Ne yalan söyleyeyim nazlı yâre dahi bu kadar mektup yazmadım. Olur ya alınganlık yapıp aramız bozulursa tek sorumlusu Rektör Beydir!
Geçelim;
Sulandırmaya veya edebiyat yapmaya gerek yok. Bundan böyle direk anlatmalı ki, algı zorluğu çekenlere kolaylık olsun.
***
Rektör Bey geçen hafta yer verdiğimiz haberler karşısında, sorulan sorulara cevap vermek yerine, her zaman yaptığı gibi bizlere hakaret etme yolunu seçmiş.
Yo, o kadarda değil. Bu zırvalara müsaade edecek değilim.
Yapılan açıklamada; ‘gerçekle bağdaşmayan, kasıtlı ve algı oluşturmaya yönelik haberlerdir deniliyor.
Madem öyle onların anlayacağı dilden en üst perdeden anlatalım.
Rektör Bey, şayet o haberler gerçekle bağdaşmıyor ve algı oluşturmaya yönelik haberlerse, ben dünyanın en şerefsiz adamıyım.
Lakin ya gerçek ve doğru haberlerse, seni dünyanın nasıl bir adamı olarak kamuoyuna sunmamı istersin.
Bunu da geçelim;
***
Açıklamanın devamında ‘bu yayın organı yönetimimize karşı sürekli kasıtlı, maksatlı ve yanlı haber yapmakta ve bu tavrını geçmişten günümüze mütemadiyen devam ettirmektedir demişsin.
Bak burada kısmen haklısın.
Evet yıllardır sizi haber yapıyoruz. Yanlışlarınızı, usulsüzlüklerinizi, Fetullahçı yapılanmayla olan yakın bağınızı dile getiriyoruz. Emin olun ben yapmaktan bıktım ama siz tekrarlamaktan bıkmadınız.
***
Senin için hazırladığım son mektubu saklıyorum ama yeri gelmişken değinelim.
15 Temmuz öncesi onlarca haber yaptım. Fetullahçı yapılanmaya karşı dikkat çektim.
Sen ne yaptın; ‘AİBÜde Fetullahçı yapılanma yoktur, alçakça yapılmış haberlerdir dedin.
Keşke alçak olan ben olaydım da 15 Temmuz olmasaydı.
Ama ne olduğunu hepimiz gördük.
Alçağın kim olduğunu da gördük. Bizle beraber bütün Boluda gördü.
Belli ki sen hala görmemişsin.
Bir insanda bu kadar bakımsız kalmaz ki canım…
***
Merak etme bu hakaretlerinden dolayı hakkında suç duyurusunda bulunmayacağım.
Şahsıma karşı yapılan hakaretleri ve iftiraları af ederim ama Üniversitedeki FETÖ yapılanmasını ve bu yapıya yardım yataklık yapan şerefsiz vatan hainlerini asla af etmem.
Bu bir köşede dursun ilerde lazım olacak…
Biz devam edelim.
***
Açıklamanın devamında; ‘Bunun sürekli yapılması, habercilikten öte maksadın husumet gütmek, hedef şaşırtmak ve niyetin karalamak olduğu hususları, kamuoyuna saygıyla duyurulur demişsin.
Şimdi gel seninle geçmişe gidelim; hani rektörlük seçimi sonrası bana haber yolladın ya;
Mehmet niye böyle yapıyor, bak savunduğu adamlar bile vaz geçti kaçtı, o niye hala üzerime geliyor, bir yemek yiyelim barışalım diye…
Ogün gönderdiğin aracıya verdiğim cevabı hatırlıyor musun?
Tekrarlayayım;
‘Rektör Beyle oturup yemek yememize gerek yok. Seçim bitti, yeniden seçildi, hayırlı olsun. Kendine oy vermeyen hocalara baskı yapmasın, solcuymuş, milliyetçiymiş, yok komünistmiş deyip özlük haklarını vermemezlik yapmasın. Husumet gütmesin. Eğer herkesin Rektörü olur, Fetullahçılarla beraber hareket etmezse bende onu başımın üstünde taşırım. Yok aynı şekilde devam ederse yerin dibine sokarım”
Peki sen ne yaptın; Fetullahçılarla birlikte kardeş kardeş AİBÜnin içine ettin.
Şimdi ben husumet yapıyorum öyle mi, hedef şaşırtıyorum ha…
Be gözünü sevdiğim şuan içinde bulunduğumuz durumda, Boluda adam gibi gazetecilik yapan, kendini, onurunu bir aboneye, bir reklama satmayan her gazetecinin hedefindeki asıl kişi senden başkası olmamalıdır.
Bunu yapmayanlar oturup gazetecilik onurlarını tekrar gözden geçirsinler.
Ha birde açıklamada habercilik diye bir şey demişsin ya,
Bak iki gözüm, ben haberci değil, gazeteciyim ve hep bu onurla yaşadım.
Şimdi sana çok açıkça söylüyorum;
Laf ebeliği yaparak kamuoyunu kandırma, ya çık adam gibi gazetede sorduğum sorulara cevap ver. Doğru değilseler, doğrularını açıkla ya da koltuğunda otur haftaya yapacağımız haberlerin korkusuyla yaşa…
Sahi sırada Estonya gezisi ve Adnan Daylanla, Erol Altıntaşa verilen gri pasaportlar var.
Sonrasına Allah kerim…








