İlimizde 33 yıldır gümüşçülük ve gümüş işlemeciliği yapan 47 yaşındaki Cengiz Dağ, takı sektörünün eski çağlardan itibaren insanların ilgisini çektiğini belirterek, her geçen yıl sektörün kendini geliştirdiğini vurguladı.
Haber: Sevgi PİLGİ
Gümüş işlemeciliğinin her aşamasının bir sanat olduğunu söyleyen Cengiz Dağ, mesleğin sırrının sabırdan geçtiğini belirterek; Bu işi yapacak kişilerin sabırlı olmaları gerekiyor. Bende işimi sabırla ve severek yapıyorum” ifadelerini kullandı.
“İşin mutfağında yetiştim”
Mesleğe başlama serüveninden bahseden Cengiz Dağ, “Benim babam devlet memuruydu ben bu işe atılmak istedim. Bu sektöre fazla bir ilgim vardı. Ortaokuldan beri bu işin işindeyim. 14-15 yaşlarında atölyeye gidip gelerek çıraklığa ilk adımımı attım. Atölyede kendi kendime uğraşıyordum. Dayım ustalarından gördüklerini bana anlattı. Ben de göre göre, yapa yapa öğrendim. Mesleğin mutfağında yetiştim. 1999 yılında mesleğe başladım. Ben de yaklaşık olarak 3-4 kişi yetiştirdim. Bu işi yapacak kişilerin sabırlı olmaları gerekiyor. Bu işler birden olmuyor. Zaman içerinde yavaş yavaş öğrenerek yapılır. Bizim işlerde güven çok önemlidir. Güzel çalışan, işini hakkıyla yapan herkes başarılı olur. Bunlar yapılırsa güzel bir meslek. Ben işimi severek yapıyorum. İşim bana terapi gibi geliyor” dedi.
“İstanbul bu işin üniversitesi”
Bolu’da gümüşçülük işiyle uğraşan çok kişi olduğunu ama imalatını yapan kişi sayısının az olduğunu belirten Dağ; “Tüm malzemeleri bulabileceğiniz bir yer olmalı. Taşçın, cilacın olacak ki anca o şekilde atölye kurulabilir. Ya diğer illerden kuvvetli bir sipariş almanız gerekiyor ya da Bolu’ya özgü bir şeyi geliştirip onu satabilirsiniz. Bizim yaptığımız daha çok tamirat ve ufak çaplı işlemeler. İsim kolye, yüzük büyütme, küçültme, tamirat gibi işlemler yapıyoruz. Büyük imalat tarzı bir şey yapmıyoruz. İmalatını yapmak için İstanbul gibi bir yerde olmanız gerekiyor. İstanbul bu işin üniversitesi. İstanbul’da her türlü imkân var. İstanbul’la bağlantılarımız, birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız var. Bazı özel...
“Gümüş sektörü derya deniz”
Gümüş işlemeciliğinin geniş bir alan olduğunu belirten Dağ; “Sektör kendi içinde dallara ayrılıyor. Büyük bir meslek, derya deniz. Bu bir takım işi. Bir kişinin yapabileceği bir iş değil. Montür işi ayrı, taşı ayrı, ayarları ayrı, cilası ayrı, kaplaması ayrı, dökmesi, ocakta eritmesi, tellerden geçmesi hepsi ayrı bir sanat. Ayarını, erime değerlerini bilmek lazım. Bunların hepsi birbirine bağlı. Her bir alan için çıraklar ayrı yetiştirilmeli. Mesela...
“Takı sektörü değerini kaybetmez”
Bu sektöre ilginin fazla olduğunu söyleyen Dağ; “Özellikle kadınların bu sektöre ilgisi çok yoğun. Belediye kadınlara yönelik terker kursunu veriyor. Kadınlar gümüş, bakır gibi ürünleri işleyip kemer, abajur yapıyorlar. Bana taş sormaya gelen vatandaşlar oluyor. Gümüş takı sektörünün önü her zaman açık. Takı sektörü ilk çağdan beri var. İlk çağlardan beri insanları cezbetmiştir. Takı devamlı kendini geliştiren bir alan. Takı, aksesuar sektörü hiçbir zaman değerini kaybetmez. Sektörün modası....
“Mesleğin eğitimini almak önemli”
Meslekte alınan eğitimin de öneminden bahseden Dağ, şunları dedi; “Bizler, kendimiz yapa yapa, işin mutfağından yetişerek bu işi öğrendik ama bunun eğitimini alıp mesleğe başlamak daha güzel. Biz dört dörtlük bir ustanın yanında yetişemedik. Açıkçası bunun eğitimini almayı mesleğin farklı boyutlarını da öğrenmeyi çok isterdim. Bunun okulu var. Şimdi okullarda bilimsel tekniğine kadar her şeyi öğretiyorlar, usta öğretici belgesi de veriyorlar. İşin hem alaylısı olup hem de eğitimini almak daha iyi. Örneğin; yeğenim bunun okulunu okuyup aynı zamanda yanımda staj yapıyor. Ben inanıyorum ki...
HABERİN TAMAMI İÇİN GAZETENİZİ ALMAYI UNUTMAYINIZ...








