İÇME SULARIMIZ

İÇME SULARIMIZ

Son günlerde yerel yazılı ve görsel basının gündemine adeta bomba gibi düşen kullanma sularındaki şaibe haberleri hepimizi düşündürmeye başladı. Acaba çeşme başlarındaki kuyruklarda sıra bekleyip içme suyu olarak kullandığımız kökez suyu damı aynı duruma gelebilir. Bizleri böyle düşünmeye sebep olansa, son senelerde şehrimizde birçok marka ile pazarlanan ve kapalı bidonlarda satılan su miktarının aşırı artması. 

Kökez suyunun güzel Bolu’muzun simgelerinden birisi olduğunu bilmeyen yoktur. Hatta Bolu’da görev yapan bürokratlar için, kökez suyunu içip tadını alanların da, bir daha Bolu’dan ayrılamadığı söylenir. Bu durumun gerçek olduğunun kanıtı ise, geçmişte Bolu’da görev yapmış birçok bürokratın emekli olduktan sonra kökez suyunun hikmetimidir bilinmez ama Bolu’muza yerleşmiş olmalarıdır. 

Kökez suyunun kaç senedir Bolu’da içme ve kullanma suyu olarak kullanıldığını tam olarak bilmiyorum. 1953 senesinde ortaokula başladığımdan sonrasını çok iyi hatırlıyorum ki, kökez suyu evlerinde su tesisatı olanların musluklarından akıyordu. Yani bütün su tesisatı olan evlerin kullanma ve içme suyu olarak kullandığı su, şimdi mahallelerde ki çeşmelerden içme suyu olarak bulabildiğimiz kökez suyu. O tarihlerde Bolu’muzda yaşayanların, evlerinde su tesisatı olanlar, bulaşıklarını, çamaşırlarını yıkadıkları, hatta banyo yaptıkları su kökez suyuydu.

Çok zaman geçmedi zannediyoruz, birde bakmışız ki elli seneden yani yarım asırdan fazla bir zaman geçmiş. O günleri yaşayan biri olarak ileriye baktığımda çok karamsar oluyorum. Kökez suyunu Bolu’ya ileten boruların yakın geçmişte değiştiğini, ilave su tutma depoları yapıldığını da duymadım. Yalnız şunu çok iyi biliyorum ki, kökez suyunun çıktığı bölgedeki orman yapısı hızla değişerek yeşil örtü gün geçtikçe azalıyor. Gelecek günlere doğru baktığımda ve bu gidişe dur denilmezse çok değil çeyrek asır sonra kökez suyunun sadece isminin kalması da kaçınılmaz bir durumdur. Kökez suyunun ilk çıkışı  (yanık olarak tabir edilen yerin) virajındaki çeşmenin suyu daha şimdiden yaz aylarında kurumaya başladığını oraları bilen herkes görebiliyor. Yerleşim alanlarındaki nüfus her geçen yıl artıyor, bu da demektir ki suyu kullananlar artıyor, su kaynakları ise tam tersine azalıyor. 

Kökez suyu sadece bir örnek, büyüksu deresinde balık tutulduğu, hatta yüzüldüğü günleri anımsayanlar çoktur. O tarihlerde etkili ve yetkili olanlar eğer bu günleri görebilip de yeterli tedbirleri alabilselerdi, şimdi bizler bu sorunları değil başka konularla ilgileniyor olacaktık. Şahsen benim, su konusunun üzerinde bu kadar durmamın nedeni, doğada çok gezmem ve akarsuların debilerini her geçen sene azaldığını bizzat görmemdendir. 

Temiz tatlı suların her geçen yıl azalmadığını, bir önceki yıla göre daha çok arttığını hangimiz idea edebiliriz? Tam aksine tarımda, sanayide ve kullanma suyu olarak kullandığımız su miktarı artarken, su kaynaklarının debileri azalıyor. Tarımda kullanılan sudan tasarruf için yeni sulama sistemlerinden olan damlama su sistemlerinin kullanımının artması için teşvikler yapılmalı. Bedelsiz su kullanılan yerlerdeki su sarfiyatının denetlemesi için tedbir alınmalı. Maalesef ülkemizde tam anlamıyla çalışan arıtma tesisleri sayılı, tatlı suları kirleten kimyasal atıkların suya karışmasını önleyecek tedbirleri çok geç olmadan hep beraber alalım. Eğer hepimiz üstümüze düşeni yapmaya çalışırsak, bizden sonraki nesillerde yaşayacak olanlar kulaklarımızı çınlatmazlar.

     Bir sonraki yazıda buluşmak üzere, hoşça kalın.   

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
26EKİ2022