Paşa bir gün Cumhuriyet balosunda bir kısım kadının büyük ilgisiyle karşılaşır.
Elinde kadehi, sigarası Paşanın gözüne girebilmek için yarışmaktadırlar.
Kadınların bu abartılı iltifatlarından sıkılan Paşa, elinde Türk bayrağı, masasında oturup Cumhuriyeti kutlayan kadınları göstererek;
‘Bakın işte onlar gerçek Türk kadını ama sizler de lazımsınız! der.
İlimizde özellikle son dönemlerde açılan internet haber sitelerinin,
Topluma faydası olmayan, cahilce yaptıkları haberlere kızan gazeteci arkadaşlarıma söyleyeceğim şudur;
Kızmayın! Bolunun gerçek gazetecileri, basını bizleriz ama onlar da lazım...
***
Tam On beş yıl oldu.
Sanat Sokağı Dergisi ardından Havadis gazetesi,
Hiç bir güvencemiz olmadan, yarını düşünmeden bu şehir için hatta bu ülke için büyük bir mücadele verdik.
FETÖyle aynı maklubeye kaşık sallayanların alaycı, kin dolu bakışlarıyla savaştık.
Bizleri yok etmek için akıl almaz kumpaslar yaptılar.
Usulsüz dinlemeler, iftiralar, kumpaslar.
Polisleri, savcıları, hakimleri, paraları, iş adamları, Milletvekilleri, Belediye Başkanları her şeyleri vardı.
Bizim Allahtan başka kimsemiz yoktu.
Bu İlde hakkında en fazla suç duyurusunda bulunulan,
En fazla soruşturma açılan, En fazla hakim karşısına çıkan gazeteciyim.
FETÖsünden Belediyesine bu eşsiz vatan parçası Köroğlu diyarının tek çakıl taşı, tek yaprağı, tek çiçeği için amansız bir kavgaya tutuştuk.
Yaşadığımız tüm acılar, tüm baskılar bugün boynuma taktığım madalyalarımdır.
İzzet Baysal Caddesinde başım dik, gururla yürüyüşüm bundandır.
Şimdi cehaletleriyle üç beş kuruşa açtıkları internet sayfalarıyla bizlere akıl öğretmeye kalkışan tatlı su çakallarına da söyleyeceğim şudur;
Biz öyle her .oka, sümüğe basıp düşseydik, bu şehirde bunca yıl hiçbir siyasetçiye, hiçbir güce eyvallah demeden gazetecilik yapamazdık.
Biz bu günlere sizin gibi .öt büyüterek gelmedik.
Ateşlerden ateşlere, uçurumlardan uçurumlara yarını düşünmeden yara bere içerisinde canımız yana yana geldik.
Geçelim
***
Gelelim Belediyenin yeni çıkarttığı kılık kıyafet yönetmeliğine;
Her zaman yaptıkları gibi Atatürkü kullanarak,
Tek tip insan oluşturma düşüncesinin neresini hoş görelim.
Milletin sakalını, sarkık veya pos bıyığını, saçını bırakın!
Kafanın dışına değil, içine bakın.
Hangi yüzyılda yaşıyoruz.
Bu nasıl bir yönetmeliktir.
Bu devirde neyin kafasını yaşıyorsunuz Allah aşkına.
Nerden aklıma geldi bilmem,
Güzel bir Kırklareli türküsüdür
Bu yönetmeliği akıl edene gelsin;s
‘Kırmızı Kurdele kör olasın Emine
İndim derelere bilmem nerelerine
Kaytan bıyıklarımı sürsem nerelerine...








