Sokaklar bom boş,
Fareler dahi Dünyayı terk etmiş.
Artık son model araçlarınızla caddelerde gezemiyorsunuz!
Villalarınıza, yalılarınıza çekilmiş,
Korkuyla bekliyorsunuz!
Ceylan derisinde, mülkiyetle büyüttüğünüz g.tlerinizi devirmiş yatıyorsunuz.
Tanrılarınız sizi de terk etti artık.
Katlettiğiniz onca ormanın, onca derenin ahı yakanızda artık.
Virüs bugün-yarın geçer, siz bu korkuyla ne yapacaksınız!
***
Dergi yıllarıydı;
Mudurnuda bir Nineyle sohbet ediyoruz.
90lı yaşlarda, yerinden kalkamıyor.
Ne değişti Ninem? diyerek sohbete giriyorum.
Pencereden, evin yanı başından akan dereyi gösteriyor;
‘Bak oğlum, ben dışarı çıkıp gezemiyorum. Ne oluyor ne bitiyor bilmiyorum. Gün boyu bu dereye bakıyorum. Gençlik yıllarımızda, bu derede oynardık, ineklerimiz su içerdi. Tertemizdi bu dere. Şimdi her geçen gün kirleniyor. Anlıyorum ki; insanlar kirlendikçe, derelerimiz kirleniyor...
İkimizde sustuk ardından,
O ihtiyar, yorgun gözler bu günlerin kehanetiyle;
‘Ben görmem evladım ama iyiye gitmiyor dünya dedi ve kapandı.
***
Karadeniz de seller yaşadık,
Onlarca can verdi topraklarım heyelanlara,
Bir daha eskisi gibi olmayacak dendi.
Ne değişti, hiç bir şey.
Karadenize gidip bakın, yüreğiniz parçalanır.
Dokuz yıl üzerine ilk kez gittim, ablamı toprağa vermeye.
Sahil boyunca 20 katlı binalar.
Dağların arasında açılan yollar, apartmanlar.
Oturup hüngür, hüngür ağladım, ablamdan sandılar.
***
İzmit depremini yaşadık.
17 bin 480 kişi öldü.
Corona bu kadar can alır mı bilinmez.
Çıktılar televizyonlarda konuştular günlerce,
‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dediler.
Ne değişti.
Yıkmaya, yakmaya, çalmaya devam ettiler.
***
Şimdi çıkmış virüs var ellerinizi, yüzünüzü yıkayın diyorlar.
Ya bu Dünyayı bu hale sokan sizin kirli ellerinizi kim yıkayacak.
Kim dezenfekte edecek onları.
Virüs dediğin bugün yarın geçer.
Sizin hırslarınız nasıl geçecek?
***
Bolunun derelerine bakıyorum.
Çöp yığını haline gelmiş.
Komisyon üyelerini savunan Yaşar Hocam!
Sen benim gördüklerimi görmez misin?
Sen de benim gibi yanmaz mısın?
***
Asfaltınız, beton binalarınız batsın!
Kümesleriniz, imarlarınız yansın.
Bir tek Gölcükte ki menekşeler, papatyalar kalsın.
Bir tek onlar yaşasın...








