Adam şoför.
Önce şehir içindeymiş, sonra uzun yola geçmiş.
Genç yaşta evlenip boşanınca da otobüsü bırakıp tıra başlamış.
Tekrar evlenince buraya, serhat şehrinin sessiz, küçük bir ilçesine yerleşmiş.
Önceleri yazın gidiyormuş ama hayat telaşı derken 15 yıldır yolu düşmemiş memlekete.
***
Kızı öğrencim, o vesileyle tanıştık.
Hemşehri ve dahi aynı köyden olduğumuzu fark edince muhabbeti uzattı.
Benimle konuşurken gözündeki memleket hasreti elle dokunabilecek kadar yoğundu.
Aklına gelen herkesi tek tek sordu.
***
Memleketin havasını, suyunu, toprağını, çayını, kedisini, köpeğini bile…
Gurbetin ne olduğunu adamın Rize derken titreyen sesinde gördüm.
Sohbet sohbeti açtı.
Onları tanır mısın, bunları bilir misin, şurası değişmiş mi derken; aramızdaki yirmi yaş akranlığa, yabancılık ahbaplığa evrildi…
***
Dedelerden uzak da olsa bir akrabalık bağı bulduk.
Analarımız arkadaşmış; çay toplamaya giderlermiş birbirlerine eskiden.
Ne derler; ‘eteğimiz ucundan birbirine değdi.’
Akraba olduk!
***
Dedemin ve annemin kim olduğunu bulunca babamı çıkarması zor olmadı.
Bizimkiler eskiden çobanmış.
Ben tekne kazıntısı olduğum için denk gelmedim o günlere.
Çobanlığı bırakınca sıvaya başlamıştı babam.
Rusya’da, Libya’da çalışmıştı.
Emekliliğinde köyde de sıvaya giderdi.
Sadece bizim köyde değil, civar köylerde de tamir etmeği ev yoktu.
Tanınırdı yani.
***
“Kemal emice neediyi, hala sigara içiyi mi?” dedi bir anda.
15 yıldır gelmediği için öldüğünü de bilmiyordu.
Ne diyeceğimi, nasıl söyleyeceğimi bilemeden durdum, yutkundum.
Babamın ölüm haberini vermenin bu kadar zor olacağını tahmin edemezdim.
“Sizlere ömür…” dedim başımı istemsizce öne eğerek.
Adamın hatıralarında hayatta olan babamı öldürmüşüm gibi hissettim o an.
Kendi babamın katili oldum bir nevi.
Söylemeseydim, orada bir yerlerde tabakasından çıkardığı tütünü sarmaya devam edecekti sanki.
***
İnanamadı önce, ne zaman öldüğünü sordu.
12 seneyi duyunca omuzları çöktü.
Ait olmadığımız bir şehirde, kökümüzün aynı toprakta olduğu ama yabancım olan bir adamla birbirimize bakıp ağladık.
Ben söylediklerimin ağırlığına ağladım, o duyduklarının..
Ben babama ağladım, o Kemal emicesine,
Ben kaybettiklerime ağladım, o kayboluşuna,
Ben köklerime ağladım, o köksüzlüğüne,
Ben yalnızlığıma ağladım, o yabancılığına,
İkimiz de uzaklara ağladık…








