İlimizin son saat ustalarından Hasan Aslan, saatçilik geleneğinin yaşatılmadığını, eski ustalardan kimsenin kalmadığını ifade etti. Saatçiliğin çok ince bir meslek olduğunu dile getiren Aslan,
bu işin mutlaka bir ustadan öğrenilmesi gerektiğini vurguladı.
Haber: Sevgi PİLGİ
Yazıören köyünde doğan Hasan Aslan, Bolu’nun yaşayan son saat ustası. Her saatin dilinden anlayan Aslan, ustasından saatçiliği öğrenmesiyle başlayan meslek hikâyesini bugünlere taşıdı. Hasan Aslan atölyesinde titizlikle tamir ettiği saatlerin dünyasını, mesleğe dair tecrübelerini anlattı.
Çekirdekten yetişti
Çekirdekten yetişerek saatçilik mesleğini sürdüren Aslan, duvar saatinden köstekli saatlere, kol saatinden cep saatlerine kadar yüzlerce saatin tamirini yapıyor. Aslan, ilerleyen yaşına rağmen ara sıra dükkâna uğrayarak saatleri tamir etmeyi sürdürüyor.

‘Tüm incelikleri ondan öğrendim’
Bu mesleği ustasından öğrendiğini dile getiren Aslan; “Boş zamanlarımda rahmetli ustam Mehmet Arıkan’ın yanına giderek saat tamiratını öğrenirdim. Onun aklımdan hiç çıkmayan ‘bileziği okuluna tak zamanı gelirse kullanırsın’ sözü vardı. Onun sayesinde mesleğin tüm inceliklerini öğrendim. Allah kendisinden razı olsun. Ben aynı zamanda hafızlık da yaptım. İlkokulumu Yazıören köyünde bitirdikten sonra Hafızlık için İstanbul’a gittim. Orada 2 sene hafızlık üzerine okudum. Sonrasında tekrar Bolu’ya döndüm. Allah rızkımızı vermiş ki dönüşte dükkânımızı açtık. O günden bu bugünlere bu mesleği sürdürüyorum. Şimdi de oğlum bu mesleği devam ettiriyor” dedi.

‘Mesleğin eski değeri kalmadı’
Bu mesleğin çok ince bir meslek olduğunu dile getiren Aslan; “Dışardan çok basit gibi gözüküyor ama çok incelikleri vardır. Şu anki saatçilikle bundan birkaç sene önceki saatçilik arasında çok fark var. Önceden çok meşakkatliydi. Ama şimdi mesleğin değeri kalmadı. Sadece pil taktığın vakit usta oluyorsun. Asıl ustalık daha öncedendi, mekanik saatlerdeydi. Ancak mekanik saatler neredeyse kalmadı. Şimdiki ustalar saatçiyim diyor ama saatin s’sinden anlamıyorlar sadece pil takıyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Gayemiz boğazımdan helal lokma geçmesiydi’
Eski yetişme tarzının şu anki yetişme tarzından çok farklı olduğunu söyleyen Aslan; “Bizim yetişme tarzımızın örf ve adetleri vardı. Maalesef o adetlerimiz kalmadı. Bizim yetişme tarzımızda harama asla yer yoktu. Parada, pulda gözümüz olmazdı. Tek gayemiz boğazımdan helal lokma geçmesiydi. Eğer bir kişi işi ne olursa olsun düzgün bir şekilde çalışıyorsa, haramla helali birbirinden ayırabiliyorsa bereketi her zaman olur zaten.
Önemli olan iyilikle ömür geçirmek” dedi.








