FETÖ BİZİ NEDEN ÖLDÜRMEDİ!

FETÖ BİZİ NEDEN ÖLDÜRMEDİ!

15 Temmuz sonrası Bolu’da hatta Bolu dışından birçok kişinin aynı soru ve endişesine tanıklık ettim;

‘Bunlar seni ve İmdat Aslan’ı iyi öldürmemişler’

Bunu bende çok düşündüm.

Gel ki, 15 Temmuz öncesi de birçok dostumuz endişelenip;

‘Siz korumasız mı geziyorsunuz?’

Veya bazı dostların;

‘Yapmayın arkadaşlar o kadar açık ve ağır yazmayın ne olur, korkmuyor musunuz?’

Şeklinde telkinlerle sıkça karşılaşıyorduk…

Her seferinde bizim Laz askerin hikayesini anlattım;

Rus savaş gemileri Trabzon açığında demirlemiş, toplar Trabzon’a doğru dönmüş beklemede,

Bizim Laz askerler kemence eşliğinde horon oynuyor.

Komutan yanlarına yaklaşmış;

‘Bakın Rus gemileri açıkta, Azrail gibi topları bize çevirmişler, siz burada horon oynuyorsunuz?

Laz asker, komutana dönmüş;

‘Korkma komutanım, Allah’tan büyük değiller ya!’

Bizde her seferinde aynı cevabı verdik;

‘Korkmayın Allah’tan büyük değiller ya!’

***

Lakin 15 Temmuz gecesi, Meclis’i bombalayan, vatandaşın üzerine kurşun sıkan, ülkeyi işgal adına gözü dönmüş her türlü caniliği yapabilecek bu yapıyı görünce korkmadığımı söyleyemem.

Cesarette bir yere kadar…

***

Şimdi geçmişe dönelim:

Sakın sıkılıp yazıyı yarıda bırakmayın, ilerleyen bölümlerde çok önemli bilgilere yer vereceğim.

Bolu’da ilk köşe yazımı Ekspres gazetesine Abant Platformuyla alakalı yazmıştım.

Yıl 2008 veya 2009…

Bolu’da ki mücadelemiz o yıllarda başladı ve 8 yılda çok şey biriktirdik…

Aslında Erdoğan’la, Gülen savaşının başlaması da o yıllara dayanır.

Nihat Genç’in (ki bildiğim her şeyi ondan öğrendim diyebilirim) SKYTÜRK teki ‘Veryansın’ programında 2007 yılında söylediği bir söz çok önemlidir. Bu programlar daha sonra ‘VERYANSIN’ adıyla kitaplaştırıldı. Okumayanlar muhakkak okusun…

Nihat Genç orada;

‘Bunların arası o kadar açıldı ki, bu saatten sonra Fetullah Gülen’in değil dirisi, ölüsü dahi bu topraklara gelemez’

demişti.

Bizde bu doğrultuda Havadis gazetesini kurduk.

Süreci anlatmayacağım, eski yazılarımızda bolca bahsettmiştik...

***

 

Süreçte İmdat Aslan’la birlikte her zaman; bunlar badem bıyıklı, sünepe tipler dedik.

Bunlardan mı korkacağız dedik.

Şuan yüreğimde olmayan bi deli cesareti peydahlanmıştı ki,

İmkan verseler köklerini kurutacak kadar kudretli hissediyordum…

Akılla anlatılacak bir durum değildi, hala değil…

***

15 Temmuz sonrası saatlerce düşündüm;

Bunlar bizi dikkate almadılar, önemsemediler mi acaba dedim.

Şayet öyle olsaydı, onlarca dava açmazlardı.

Tazminat davalarıyla, farklı baskılarla bizi yok etmek istemezlerdi.

Ki 2012 yılında Gülen’in avukatının bana attığı mailde yaptığı tehditler olmazdı.

O zamanki cevabımızda çok açıktı;

‘Bize Atlantik ötesinde gelen emir ve tehditler sökmez, Hocaefendiniz gelsin Aşkale’de otursun oradan emir versin.’

Şimdi düşünüyorum da, bu cesaret benim değil.

Rabbim istedi biz yazdık…

O zaman geride tek bir şey kalıyordu;

Bunlar için Bolu çok önemli bir merkez ve dikkatleri Bolu’ya çekmek istemediler.

Ki, benim veya İmdat Aslan’ın burnunun kanaması tüm dikkatleri Bolu’ya çekerdi ve o zaman burada planlarını gerçekleştiremezlerdi…

***

Bolu FETÖ’nün ana karargahlarının başında gelir.

Düşünün açığa alınan 30 Valinin 3’ü, sırayla Bolu’da görev yaptı.

Bolu’da görev yapan valilerden 2 si meslekten ihraç edildi, birisi cezaevinde…

H. İbrahim Akpınar’la başlayan süreçte demek ki 8 yıl Bolu’ya Paralel hükmetti.

Unutmadan Bolu’da bir Vali’nin eleştirilebileceğini ve hatta bir Vali’ye Vatan Haini düzeyinde yazılar yazılabileceğini Bolu’ya da ben öğrettim.

O dönemler H. İbrahim Akpınar hakkında yazdığım yazılar Ekspres gazetesinin arşivinde durmaktadır.

