FETÖCÜLER YAPMIŞ OLMASIN!

FETÖCÜLER YAPMIŞ OLMASIN!

Güzel yüzlü Ayşe…

Ay parçası, pembe yanaklı Ayşe,

Benim vatanım o pembe yanaklar.

Hadi gel, Çukurova’dan, Amik’ten, Harran’dan topladığım çiçekleri saçlarına takayım.

Bir o yandan/ bir bu yandan/ elma yanaktan…

Ahmet Arif’e selam yollayayım.

Oyyy Adiloş bebe… Tanı bunları, tanıda büyü.

Bunlar Ayşe’nin gözyaşlarına kezzap sıkanlardır…

***

Uzatmayalım, neyin edebiyatını yapıyoruz.

Kaç gündür solcuların, bizim İslamcılara tecavüzün günah olduğunu anlatmaya çalışmasını hayretle seyrediyoruz.

Ne günlere kaldık!

Ya onlardansın ya da kafir!

Ya onlardansın ya da FETÖ’cü!

Ya onlardansın ya da PKK’lı…

Balım, aç kulaklarını da dinle;

Ben insanım, sorgulayan, doğrunun, dürüstün peşinden koşmaya çalışan, insanların acısıyla dertlenen, haksızlığa uğrayan kim olursa olsun yanında direnen insan…

Kandırılmamak, aldatılmamak için sonunda değil, başında sorgulayan…

***

Türban sorunu yaşandığı dönemlerde de sıkça dile getirmiştim.

Aslında sorun yine aynı.

Parti ayırt etmeksizin söylüyorum;

Parlamentoyu oluşturan parlamenterlerin bu topraklarının acısına dokunacak tek cümleleri yoktur.

Koca koca hukuk profesörleri, Burhan Kuzu’lar, Suheyl Batum’lar ve diğerleri…

Hiç biri bu toprakların sorunlarını için tek bir cümle yazamazlar.

Yani Roma hukuku okuyanlardan bu toprakların dertlerine hukuki bir çözüm bekleyemezsiniz.

Onlar ancak Avrupa’dan aldıkları hazır maddelerle hukuk profesörlüğü yaparlar.

Onlarca yıl türban sorunuyla ilgili tek bir Anayasa maddesi yazabildiler mi?

Hayır.

Çünkü Avrupa’nın türban diye bir sorunu yoktu ve oradan kopya çekebilecekleri türbanla ilgili bir anayasa maddesi bulunmuyordu.

***

Küçük yaşta çocukların zorla evlendirilmesi de bu topraklarının sorunudur ve Avrupa’dan kopya çekebilecekleri örnek bir madde bulunmamaktadır.

550 Milletvekili toplansın, tüm hukuk profesörlerini alsınlar, bu konuyla ilgili tek cümle yazamazlar.

Çünkü bunu yazabilmek için Anadolu’yu bilmek lazım.

Hacı Bayram-ı Veli’yi, Mevlana’yı, Hacı Bektaş’ı, Yunus’u bilmek lazım.

Manavgat çayının nasıl aktığı, Malazgirt’e güneşin nasıl doğduğu, Ağrı Dağına karın ne zaman yağdığını bilmek lazım.

Bu sorunun anayasa maddesi Konya ovasındaki kuzunun meleme sesindedir.

Bu yüzdendir üniversite hocalarının Mevlana’nın cüppesini giymeye zorlamamızdaki ısrarımız.

***

Bakın mesele çok basittir aslında;

‘Ailelerin ve kendilerinin rızasıyla yaşı 18’in altında olmasına rağmen evlenen ve evlilik müessesinin sorumluluklarını yerine getiren eşlerde doğumla birlikte yaşının küçüklüğünün ortaya çıkmasıyla cezaevine konulan kişilerin tutukluluk halleri göz önünde bulundurularak 1 kere mahsus serbest bırakılması…

(Yani suç olmaktan çıkartmayacaksınız, hükmün ertelenmesinin geri bırakılanları af etmeyeceksiniz, tutukluluk halleri göz önünde bulundurularak, tecavüzün olmadığı, töre gereği yaşı küçük kişilerle evlendirilenler ve düzgün bir evlilik yürütürken, doğumla birlikte kızın yaşının 18’in altında olduğunun anlaşılmasıyla tutuklanan eşleri serbest bırakabilirsiniz.)

Ve maddenin devamında;

‘Bundan sonra oluşabilecek böyle durumlarda, eşle birlikte, kızın anne babası ve İslam nikahını kıyan imam, 5 yıldan az olmamak şartıyla cezalandırılmasına…’

Şeklinde bir düzenleme yapılsaydı, bu topraklarda yaşayan hiç kimse böyle bir düzenlemeye itiraz etmezdi.

***

Evet bu topraklarda bir çoğumuzun annesi ve babası küçük yaşlarda evlenmiştir.

Bu gelenek özellikle doğu illerimizde hala devam etmektedir.

Lakin bunun önüne geçebilmenin yolu o saçma sapan tasarı değildir.

Ve ardından sapıkça bu tasarıyı savunmakta değildir.

Sonra karşımıza çıkıp bu tasarıyı FETÖ’cüler yazdı bizi kandırdılar demeyesiniz…

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
19KAS2016