Bu gece yapacak daha güzel bir işi olanların bu yazıyı okuyup zaman kaybetmesine gerek yok!
Ne yalan söyleyeyim benim tercihimde öyle olurdu.
Bu yazı, köşe yazısından ziyade, malumumuz olan birkaç kişiye, hatta netleyelim 3 kişiye yazılmış bir açıklama yazısıdır.
Öyle ya, Mehmet kendini beğendi, bizleri muhatap almıyor diye düşünmesinler.
Üzülürüm!
***
Daha öncede birçok kez belirttim. Yazılarıma ve haberlere müstear isimlerle eleştiri yapanların yorumlarını veya sorularını yayınlamıyorum.
Öyle ya, eleştirecek ve soru soracak kişinin öncelikle bunu hak edecek cesareti olmalı.
Bu arkadaşlara sözümdür.
Bakın arkadaşlar, isminizi, kim olduğunuzu belirterek, her türlü soruyu sorabilirsiniz.
Kısıtlama yoktur.
İster internet sitesindeki yazılarıma yorum yaparak, ister mail olarak, isterse telefondan arayarak, kafanıza takılan tüm soruları sorabilirsiniz.
Lakin tek isteğim, kim olduğunuzu saklamayacaksınız.
O zaman, ister Meral Akşener, ister İsmet Duran, ister eski internet sitemiz ile ilgili, isterseniz özel hayatımla ilgili dahi sorabilirsiniz.
Bizde, bu benim özel hayatım, kimseyi ilgilendirmez diye bir düşüncede yoktur.
Öptüğüm kızları dahi sorabilirsiniz.
Hep söyledim ya, ‘azla yetinmeyi, kanaatkar olmayı öğretti hayat, bu yüzden hep ince dudaklı kadınlar sevdim öpmeye doyamadığım…’
***
Öyle ‘kıvırcık laz’ veya ‘kayar’ gibi rumuzlarla aklınız sıra, fitnelik yapmak yok.
Ama ‘kıvırcık laz’ rumuzuyla (ki Laz değilim Karadenizliyim. Uzun konu detaya gerek yok, saçlarımın uzayınca kıvırcık olmasından da mutluyum. En azından kızlar öyle seviyor!) soru soran arkadaşın, (aşağıda kim olduğunu kendisine söyleyeceğim) ilk sorusunu cevaplayalım.
SORU; ‘Mehmetçiğim eski siteyi niye sildin’ diye sormuş Serok!
Anlatayım Serok! Gel ki sen, ben Zaza’yım diyorsun ya!
Benim için hepsi kardeşim, Arabı da, Kürdü de, Zazası da, Lazı da…
Kendini tanıman ve anlaman için bu şekilde ayırdım.
O site benim mücevherimdir.
Özümdür.
6 yıllık mücadelemdir.
O sitede yer alan haberlerin tek harfine zarar gelirse benim ciğerim yanar.
Fakat sitenin altyapı yetersizliği ve sürekli saldırıya uğramasından dolayı yenilemek zorunda kaldık.
Eski site;
www.boluhavadis.net/eski
adresinde saklı duruyor.
Bin 500 lira bir ücreti var ve biz ancak 400 lirasını ödeyebildik. 1.100 lira daha ödememiz gereken borcumuz var ve ödeyemiyoruz.
Bu nedenle mevcut sitede dahi birçok sorun yaşıyoruz.
Eski haber linkleri açılmıyor.
Google de çıkmıyor falan filan…
Şimdi öyle fitnelik yapıp, düşük zekanla tam bir FETÖ taktiğiyle itlik yapmayacaksın Serok!
1.100 lirayı göndereceksin ve bizde siteyi 6 yıllık arşiviyle birlikte güncelleyeceğiz.
Hem birkaç duada almış olursun.
Şaka falan yapmıyorum, 1.100 lirayı istiyorum.
Açığa çıkmak istemiyorsan, MTTB’li bizim çocuklardan biriyle de gönderebilirsin.
Söz, gönderenin sen olduğunu sormayacağım…
***
Diğer sorulara gelince;
Dedik ya, kimlik belirterek açık soracaksınız.
Emin olun, size başka bilgilerde vereceğim.
