bir işletme olsun istedim. Kısmen de başarılı olduğumu düşünüyorum. Kendi adıma güzel bir işletme olduğuna inanıyorum. Bu düsturla; kitabevinin, kırtasiye ürünlerinin, müzik aletlerinin, enstrümanların, güzel bir kafenin ve tiyatronun iç içe olduğu; gerçekten entelektüel seviyenizi yükseltebileceğiniz, kendinizi belli bir noktaya taşıyabileceğiniz bir işletme haline büründürdük. İnternette belki bir kitap 10 liradır, biz 12 liraya veriyoruzdur ama bu kültürün yaşaması, kitapçılığın devam etmesi adına da okuyucu olan herkesin bu konuda daha duyarlı olmasını istiyorum. Tüm okuyucularımızdan, en azından bir gelip görmelerini rica ediyorum” ifadelerini kullandı.

Amatör gruplar tiyatro oyunu sergiliyor
Kafede, amatör tiyatro gruplarının küçük oyunlar sergilediğinden de bahseden Tuğra, “Bizim burada tiyatromuz var. Profesyonellikten ziyade amatör grupları ağırlıyoruz. Üniversitede topluluklar var, burada özel sanat grupları var. Onlarla kısım kısım çalışmalar yapılıyor, oyunlar sergileniyor. Daha çok oda tiyatrosu mantığı ile hareket edilen bir şey. İnsanların tiyatroya ilgisi varsa oyun zamanları gelip burada oyunları izleyebilirler. Bu noktada gerçekten küçük yerde yapılan tatlı, sevimli şeylerin de oluğunu görebilirler. Kitap konusunda da tiyatro konusunda da kafe konusunda da müzik-enstrüman konusunda da var olan bütün yaptığımız işte olabildiğince en iyisi olmaya gayret gösteriyoruz” dedi.

















