Hayırlar Feth Ola Şerler Def Ola Günlerimiz Bayram Ola

Hayırlar Feth Ola Şerler Def Ola Günlerimiz Bayram Ola

Ramazan inananlar için bir mârifet mektebidir. Her safhasında bir şeyler öğretir. İnsanın içini Kur’an-ı Kerim ile donatarak ulvi hale getirir. Başında rahmeti, ortasında bağışlanmayı, sonunda cehennemin ateşinden azat edilmeyi müjdeler. Nihayetinde ilmin, bilginin, sabrın, azmin, fedakârlığın ve sahip olunan imkânların iman ve de hidayet ile işlenip yoğrulmasını öğretir. İnsan hakiki insan olmayı, mümin Müslüman olmayı, Allah’a kulluğu, Peygambere ümmet olmayı anlar, kavrar. İnsanın öğrendiği bu halleri yaşaması Bayram’dır.

Ramazan ayının ilâhi bereketinden faydalanmamışsa, Allah’a kulluğunu halisane ve samimiyetle gösterememişse, Müslüman olarak da, insani olarak da sorumluluğunu bilip, elindekini sevgi ve merhametle paylaşıp infak etmemiş, fedakârlığın sevincini duymamışsa o yürekte bayram mı olur? 

En yakınından başlayarak büyüğüne, küçüğüne, mazlumlara, masumlara, mağdurlara, fakir fukaraya, hastalara, komşusuna gönlünü açıp kucaklayamadıktan sonra; ihtiyaç ve ıstırap içindeki kardeşlerinin feryadını yüreğinde hissetmedikten sonra o yürekte bayram mı olur?

Bir selamı bir merhabayı alıp vermekte zorlanan olursa, gönülden gönüle köprü kuracak hoş sohbeti, tatlı dili olmazsa, gönüllere serinlik ve güven verecek sevgi ile yaralara merhem olma, sevinci üzüntüyü birlikte yaşama, sevinci derdi sıkıntıyı paylaşma ihtiyacını duymadıktan sonra o yürekte bayram mı olur?

Birkaç faniden gönül, çoluk çocuktan masum gülüş almamışsa; fakir fukaranın, düşkünün, ihtiyaç sahibinin arşı yakan duası ona ulaşamamışsa; açlığın, açıklığın, muhtaçlığın, çaresizliğin ıstırabı burnunu sızlatmamış, gözünü yaşartamamışsa o gönülde bayram mı olur?

Asrımızda modern, ultra lüks gibi adına ne denilirse denilsin kendimizi hapsettiğimiz kuş kafesi misali üst üste yığılan, yan yana dizilen evlerimizdeki apartman hayatında çevreye, insana, akrabalığa, komşuluğa yabancılaşmakta, bireysellikte mutluluk aramaktayız. Hayatı kuş kafesi misali evlerde, kare yahut dikdörtgen bir yapının iç içe geçtiği bir ortamda, yine kare ve dikdörtgen oyuncaklarımız telefon, televizyon, bilgisayar gibi karelerde tutuklu kalan bireysel gönüllerin sevinci, mutluluğu doyasıya duyması mümkün mü?

Sözün özü, çoğunlukla Bayramı değil, İslâmi ve milli duygulara kendimizi kapatıp, bencilce yaşayıp, eğlenip dinlendiğimizi sandığımız resmi tatilleri yaşıyoruz maalesef…   

Bayramlar, aynı inanç, tarih ve medeniyet mensuplarının müşterek sevinç ve neşe günleridir diyoruz. Kültürümüzün her bir öğesi birlikteliğe, paylaşmaya, ortak hisle yaşayıp yaşatmaya bağlı. Yine inancımız İslâm dini inananların birlikteliğine dayalı. Kulluk paydaşında birleşmeyen, ümmet olmanın sırrını bilmeyen, insan olarak yaratılmanın gayesini çözememiş, paylaşmanın yüceliğini ve bereketini bilmeyen, mensubu olduğu milletle bütünleşmekte ve aidiyet de sıkıntısı olan bir gönülde bayram nasıl ve ne kadar olur? Kendi kendine gülene deli diyoruz da kendi kendimize bayram yapmaya çalıştığımızı görmüyor, umursamıyoruz. İnsanın kendi kendine bayramı olsa olsa günümüzdeki turistik gezilerin artmasına yönelik tatillerle gelen tüketimin hazzı oluyor sanırım.

Bayramları anlamlı kılan, can taşıyan her varlığın bu iyilik ve güzellik ikliminden en güzel şekilde istifade etmesidir. Sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının ihyasına hiçbir şey engel değildir. Bunun için yapmamız gereken en önemli şey, evimizi gönlümüzü tam bir bayram yerine dönüştürmektir. Gönlümüze muhabbeti, yüzümüze tebessümü ve dilimize tatlı sözü nakşetmektir.

