Sevgili Hayri Bey;
Nedense içimden Rektör veya Profesör demek gelmiyor.
Umarım gücenmezsin.
Bu sana 5 inci mektubum…
Gazetelerden okuduğum haberlere göre bu süre içerisinde birçok gerçek ortaya çıkmış.
Eeeee, şimdi ben sana nasıl kızmayayım.
Kaç yıldır yazmıyor muyum sana, yapma, etme Fetullahçı kadrolaşmayla İzzet Baysalın bize emaneti olan üniversiteyi terör yuvası yapma diye...
Neyse, bu konuya devam ederiz, öncelikle şu yasaktan bahsedelim.
***
Duyduğuma göre benim üniversiteye girmemi yasaklamışsın.
Kampüs girişindeki güvenlik görevlilerine verilen talimatla; ‘Mehmet Demirci ve İmdat Aslan gelirse içeri almayın demişsin.
Bak işte buna ne gücün nede cürümün yeter.
Emin ol, o kampüsü, Tıp ve Dış Fakültesiyle birlikte yerinden kaldırır, cüppe diye sana giydiririm.
Ha, bu gücü nereden alıyorsun? diyorsan;
15 Temmuzda tanktan, tüfekten, mermiden korkmayıp, bedenini siper eden bu aziz Milletten alıyorum.
Bu aziz Millet o gece, canını hiçe sayarak, bana yaşama şansı verdi ve bu vatanı bizleri verdi.
Şayet o gece sizinkiler başarılı olmuş olsaydı, işte o zaman istediğini yapabilirdin.
Beni Kampüse değil Boluya dahi sokmaya bilirdin.
Ama kusura bakmayacaksın, bu vatanın her toprağı benimdir ve istediğim yerine istediğim zaman gider o toprak üzerinde başım dik, alnım açık yürürüm.
Ne demek istediği mi anlamışsındır sanırım.
Bu hafta ilk işim üniversiteye gelmek olacak, hadi emir ver sokmasınlar içeri.
Yok bu emri sen değil, habercin olan o FETÖ ulağı vermişse, hiç merak etme sıra ona da gelecek.
Önümüz yaz…
***
Şimdi biz konumuza dönelim.
İddianamede; ‘seçimleri kazanmanın ardından Tıp Fakültesi ve Diş Hekimliği Fakültesinde inisiyatifi örgüt mensuplarına verecek biçimde hareket ettiğin yer alıyor.
Bu durum aklıma 2015 yılında yaptığımız ‘Üniversitede Ahlaksız Teklif haberini getirdi.
Hani senin Valisine kadar herkesi ayağa kaldırtıp benim üstüme sürdüğün haber.
Şimdi ne oldu?
Hadi bunu geçelim, süreçte yine değiniriz.
Peki, 15 Temmuz öncesi Üniversiteyi Fetullahçı yapılanmanın karargahı haline getirdiğini yazdığımda, bunlar ‘alçakça yapılmış haberlerdir. Yalancısınız, iftiracısınız şeklinde bana yaptığın veya yaptırdığın küfürleri şimdi nereye sokacağız.
Hepsini geçtim, bi de utanmadan hakkımda suç duyurusunda bulundun ya!
Merak etmiyor değilim bu rahatlığı nereden buldun, bunu hangi mantıkla yaptın.
***
Şimdi, birçok akademisyen telefonla arıyor, seni soruyorlar.
Onlara cevap vermekte zorlanıyorum.
Daha önceki hiçbir tavsiyeme uymadın.
Bari şimdi sözümü dinle ve görevinden istifa ederek İzzet Baysalın kemiklerinin daha fazla sızlamışının önüne geç.
Sende biliyorsun ki, ne yasal olarak ne de ahlaki olarak o görevde durman mümkün değil artık.
Bizde artık senden sonrakileri temizlemeye başlayalım.
Biliyorsun ahtım var;
İzzet Baysal Üniversitesinde tek bir FETÖcü kalmayana kadar bu mücadelem devam edecek.
Yani senden sonra susacak değilim.
Dedim ya, sırada 17-25 sonrası ulak olarak kullandığınız arkadaş var!
Ayrıca komisyonlarda duruyor.
Öyle ya, birçok suçsuz kişiyi FETÖcü yapan bu komisyonlar ne hikmetse seni atlamışlar.
Senle birlikte yakın dostun İ. Hakkı Yılmazı atlamışlar.
Eeee bu gugupapula oynama zamanı bitti.
Sobelendiniz…
Ceeeeeeeeeee!








