İÇTE SAVAŞ DIŞTA BİRLİK

İÇTE SAVAŞ DIŞTA BİRLİK

FETÖ ile ilgili şuan için yazı yazmayacağıma dair kendime sözüm vardı.

Lakin ilk günlerde yaptığımız birçok eleştiride haklı olduğumuz gibi, şuanda da bazı hakları teslim etmemiz gerekir.

Evet, hırçındım, korkuyordum.

Geç kalınmışlığa ve 17-25 Aralık sonrası; ‘ne şiş yansın ne kebap’ mantığıyla hareket edilmesine kızgındım…

Her gece, MİT’in bahçesinde yankılanan silah sesleriyle irkiliyordum.

Çınlaması geçmiyordu kulaklarımdan.

Belki de, İmdat Aslan’ın; ‘Ya bizim çocuklarımız ne olacaktı Mehmet!’ endişesindeydi yüreğimdeki korkular…

***

Dışardan bakıldığında ne kadar aksi, ne kadar lanet bir adam gibi görünsem de;

‘Zedelenir korkusuylaydı, kalbimin en tenha yerinde saklamam hassasiyetimi’

Yapma abi, 15 Temmuz öncesi tamam, çok sert bir şekilde gittik bunların üzerine ama gaflette olan bir yetkililer grubu vardı. Onları uyandırmak için bağırmak zorundaydık. Şimdi daha sessiz olalım. Daha itidalli bakalım olaylara. Bak çoluk çocukları var birçoğunun, suçlu mu suçsuz mu bilmiyoruz ki’ dedim.

Yüzüme baktı; ’15 Temmuz gecesi başarılı olsalardı bizim çocuklarımız ne olacaktı Mehmet. Bunlar bizim çocuklarımıza acıyacaklar mıydı?

Herkesin sığınabileceği bir bahanesi vardı.

Biri; ‘ama öyle, bak biz sizin hiç üzerinize gelmedik.’

Diğeri; ‘bak biz size zaten destek olduk.’

Bir diğerleri; ‘17-25 Aralık sonrası bile bir şey yapmadık. Hiçbir dosyayı açmadık, operasyon yapmadık’ diyerek sıyrılabilirdi.

Ya biz Mehmet, ya biz ne yapacaktık…’ dedi.

Derin bir sessizlik…

Yerden göğe kadar haklıydı.

Demem o ki, kızgınlığımda, hırçınlığımda, öfkemde bilinçaltındaki korkumdandı belki de.

‘Devlette zafiyet, ihanettir’

inanıcının dip dalgaları…

***

17-25 Aralık sonraki zaafiyetin acıları çekildi.

Delilden sanığa değil, sanıktan delile gidilmek zorunda kalındı.

Zor oldu, sıkıntılı oldu ama Rabbim yüzümüze baktı.

Sonunda ilimizde operasyonlar olması gereken yere geldi.

Kimse kusura bakmasın yine de, Havadis gazetesini ve Mülkiye Müfettişi Mehmet Bey’i ayrı tutuyorum.

Madem kimse görmek istemiyor (yetkililer anlamında söylenmiştir. Vatandaşlarımıza ve dostlarımıza haksızlık edemem) bizde kendi kendimizin hakkını verelim.

Kalem bende nasılsa…

Çünkü Bolu’da ilk fitili Havadis’in desteğiyle Mehmet Bey’in cesur yüreği ateşledi.

17-25 Aralık’tan, 15 Temmuz gecesine kadar durumu idare edenler şimdi yaygara koparmasın.

Korkak yüreklerden kahraman olmaz!

Bilirkişi olarak dosyaları inceleyecek tek adam bulunmayan ve korkudan herkesin kaçtığı bir şehirdeydik nede olsa!

***

Lakin tüm bunları geride bırakarak,

Bugün gelinen noktada;

2 aydır gece gündüz sorgularda bir delil bulacağım diye uğraşan, samanlıkta iğne arayan emniyetteki ve yargıdakilere yine de teşekkür etmek gerekir.

Zor oldu ama sonunda oldu ya…

Gerisi kolay evelallah…

***

  

Başlıktan koptuğumun farkındayım.

Serde Lazlık var ya, 4 kelimelik başlığı değiştirmektense, başlığın meramladığı konuya dönmek gerekir.

15 Temmuzun ülke siyasetine kazandırdığı tek şey;

Vatan ve Millet hassasiyetinde müşterek hareket.

Özlenen tablo, ölmeden bunu da gördüm ya, çok şükür…

Lakin, rakip siyasilerde yakalanan birlik ve hoşgörünün aksine tüm siyasi partilerde, bir çok ilde olduğu gibi ilimizde de göze çarpan iç çatışma ne ola…

Neyin kavgası…

Vatan kurtuldu nasılsa, koltuğu da sağlama alalım endişesiyse tavrınız.

Biliniz ki, hala yanılgıdasınız…

Kişisel hırslardan ve öfkelerden kurtulup, kardeş olmadadır faydanız.

    

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
11EYL2016