Kerbela faciasından sonra, Medine’ye gelen Ehlibeyt, Medine halkına olayı anlatmış, bilhassa, Cenab-ı Zeyneb (sa)’in fesahat ve belagatlari, halkın Emeviler aleyhine dönmesine sebep olmuştu.
Bu hal, Yezid’e bildirilmiş, Yezid, Cenab-ı Zeyneb’in (as) halkla görüştürülmemesi için bir emir göndermişti.
Aynı zamanda Uhud şehitlerinden Hanzala’nın oğlu, Abdullah’la bazı kişiler Şam’a gitmişlerdi.
Medine Valisi tarafından gönderilen bu kişileri, Yezid ağırladı, haklarında saygı gösterdi. Fakat bunlar, Medine’ye dönünce, Yezid’in içki içtiğini, çalgıyla meşgul olduğunu, köpeklerle oynaştığını, dinle hiçbir ilgisi bulunmadığını halka yaymaya başladılar. Müslümanların başında böyle bir kişinin bulunmasını doğru görmeyen Medineliler valiyi şehirden sürdüler.
Yezid, Müslim b. Ukbe’nin kumandasında on iki bin kişilik bir ordu gönderdi. Bazı tarihi rivayetler, gönderilen orduda beş yüz kadar Bizans kökenli Rum’un da bulunduğunu kaydetmektedirler. Bu askerlerin, üzerlerinde Hıristiyan azizlerinin resimlerinin bulunduğu sancaklar taşıdıkları bildirilmektedir.
Emevi ordusunun komutanı Müslim bin Ukbe, Yezid’in talimatıyla, işgal ettikleri Medine’yi askerlerine üç gün boyunca ’mübah’ kıldı.
Bu mübahlık, her türlü gasp ve tecavüzün belirlenen süre içinde Emevi ordusuna helal olması anlamına geliyordu.
Evlere zorla girildi, mallar ve eşyalar yağma edildi, kadınların ırzına geçildi, suçu olmayan insanlar dövüldü veya öldürüldü. Bugün o kadar fazla tecavüz olayı yaşandı ki, bu tecavüzler neticesinde birkaç gün arayla doğan çok sayıda bebeği Medineliler "Harre çocukları" ismiyle adlandırdılar.
Birçoğu ganimet olarak alındı. Mekke ve Medinede onbine yakın insan katledildi. Bu olaydan sonra aileler kızlarını evlendireceklerinde bekaret konusunda garanti veremiyorlardı.
Binlerce Müslüman öldürüldü, bine yakın genç kıza tecavüz edildi. Nihayet binlerce insan Medinede Yezid’e biat etti. Hz. Peygamber’in mescidinde o gün cemaatle namaz kılınamadı.
Oysa bu cinayetlerin işlendiği Medine tıpkı Mekke gibi ’Harem’ sayılmaktaydı. "Ey Allahım! Hz. İbrahim Mekke’yi haram kıldığı gibi, ben de Medine’yi iki dağı arasıyla haram kılıyorum" diyen Hz. Peygamber, yaşadığı şehrin bu özelliğini vurgulamıştı.
"Oranın otu yolunmaz, hayvanı ürkütülmez, öldürmek kastıyla hiç kimseye orada silah taşımak caiz olmaz.." diyerek söz konusu haramlığın alanını belirlemiş, "kim bu haramı ihlal edecek bir davranışta bulunursa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. Allah kıyamet günü o kimseden ne farz ne de nafile hiç bir hayır kabul etmesin" bedduasıyla da söz konusu yasakları çiğnemenin ciddi manevi sonuçlarını dile getirmek istemişti.
Harre komutanı Müslim, savaşın ertesi günü Medineliler- den tek tek "Yezid’in kulu ve kölesi" olarak halifeye itaat edeceklerine dair bağlılık sözü aldı. Önceki halifelere yaptıkları gibi "Allah’ın kitabı ve O’nun elçisinin sünneti üzere bağlılığımı arz ederim" diyen bazı kişiler öldürüldüler. Bu olaylardan sonra Medine’de bir süre daha kalan Müslim, ordusuyla beraber Mekke’ye doğru harekete geçti.
Bu insan hayvanı olan komutan Mekke’ya saldırmak için yola gittiği sırada hastalığa yakalanarak öldü.
Müslim, Medinelilerin birer birer gelip Yezid’in kulu olduklarına, mallarını, canlarını, dilediği gibi tasarruf edebileceğine, dilerse onları satabileceğine, dilerse azad edebileceğine yemin ettirdi ve emri yerine getirildi.








