Bir ömür meşakketle tırmandığımız granit kayaların kestiği çıplak ayaklarımız.
Neyin bedelini ödüyor böyle.
Ahhh Asiye Hala;
Tandırdan yükselen Iza buğdayının kokusu nasıl da umutlandırıyor Bolu Ovasını,
Koynunda sakladığın elmayı, terinle sulayıp hangi çayırın yamacına eksem,
Oya gibi nakış nakış işlesem.
***
Zihninde oyunlar kurup, vicdani suçluluğu aklamak kolaydır.
Çıkış arayanlar,
Nasıl bir sonun kendilerini beklediğinden habersiz,
Kurtulmak için yalan söyleyip, sahtekarlık yapabilirler.
Peki bendeki bu hafiflemenin sebebi nedir?
Çözemediğim bir huzur yaşıyorum.
Öyle ki, yalın ayak göklerde yürüyorum,
Bulutları dişliyorum.
Anlaşılır gibi değil.
Bir seccade getirin serin Hisar Tepesine,
İki rekat şükür namazı kılacağım.
Safinaz’la el ele tutuşup Fırka Tepesinden atlayacağım.
Yüklerinden kurtulmuş bir hamal gibi,
Yarına uyanacağım...
***
Ahhh Safinaz!
Bir şey olsa da o güzel günleri hatırlasak.
Hızlı trene binip Ankara’ya kaçsak!
Meclise uğrasak,
Yüksel Coşkunyürek’ten nasihat alsak.
Hastaneleri kapatsak,
Herkesi Köroğlu Ünitesine tıksak,
Önce yıkıp, açıkta kalsak,
Sonrada yapsak.
***
Bir şeyler olsa işte canım, bir şeyler olsa.
Tanju Başkan Ümre’ye gidip dua yapsa,
Kar yağsa,
Hiç durmasa,
Rasim başkan (Özdemir) karları havada yakalasa,
Yollar kapanmasa,
İşimiz Allah’a kalsa!
***
Bir şeyler olsa işte canım, bir şeyler olsa.
Tanju Başkanı ziyarete gitsek,
Zemzem içsek,
Medine hurması yesek,
Seke seke çaydan geçsek,
Çele Barajından su içsek,
Katırcılar Hanında ney üflesek,
Neyzen gelse sohbet etsek,
Türküler söylesek,
Neyzen’de nereden çıktı şimdi,
Bir şeyler olsa işte canım, bir şeyler olsa,
***
Seben gölü deniz olsa mesela;
Büyüksu’da balık tutsak,
Atıkları dereye atsak,
Ama yakalanmasak.
Cumhuriyet Parkında oynasak,
Gölyüzü’ne kavşak yapsak,
Vali Bey gelse, protokolle karşılasak,
Bolu’nun kuzey ormanlarına bakıp bakıp ağlasak,
El ele tutuşup arkamıza bakmadan koşsak.
Sonra yorulsak, derin uykulara dalsak.
Uyanmasak...
Yok vaz caydım, uyansak,
Uyansak da yaşananların farkına varsak.
Akıllansak,
Bunların sözlerine kanmasak!
***
Bir şeyler olsa işte canım, bir şeyler olsa.
Erikler çiçek açsa,
Yağmur yağsa veya yağmasa,
Fırtına çıksa ardından güneş açsa,
Dağ fare doğursa,
Ne bileyim, bir şeyler olsa işte;
Bir şeyler olsa, ilkel kabileler gibi,
Muslar Kaya evlerinde mağara duvarlarına kuyruklu koyun resimleri çizsek.
Seben’e gitsek…
Seben de nereden çıktı şimdi,
Aman canım, bir şeyler olsa işte,
Bir kuş konsa badi parmağımıza, ağlasak,
Sonra tüm Bolu’yu rengarenk boyasak,
Mavisini alıp kaçsak, salıncak kursak, sallansak,
Siyasilerin tüm yalanlarını unutsak,
Rüyaya dalsak,
Bir şeyler olsa işte canım bir şeyler olsa,
Bir şeyler olsa da, insan olduğumuzu hatırlasak,
Birbirimize sarılıp mutlu olsak...