Hem Meral Akşener hakkında, (ki bu konuda aynı fikirdeyim) hem de İsmet Duran hakkında…
***
Genel bir anlatımla devam edelim, yazdıkça konuşasım geldi.
Bu yazarlar hep böyledir işte, bi başladı mı susturamazsın…
41 yaşındayım.
Birçok hatam oldu. Birçok günah işledim.
Lakin Rabbim yüzleşemeyeceğim hiçbir hata ve günahı yazmadı geçmişime, inşallah geleceğime de yazmaz…
Bu benim zeki veya çok dürüst oluşumdan kaynaklanan bir durum değildi.
Rabbim korudu, yüzleşemeyeceğim hiçbir cümleyi yazdırtmadı bana…
***
Kişilerin hakkına girmiş miyimdir, bilemiyorum.
Lakin böyle bir hakka girmişsem de, nefsi değildir, gazetecilik gereğidir.
Nasılsa konu uzadı, sizlerde buraya kadar okudunuz, devam edelim.
Kaldığımız yeri Mustafa Cop aklında tutsun,
Yok yok bu kez M. Nuri Gürsoy tutsun, ona soracağım…
***
Askerliğimi Suriye hududunda yaptım.
Urfa çölü, Ceylanpınar’la- Akçakale arasında bir yer.
Askeri araziye sivillerin girmesi yasaktı. Fakat izin alan köylüler askeri arazide tarım yapabiliyordu, karpuz, kavun veya acur ekiyorlardı.
Araziyi kullanan köylü her araziye gideceği zaman karakoldan izin almak zorundaydı.
Bir gün tanıdığımız ve araziyi eken karşı köydeki amca askeri bölgeye girdi.
Askerlere; ‘izni var mı?’ dedim.
‘Ya bizim falancı amca tarlaya gidiyor izin almasına gerek yok ki’ dediler.
Olmaz dedim. Askerleri alıp yanına gittim yaklaşınca, ‘dur’ ihtarı çektim.
Amca Arapça bir şeyler söyleyip devam edince, tüfeğin kurma kolunu çektim ve amca kendini yere attı.
‘Dur asker ağa yapma!’
Bu konu karakol komutanıyla aramızda çok tartışıldı ve beni suçlu buldular.
‘Tanıdığımız, bildiğimiz adam, niye yaptın’ dediler.
‘Biz bu ülkenin hututunu koruyoruz. Hata veya iltimas olmaz’ dedim
Aradan 1 ay geçmedi, Tokat, Reşadiye’de askeri araca düzenlenen saldırıda şuan sayısını hatırlamıyorum (5 veya 6 galiba) şehit verdik.
Soruşturmada, termalden teröristlerin göründüğü ama termale bakan askerin teröristleri ava çıkan köylüler zannedip önlem aldırtmadığı ortaya çıktı.
‘İşte dedim ben bunun için tanısam da, bilsem de o amcayı izin almadığı için yere yatırırım’
Şimdi, haberlerimden dolayı birilerinin hakkına girmişsem eğer, bu ilerde milletin veya devletin zarar görmemesi içindir.
Detaylandırabilirim ama belli ki sıkıldınız geçelim.
***
Evet M. Nuri Gürsoy nerde kalmıştık;
Dörtdivan Batı Karadeniz’in en gelişmiş ilçesidir ve en başarılı Belediye Başkanına sahiptir.
Caddeleri ve sokaklarında modern şehirciliğin izlerini taşımaktadır. Dünyada ilk olan birçok projeye imza atan Belediye Başkanımız aynı zamanda sanat ve edebiyata olan düşkünlüğüyle dikkat çekmektedir. Dörtdivan çok kısa sürede, Batı Karadeniz’in spor ve turizm başkenti olacaktır!
Hay bin kunduz.
Söz takibini M. Nuri Gürsoy’a verirsen olacağı budur.
Gözünü seveyim Mustafa Cop nereden kalmıştık sen söyle;
***
Neyse daha fazla uzatmayalım, demem o ki,
Bakın arkadaşlar, istediğiniz soruyu sorabilirsiniz ama kim olduğunuzu belirterek.
Söz, beklediğinizden daha açık ve net bir şekilde cevaplayacağım.
Madem aklınızda soru sorup beni köşeye sıkıştırmak var.
Benden size izin, sorun sorabildiğiniz kadar…








