SAHİ SEVGİ NEYDİ?

SAHİ SEVGİ NEYDİ?

İnsan sevgiye, övülmeye ihtiyaç duyar.

Bu fıtratımızda vardır. 

Bizi ayakta tutan budur.

Bir anne, bir arkadaş, bir sevgilinin sıcaklığı, teması… 

Alkışsız kalan bir tiyatro oyuncusu, tezahüratsız kalan bir futbolcu, içinde büyük fırtınalar yaşar. 

Onları bu fırtınalardan bir alkış, bir güzel söz kurtarabilir. 

Velhasıl toplumu ayakta tutan takdir duygusudur.

Takdir görmeyen bir toplum zamanla vahşileşir. 

Gazeteler alkış yeri değildir ama 

Toplumu ayakta tutabilmek adına gazetelerin bir görevi vardır. 

Takdir etmek...

***

Bunları neden mi yazdım?

Bugün gelinen noktada, oluşan vahşilikte bizimde, gazetelerinde payı büyük...

Dergi yıllarıydı;

Mudurnu’da bir Nineyle sohbet ediyoruz.

90’lı yaşlarda, yerinden kalkamıyor.

Ne değişti Ninem? diyerek sohbete giriyorum.

Pencereden, evin yanı başından akan dereyi gösteriyor;

‘Bak oğlum, ben dışarı çıkıp gezemiyorum. Ne oluyor ne bitiyor bilmiyorum. Gün boyu bu dereye bakıyorum. Gençlik yıllarımızda, bu derede oynardık, ineklerimiz su içerdi. Tertemizdi bu dere. Şimdi her geçen gün kirleniyor. Anlıyorum ki; insanlar kirlendikçe, derelerimiz kirleniyor...’

O ihtiyar, yorgun gözler bu günlerin kehanetiyle;

‘Ben görmem evladım ama iyiye gitmiyor dünya’ dedi ve kapandı gözlerini...

Ninem haklı çıktı, iyiye gitmedik, gün geçtikçe biz kirlendik, dereler kirlendi. 

Ve kirlendikçe, güzel bakmayı, güzel görmeyi takdir etmeyi unuttuk. 

***

Tüm Dünyayla birlikte bizleri de içine alan bu vahşilikten kurtulmanın tek yolu sevgidir. 

Sahi sevgi neydi?

Hiç sorduk mu?

Herkes karşısındakini düzeltmeye çalışıyor, ya biz?

Biz ne yapıyoruz!

Karşımızdakini yargılamadan önce anlamaya çalışıyor muyuz?

Ne yaşamış, nasıl bir sınavdan geçmiş diye düşünüyor muyuz?

Geçenlerde bir yerde okudum;

‘İnsan anlaşıldığı yerde çiçek açar’ diyordu Cahit Zarifoğlu.

Anlayamadık...

***

Hırslarımız büyüyerek yüreğimizde nefrete dönüştü.

Gazete köşelerinden, televizyonlardan, siyasetten, sivil toplum örgütlerinden bu nefreti toplumun üzerine kustuk. 

Bizi biz eden, Anadolu’yu var eden tüm değerleri unuttuk.  

Bir çiçeğin güzelliğine kapılmak yerine, onun bir gün solacağını düşünerek gönlümüzü sevgiye kapattık. 

Oysa marifet her şeyi çözmekte değil, bazı şeyleri olduğu gibi kabul etmekteydi.

Bilemedik...

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
1HAZ2026