Bayramlar, Rabbimize, kendimize ve en yakınımızdan en uzağımızda olan insanlara karşı sorumluluklarımızı hatırlatmalı. Kırgınlıklarımızı gidermek, akrabalarımızla, komşularımızda, dost ve arkadaşlarımızla, milletimizle kardeşlik ve mensubiyet bağımızı ve muhabbetimizi yeniden tesis etmenin bilincini vermelidir. Sevgi ve merhamete muhtaç yetim, öksüz, garip ve kimsesizlerin kimsesi olup onları sevindirerek, ulaşabileceğimiz her noktaya teneffüs ettiğimiz bayram sevincini taşımak gayemiz olmalı. 

Bayramlar tatili değil, bayramın ortak coşkusunu iliklerine kadar hissederek, bir araya gelme azmiyle bilerek yaşamak ve yaşatabilmek için gönülden gönüle köprüler kurmanın gayretidir. Kardeşliği, dostluğu, akrabalığı, komşuluğu, arkadaşlığı, büyükle, küçükle yan yana sevgiyi saygıyı, birlik beraberliği, ortak sevinçte buluşarak, en sıcak şekilde aklında, fikrinde, yüreğinde hissederek yaşayıp karşısına bunu yansıtarak yaşatmak bayramdır. 

İnsanlardan, insanlıktan kaçarak, sırt dönerek, görmezden gelerek değil, güler yüzle karşısına gelip kucaklaşarak, karşıdan selamla, tatlı bir kelamla söylenen sözle bayram yaşanır. Her fırsatta çevremizde, gönlümüzde duyduğumuz eski bayramlar özleminde önemli olan “geçmiş günler” in güzelliği değil, o güne anlam katan “insana” has özelliklerin yaşanmasındadır. Herkesin anlattığı özlem “geçmiş bayramlara” da değil, o yaşanılan bayramlara anlam katan değer bilen, değer veren, değer gören, “insan modeline”dir. Bizdeki bu geçmiş bayram özlemini hatıra bırakan insanları örnek alarak bugünü de unutulmaz hatıralara dönüştürme gayretini kendimizde görebilmeliyiz. 

Rabbim bu kutlu günleri milletimize ve İslam Âlemi ’ne hayırlara vesile kılsın. Bayramı bayram bilip bayram gibi yaşayabilenlerden olmamızı diliyorum. Kardeşlik, barış ve adaletin herkese eşit dağıldığı, güçlünün zayıfı ezmediği, çocukların, masum mazlum ve mağdurların öldürülmediği bir dünya istiyorum. Böyle bir dünyada yaşamak için ayrışmaya, parti pırtı bölünmeye, oncu buncu olmaya değil insan olarak, millet olarak bir ve beraber olmaya ihtiyacımız kaçınılmaz. Birlik ve beraberlik güçtür. Güç, kötüleri ve kötülükleri engeller. Kötülerin ayrımcılığı, yalakalığı, nemelazımcılığı, bana değmesin diyenleri, bireysel ve korkakları çok sevdiğini anlamış olmamız lazım. Rabbim basiretimizi artırıp, yüreğimize sevgi versin inşaallah.

Bayram; birlik olmanın, sevip sevilmenin, paylaşmanın, vefanın, saygı ve hoşgörünün, sabrın, şükrün en güzel hali: dostluğu, sevgiyi, bugünü ve geleceği, aşı ekmeği, sofrayı paylaşıp gönüller yapmak, bir olmak, birlikte olmak, kardeşçe sarılıp, Yaratana kul olabilme şuurunu taşımak ve bu idrakle hareket edebilmektir. Rabbim bizleri vicdan, merhamet, adalet, vefa ve sadakate sarılıp, yüreği sevgi, hoşgörü ve iyilik dolu; gönül dili ile konuşan tatlı dilli, yüzü güleç, eli cömert, sözü özü doğru, elinden dilinden belinden herkesin emin olduğu mümin Müslümanlardan eylesin.

Bugün idrakinde olup yaşadığımız Ramazan Bayramı ve Cuma Bayramı birlik beraberliğimizi, kardeşlikle dostluğumuzu, insan olduğumuz ve insan olmanın şuur ve sorumluluğunu, Müslümanlığımızı ve bize bu günleri, bu nimetleri, hayatımızı lütfeden Rabbimize şükrümüzü en güçlü şekilde hissettirsin. Kötülükleri ve kötüleri def ettiğimiz, günahlarımızı tövbe ile örtüp hayır ve güzellikleri yaşayacağımız günlere vesile çifte bayram olmasını niyaz ediyorum. 

Bayramımız iki cihanımızı sarıp huzura erdiren Bayram olsun. Bu kutlu günlerin milletimizin, tüm İslâm âleminin mansur ve muzafferiyetine, refah, selamet saadet ve esenliğine vesile olsun. Gönüllerimize, hanelerimize sağlıkla afiyet ve huzuru, bereketi; yeryüzüne barış ve adaleti; insanlara sevgi, kardeşlik, vicdan, merhameti getirmesini diliyor dua ediyorum. Bayramınız kutlu, gelecek günleriniz muştulu osun. Selamlarımla.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
20MAR2026