GÜNAHIM KADAR SEVERSEM NE OLAYIM!

GÜNAHIM KADAR SEVERSEM NE OLAYIM!

Evliya Çelebiye, Erzurum’u sormuşlar;

‘Buranın hep kışını anlatıyorsun. Hiç mi yazı yok?’

Evliya Çelebi’de;

‘Yazdan bahsediyorlar, hep gelecek diyorlar ama ben 11 aydır buradayım daha görmedim’ diyor.

Şimdi bizim ilin yetkilileri hep FETÖ ile mücadeleden bahsediyorlar;

‘Çok ciddi çalışıyoruz’ diyorlar ama ben 17-25 Aralık’tan itibaren bekliyorum, henüz göremedim…

Geçelim; (uzun hikaye)

***

İspanya’da Franco döneminde pulların üzerine Franco’nun resmini basmışlar.

Adamın biri postaneye gelmiş, zarfa pulu yapıştıracak, tükürüyor, tükürüyor pul bir türlü yapışmıyormuş.

Postacı atılmış; “Onun yapışması için arkasını değil, yüzüne tükürmelisin…’

Şimdi bizde kimin yüzüne tükürsek koltuğa yapışıyor.

Kime sahip çıksak, ya Mudurnu’ya, ya da il dışına sürülüyor, ne menem iştir anlayamadım.

Cihangir Müdüre biz aktif görev beklerken, Vali Bey’in gözleri önünde Mudurnu’ya sürüldü.

Vallahi yanlış anladınız bizi.

Cihangir Müdürü günahım kadar sevmen. Banane; canı cehenneme, zaten aksi huysuz bi adam…

Az yapmışsınız Vali Bey, sürün Fizan’a gitsin.

Geri kalanlarla FETÖ’cülük oynar dururuz canım, ne olcak.

Elma desem çık, armut desem çıkma.

Biri mızıtsın artık dayanamıyorum.

***

Avrupa emredicidir, kuralcıdır, hüküm koyan ve düzene sokandır.

Kurallar bütünüdür Batı.

Ama buna rağmen insanlar akıl almaz cinsel sapıklıklar, suiistimaller yaparlar.

Batının güzeli Afrodit’tir.

Afrodit’te matematiksel bir güzellik vardır.

Burnu orantılıdır, gözleri de, yüzü de, kusursuzdur Afrodit.

Oysa bizim güzelimiz Leyla’dır.

Bizim Leylamız tartılamaz, ölçülemez, gizli bir yerdedir Leyla.

Leyla kimimize göre, esmer, kısa boylu, kimimize göre sarışındır.

Herkesin Leylası ayrıdır.

Çünkü biz başkasının dayattığı güzelliğe biat etmeyiz.

Biz yüreğimizin istediğini severiz.

Bizi, batıdan ayıran budur.

Bizde hukuktan daha üstün bir inanç vardır.

İçimizdeki Allah…

Açalım;

***

Batı Robinson’un hayata tutunmasıyla ilgilenebilir ama bizi ilgilendiren Robinson’un vicdanıdır.

Robinson, adada tek başınadır.

İstediğini yapabilir.

Onu sınırlayan bir şey yoktur.

Maymunları öldürebilir.

İstediği yere dışkısını yapabilir, işeyebilir.

Onu sınırlayacak bir yasa yoktur.

Ama Robinson bunların hiç birini yapmaz.

İşte bu Robinson içimizdeki vicdandır. İbrahim gibi…

İbrahim ‘Bir Allah var’ demiş. Birinden korkmuş.

Allah’ın karşısına, yasalarla, kanunlarla çıkmayacağız.

Allah’a karşı avukat kendinsin.

İşte o hesaplaşmaya ne yanıt vereceğim diye düşünmeli insan…

Hukuku aldatırsın, kandırabilirsin.

Mahkemelerde, savcıları, hakimleri aldatabilecek beyanatlar bulabilirsiniz.

Buluyorsunuz da…

Ama ya milletin vicdanı…

***

Bu milletin en büyük umududur; ‘Yukarda Allah var’

Yıllar boyu bu umuda tutunarak ayakta durduk.

Ergenekon, Balyoz dediniz,

Biz hep; ‘Yukarda Allah var’ dedik.

Bizden görünüp, arkamızdan her türlü oyunu oynadınız.

Talimatlar verip, talimatlar aldınız.

El birliği yapıp gazetemizi kapattınız.

Biz hep; ‘Yukarda Allah var’ dedik.

Bugün hala ayak oyunlarıyla, yasaların açıklığını kullanarak hainleri koruyorsun…

Biz yine; ‘Yukarda Allah var’ diyoruz.

Gayri Ondan başka dayanacak kimsemizde yoktur.

O neylerse güzel eyler…

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
25EKİ2016