NE YANDAŞIZ NE DE TETİKÇİ

NE YANDAŞIZ NE DE TETİKÇİ

Hep söylerim küçük şehirlerde gazeteci veya yazar olmak külfetli iştir diye…

Küçük şehirler akrabalığı, yandaşlığı, hatırı içende barındırır.

Ve birçok yolsuzluk, usulsüzlük çıkar ve akrabalık kisvesiyle, ‘yüz yüze bakacağız’ olgusuyla örtbas edilir.

***

Herkesin birbiriyle işi vardır ve gün gelir işiniz düşer mantığıyla gözler görmez, kulaklar duymaz, kalemler yazmaz olur.

Oysa yazarın bir iç dünyası vardır.

Allah’la kalemi arasında olan ilahi birlikteliktir bu.

Bizler, küçük şehrin yazarları olarak, iç dünyamızın derinliklerine inemediğimiz ve edebiyatın soyluluğuna varamadığımız sürece cümlelerimizin cinayetlere, tecavüzlere uğraması kaçınılmazdır.

***

Biz bugüne kadar, beşiklik yatağımızdan itibaren edindiğimiz millet ve vatan şuuruyla gazetecilik yaptık.

Bizim doğrularımız ve gerçeklerimiz başkalarının doğruları olmayabilir gerçeğiyle saygı duyduk ama saygı duyulan olmadık.

Ya yandaş veyahut da tetikçi olmamız istendi.

Olmadık, olmayacağız da…

***

Bolu’da hakkında en fazla dava açılan gazeteciyim.

Bugüne kadar her türlü baskıya maruz kaldık.

Fakat, inandıklarımızdan geri adım atmadık.

Gazetem kapandı, aç kaldım, iki yıl boyunca ekmek parasına muhtaç yaşadım.

İnsanlar edebiyat yaptığımı zannetti ama 1 lira bulamayıp sahur da ekmek alamadığım, aç oruç tuttuğum günler oldu.

Yanımda cümlelerim ve inancımdan başka kimse yoktu.

O günlerde dahi Rabbime; ‘İnandığım yol doğruysa bana güç ver doğru değilse bana doğruyu bulmamda yardımcı ol’ diye dua etti.

Bana bu zulmü yapanlara hiçbir zaman beddua etmedim.

Onları sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimin merhametine dualadım.

Şükürler olsun ki, inandığımız yol doğru çıktı.

Bugün; ‘Neden FETÖ haberleri yapmıyorsun?’ soranlara verdiğim cevap şudur:

‘2008 yılından itibaren yazmadığımız hiçbir şey bırakmadık. 17-25 Aralık öncesi ve sonrası Bolu’da ki yapılanmayı açık bir şekilde dile getirdik. Bugün yazmaya kalkarsam, 15 Temmuz’a kadar bunları görmeyen ve hatta 15 Temmuz sonrası kaçmalarına olanak sağlayan yetkilileri yazmam gerekir ki, yüreğimdeki kızgınlıkla bunları yazarsam kendimi tutuklatırım.’

Neyse geçelim…

***

Bugün Ak Parti’nin il başkanı kim olmuş, belediye başkanı kim olmuş bizi ilgilendirmez.

Biz kim gelirse gelsin her zaman olduğu gibi doğru gördüğümüzü över, yanlış gördüğümüzü eleştiririz.

Fakat biz bu şekilde gazetecilik yapılınca, bazı kesimler tarafından Alaaddin Yılmaz ve Nurettin Doğanay’ın yandaşı ilan ediliyor, diğer kesimler tarafından da tetikçi yapılıyoruz.

Ortada kalanın, vatan ve milletten yana olanın canı çıksın!

Bir haberi yapmak için illa Ak Parti kanadından bakman gerekmiyor, eleştirirken de Ak Parti muhalifi mantığıyla haberi girmen gerekmez.

Merkeze vatan ve milleti koyarsın haberi o şekilde yaparsın.

Her zaman söyledim, ne yaparsanız yapın olaylara vatan ve millet yönünden bakmalısınız.

Bu FETÖ konusunda da böyledir.

Eğer FETÖ ile Ak Parti mantığıyla mücadele ederseniz başarılı olamazsınız.

FETÖ ile vatan ve millet için mücadele etmelisiniz.

Yani her taraftan olduk ama nedense bir türlü vatan ve milletten yana olamadık.

***

Biz siyasilerle ve bürokratlarla mesafemizi her zaman koruduk.

Ve asla gönül taraflığımızı gazeteciliğimize bulaştırmadık.

Mesela, Mehmet Demirci olarak Vali yardımcısı Mustafa Özsoy’dan yana tarafım ama Havadis olarak değilim.

Mesela; Mehmet Demirci olarak Spor İl Müdürü Şahin Ertem’den yana tarafım ama Havadis olarak değilim.

Mesela; Mehmet Demirci olarak MHP İl Başkanı Adem Evcil’den yana tarafım ama Havadis olarak değil.

Çünkü bu kişilerin samimiyetlerine inanıyorum.

Fakat; Ülkü Ocakları Başkanı İsmail Akgül’den yana hem Mehmet Demirci hem de Havadis olarak tarafım.

Kime ne gazete benim değil mi…

***

Velhasıl bizim taraflığımızı algılayabilmek için, vatan ve millete bizim baktığımız pencereden bakmak lazım.

Ki, kimse de buna mecbur değildir.

***

Demem o ki;

Küçük şehirlerde yazar olmak zor zanaat.

Bana ne hangi siyasi partiye kim il başkanı olmuş.

Bana ne hangi kuruma kim müdür olmuş.

Bana ne kim milletvekili olmuş.

Vatandaşın karnı doyuyor mu, esnaf huzurlu mu, vatanım güvencede mi, ben ona bakarım.

İyiyi överim, kötüye söverim…

Ne kimseye yandaşlık yaparım, ne de birilerinin kılıcını sağlarım...

Ben Mehmet Demirci olarak inandığım gibi yaşarım.

***

Bugüne kadar birçok iftiraya hedef oldum.

Yüzünü görmediğim sevgililerim hatta bazılarıyla sevişmişliğim dahi oldu.

Kafayı çekip çekip yazı yazmışlığımda,

Tehditle para aldığımı dahi söylemeyi ihmal etmediler.

Bazen devletin adamı yapıldım, bazense bir kenara atıldım.

Oysa ben, cümleleriyle mutlu olan, onlarla oyun oynayan, onlarla aç kalan ama onlara asla ihanet etmeyen delinin biriydim…

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
16AĞU2017