Tam On beş yıl oldu.
Sanat Sokağı Dergisi ardından Havadis gazetesi,
Hiç bir güvencemiz olmadan, yarını düşünmeden bu şehir için hatta bu ülke için büyük bir mücadele verdik.
FETÖ’yle aynı maklubeye kaşık sallayanların alaycı, kin dolu bakışlarıyla savaştık.
Bizleri yok etmek için akıl almaz kumpaslar yaptılar.
Usulsüz dinlemeler, iftiralar, kumpaslar.
Polisleri, savcıları, hakimleri, paraları, iş adamları, Milletvekilleri, Belediye Başkanları her şeyleri vardı.
Bizim Allah’tan başka kimsemiz yoktu.
Bu İlde hakkında en fazla suç duyurusunda bulunulan,
En fazla soruşturma açılan, En fazla hakim karşısına çıkan gazeteciyim.
FETÖ’sünden Belediyesine bu eşsiz vatan parçası Köroğlu diyarının tek çakıl taşı, tek yaprağı, tek çiçeği için amansız bir kavgaya tutuştuk.
Yaşadığımız tüm acılar, tüm baskılar bugün boynuma taktığım madalyalarımdır.
İzzet Baysal Caddesinde başım dik, gururla yürüyüşüm bundandır.
Şimdi bizlere akıl öğretmeye kalkışanlara söyleyeceğim şudur;
Biz öyle her .oka, sümüğe basıp düşseydik, bu şehirde bunca yıl hiçbir siyasetçiye, hiçbir güce eyvallah demeden gazetecilik yapamazdık.
Biz bu günlere a
teşlerden ateşlere, uçurumlardan uçurumlara yarını düşünmeden yara bere içerisinde canımız yana yana geldik.
Geçelim...
***
Gelelim Belediyenin yeni çıkarttığı kılık kıyafet yönetmeliğine;
Tek tip insan oluşturma düşüncesinin neresini hoş görelim.
Milletin sakalını, sarkık veya pos bıyığını, saçını bırakın!
Kafanın dışına değil, içine bakın.
Bu devirde neyin kafasını yaşıyorsunuz Allah aşkına.
Nerden aklıma geldi bilmem,
Güzel bir Kırklareli türküsüdür;
...








