KAFA AYNI KAFA!

Geçen hafta belki de Dünya basın tarihinin en garip suçlamasıyla hakim karşısında çıktım.

Oğlum Mehmet anlat bakalım dedi Hakim Bey!

Gel de anlat, ne anlatacaksın…

Detaya girmeye gerek yok, sadece bir anı paylaşıp geçelim…

 

2 HAFTA ÖNCE

Hukuk profesörü değerli bir dostuma durumu anlattım.

Doktorasını basın hukuku üzerine yaptığı için; ‘ben ilk kez böyle bir dava ve iddianameyle karşılaşıyorum bi bakar mısın? dedim.

Öyle ya, Hakim Bey; ‘Oğlum Mehmet anlat bakayım dediğinde böyle bir davada ne söyleyeceğim!!!

Aldığım cevap bu davanın özetiydi;

‘Mehmet kardeşim, bunca yıllık hukuk hayatımda böyle iddianamelerin olduğu çok duydum ama ilk kez karşılaşıyorum…

Dedik ya, Allahtan Yüce Türk Milleti adına karar veren hakimlerimiz var.

Yoksa ne yazdığın veya ne yaptığının pek önemi yok.

Biz bunları yıllardır yaşıyoruz. Yaşamaya da devam edeceğiz…

Geçelim…

***

Rektör Beye değinmeden geçmeyelim ki, yazı başlığı boşa gitmesin.

Her zaman söyledim; ‘bu kafayla battık, bu kafayla kurtulamayız.

Rektör Beyden ricam, öyle kurumun arkasına saklanma,

Benim veya ilimizdeki hiçbir gazetecinin AİBÜ ile bir sorunu olmaz.

Tek derdimiz İzzet Baysalın bize emaneti olan o üniversitenin, düzgün insanlar tarafından yönetilmesini sağlamaktır.

Benim yaptığım tüm haberler ve yazdığım köşe yazıları senin şahsınadır.

Senin FETÖ ile olan işbirliğinedir.

Senin üniversiteyi getirdiğin şuan ki durumadır.

Hadi cesaretin varsa, hiç vakit kaybeden git savcılığa suç duyurusunda bulun.

Ve deki Mehmet Demirci beni FETÖ ile işbirliği yapmaktan, onlara yardım etmekten hatta daha ileri giderek onlarla iç içe yaşamakla suçluyor, şikayetçiyim…

Ama bu işe üniversiteyi bulaştırma.

Emin ol, ben yaşadığım sürece, karşıma kim dikilirse dikilsin, o üniversiteyi FETÖcülerden temizlemek için mücadele edeceğim…

Ha unutmadan, sabrım tükenmek üzere, Vali Beyin ve Başsavcımızın çağrısına cevap verip, elimdeki belge ve bilgilerle benim yargıya gitmeme az kaldı…

*** 

Yeni Belediye inşaatı devam ederken, dikkatsizlikler ve tedbirsizliklerle aynı ölçüde sürüyor.

Bu inşaata 2 yaralı, 1 can verdi Bolu…

Hala kafa aynı kafa!

Şimdide tarihi Taş Hanı kurban vermekten korkuyorum.

Geçen hafta gelen bir telefonda, vatandaş isyan ediyor.

‘İnşaat çalışmaları Taş Hanı yıkacak, tavanda yarıklar oluştu. Biz uyardık ama dinleyen yok. Ne olur bu işle ilgilenin…

Ertesi gün oldu buz kez tarihi hanın dış duvarı çökmeye başladı.

Başkan Yılmazın geçtiğimiz günlerde bir açıklaması vardı;

‘Yaptığımız işleri denetleyemiyoruz diye…

Hay ağzına şeker ama hani bir kurul kurulacaktı özelleştirilecekti, denetleme özel şirketler tarafından yapılacaktı.

Kurban olayım Bolu başımıza çökmeden şu denetlemeleri bi hızlandırsak diyorum!!!

***

Kör ve sağır olmanın iç huzuruna dokunmaya meylediyorum… Olmuyor…

“Asalım bunları.” Astık…

Ve Onlar geldi. “Toplayalım” dedi.

Toplandı hasat mevsiminde maviliklerimiz…

Umarsızca kulaçlar atarak ulaştım Hadrianustan kalma kılıç ve şehvet sesleriyle inleyen Hısar Tepesine… Soğuk bir kayanın üzerine tünedi bedenim.

Ve Boluyu dinledim, Orhan Veliye inat; gözlerim kapalı…

***

Kulaklarımda siyasilerin riyakar sesi, cümleleri enine kazıyorum, boylu boyunca dikiyorum.

Tortulardan arda kalanı niyet ve meramla eşitliyorum…

Eşittir = siyasi minderde idrar yarıştırma müsabakası…

Lakin rüzgârın yön ve şiddet saptama hesapsızlığı…

Sus diyorum Mehmet sus! Gözünü sevdiğimin delisi bugün olsun sus!

Bu kez dinliyorum iç sesimi.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
19MAR2017