Kısıtlamaların tüm ezberi bozduğunu belirten psikolog Elif Nur Birbilener Güler, kaygılanmanın son derece olağan olduğunu vurgulayarak sürecin olumlu getirilerinin de olduğunu, bireylerin dönüşümünde etkili olduğunu ifade etti.
Haber: Sevgi PİLGİ
Ankara’da başlayıp İstanbul’da devam eden serüvenini iki buçuk senedir Bolu’da kendi kliniğinde sürmekte olan uzman klinik psikolog Elif Nur Birbilener Güler, pandemi sürecinde dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Uzmanlık alanı bilişsel davranışçı terapi, şema terapi, emdr terapi, çift terapisi ve cinsel terapi olan psikolog Elif Nur Birbilener Güler, ağırlıklı olarak yetişkinler ve çiftlerle çalışıyor.
Karantina herkesi etkiledi
Pandemi döneminde karantinanın herkesi etkilediğini belirten Güler, “Pandemi daha dışa dönük, diğer insanlarla daha yoğun etkileşim içerisinde olan kişileri daha fazla etkilemiş görünüyor. Fakat bunun tercihe bağlı değil de zorunlu bir kısıtlama olması, beraberinde belirsizliklerin olması insanların hem kaygı düzeylerinin artmasına hem de bir taraftan kendi içsel dünyalarıyla fazlaca baş başa kalmalarına neden oldu” dedi.
“Kısıtlamalar tüm ezberi bozdu”
Bu süreçte yalnızlık duygusunun kendini gösterdiğini belirten Güler, “Yalnızlık duygusu insanların belki de en çok kaçındığı durumlardan bir tanesi. Sosyolojik olarak kendi kendimize zaman geçirmek ve tek başına olmakla ilgili deneyimlerimizden çok diğer insanlarla bir arada olmak, stresimizi ya da keyifli anlarımızı başkalarıyla paylaşmak gibi ezberlerimiz var. Kısıtlamalar tüm bu ezberi bozdu ve insanlar ne yapacaklarını şaşırdılar” ifadelerini kullandı.
“Kaygılanmamız son derece olağan”
Bu sürecin bazı insanlar için kendi kendine kalma, düşünme, zaman ayıramadığı şeylere zaman ayırma fırsatı doğurduğunu vurgulayan Güler, “Birçok insanın eksikliklerini görme fırsatı bulduğu bir süreç oldu. Bu tür kriz dönemleri bizlerin aslında bir yas reasksiyonunu doğuruyor. Bu anlamda da olumlu getirilerinin olduğunu söyleyebilirim. Bir grup insan için kendisiyle teması arttığında kendisiyle bağ kurması arttığında bireylerin dönüşümü mümkün oluyor. Kaygı bize neyin fazla neyin eksik neyin zararlı neyin doğru, neyin yanlış olduğunu gösterir. Yani bir nevi pusula gibi. Kaygılanmamız son derece olağan. Gerçek dışı bir durumdan korktuğumuzda patolojik bir fobi olarak değerlendirebiliyoruz. Yapılan araştırmalar anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, uyku sorunları, obsesif kompulsif bozukluk gibi ruhsal bozuklukların sıklığında artış olduğunu göstermektedir” cümlelerine yer verdi.

“Aktiviteler için zaman ayırılmalı”
Bu sürecin kişilerin kendi içsel dünyalarına dönmeleri için bir fırsat olarak değerlendirmeleri gerektiğini söyleyen Güler, “Günlük rutin işler aksamadan devam ettirilmeye çalışılmalı. Karantina sürecinden önceki hobilere devam edilmeli hatta zaman yönünden fırsat bulunamayan aktiviteler için zaman ayırılmalı. Hareketsizliğin önüne geçmek adına evde yapılabilecek egzersizlere de ağırlık verilmeli. Bu süreçte özellikle stres ve kaygıyı yoğun yaşayan kişilerin yeme davranışlarında değişiklik görülebiliyor. Rutinden çıkan kişiler yaşadıkları olumsuz duyguları bastırabilmek adına düzensiz ve dengesiz beslenmeye geçiş yapabiliyor. Stres düzeyini azaltacak bitki çaylarını, psikolojik sağlığımız için oldukça önemli olan vitaminleri vücudumuzun ihtiyacı olan ölçüde kullandığımızdan emin olalım” ifadelerine yer verdi.
“Bu süreç bitecek ve normale kavuşacağız”
Pandemi sürecinde psikolojik sağlığımız için almamız gereken önlemlere dikkat etmemiz gerektiğini belirten Güler, sözlerini şöyle tamamladı: “Sürecin uzaması ve öngörülemez olması bireylerdeki olumsuz düşüncelerin artmasına neden olabiliyor. Bu sebeple bu sürecin geçici olduğunu unutmadan, eski normalimize döneceğimiz gerçeğini göz ardı etmeden süreci yorumlamalıyız. Çevremizdeki bireyler ve ailelerimizle olan iletişimin temelini pandemi merkezli yapmamaya özen göstermeliyiz. Bu süreçten en az hasarla çıkabilmek ve sonrasında oluşabilecek psikolojik sorunların önüne geçebilmek için uzmanların söylemlerine lütfen dikkat edelim. Unutmayın bu süreç bitecek ve biz eski normalimize kavuşacağız.”