Ayrıca son 2 müftümüzün de açığa alındığı ve diğerlerini de dikkate alırsak;

Paralel yapı zaten Bolu’da tüm kurumlara olan hakimiyeti karşısında, bizim Havadis gazetesi olarak başarılı olamayacağımız düşüncesiyle, üzerimize farklı yollarla gelinmedi.

Tüm ülkenin dikkatini Bolu’ya çekmek istemediler.

Ellerindeki güce güvenerek, bizleri yargı yoluyla ve diğer maddi baskılarla yok etmeye çalıştılar.

Bu benim düşüncem tabi.

Katılan olur, katılmayan olur…

***

Lakin yanıldılar;

Bolu’da Paralelle mücadelenin başlangıcı Havadis gazetesidir.

Biz çok zor şartlarda bir mum ışığı yaktık.

İlimize gelen ve bu konuda rapor hazırlayan Mülkiye Müfettişleri bu mum ışığıyla yollarını aydınlattılar ve bugüne geldik.

Tüm Bolu’nun Mülkiye Müfettişi Mehmet Bey’e minnet borcu vardır.

Onun, Havadis gazetesinde yer alan haberlerle çıktığı yol Bolu’da paralel yapıya atılan ilk kurşundur.

Keşke ilimizdeki diğer yetkililer, o günlerde bu ışıkla kendilerine bir yol çizebilselerdi.

İşte o zaman ne 58 kaçaktan bahsederdik, ne de bugün kamuoyu vicdanını rahatsız eden olaylardan…

***

Yapılması gereken çok basitti;

Bu yapının şemasını herkese anlattık, tekrar anlatalım…

Bu yapıya paralel denilmesinin nedeni, tüm kurumlarda tıpkı devlet yapılanması gibi bir yapıya sahip olmasıdır.

Yani her kurumda abi sıfatı taşıyan devlet yapılanmasında karşılığı şube müdürü olan kişiler vardır.

Bu abilerin sorumlu olduğu 5 ila 10 kişi arasında yapı mensubu vardır.

Bu abiler her hafta bu kişilerle toplantı yapar ve onlara notlar verir.

En yüksek not 5; diğer özelliklerin yanında himmet veren himmet toplayan kişinin aldığı nottur.

Bu notlar her hafta düzenli olarak sisteme işlenir.

Abi olabilmek için not olarak 5 düzeyine gelmek şarttır.

Uzun bir süre 1-2 alan kişi zaten yapıdan çıkartılır.

Bu abiler her ay kurum imamıyla (devlet te karşılığı İl Müdürü) toplantı yaparlar.

Yani anlatmak istediğim.

Bu yapının devlet kurumları içerisinde, kurumdaki elamanlarının sayısına göre abileri ve imamları vardır.

Yapılması gereken bu şemanın çıkartılıp, il abileri ve imamlarının yakalanmasıdır.

Bunun yanında bir şekilde bu yapıya bulaşmış, sohbete gitmiş ve bunları Müslüman sanmış ama yapının içine girmemiş kişiler için de, bu operasyonlar bir aklanma, bir tövbe imkanı olmalıdır.

Her şeyden önemlisi kamuoyu vicdanının yapılan operasyonlar karşısında güvenini kaybetmemesidir ki, bu konuda çok geç kalındığı aşikar.

***

Daha öncede defalarca yazdığımız gibi keşke 15 Temmuz sonrası başlatılan mücadele 17-25 Aralık sonrası başlatılmış olsaydı.

Şimdi birçok arkadaşımız; Havadis gazetesinin, özellikle Mehmet Demirci ve İmdat Aslan olarak, 15 Temmuz gününe kadar verdiğimiz mücadeleyi neden yavaşlattığımızı soruyor.

***

Bakın arkadaşlar;

Biz en sert mücadeleyi 17-25 Aralık tarihine kadar verdik.

O tarihten sonra, artık sorumluluk devletindir dedik ama mücadelemize devam ettik.

Hatta birçok kez; 17-25 Aralık öncesi kendimi daha güvende hissediyordum, şimdi korkuyorum diye yazılarda yazdım.

***

Bu yapı son 1 yıla kadar tüm gücüyle üstümüze geldi ve ilimizdeki yetkililerin gözleri önünde her türlü baskıyı yaptılar.

2015 yılının Ağustos-Eylül aylarında faaliyetlerini artık açıktan yürütmediler ve yer altına girdiler.

Birçok kez şunu yazdım;

Bunlar pkk’dan daha tehlikeli. Çünkü ellerinde devletin yasal mermisi ve yasal mührü var’

Dinletemedik…

Bugün hala kötü olan yine biziz.

Çünkü biz Ak Partili değiliz.

Çünkü biz Ak Parti’yi de, diğer yetkilileri de, çok ağır şekilde eleştirdik.

Çünkü biz her zaman devlet ve milletten yana olduk…

Ak Parti Genel Başkanını gazeteci olarak ağır bir dille eleştirdik ama Ülkenin Başbakan’ına ve Cumhurbaşkanı’na her zaman sahip çıktık.

Bakın ilimizde yapılan son Abant Toplantısını iyi inceleyin.

Ben basına yansıyan tüm konuşmaları çok dikkatli okudum.

Ana fikir şuydu, Ak Parti kalmalı, R. Tayyip Erdoğan gitmeli…

Ben bu yüzden sürekli Ak Parti gitmeli, Erdoğan kalmalı dedim.

Lakin bugün geldiğim noktada;

Binali Yıldırım’da kalmalı

diyorum.

***

Dostlarım çok zorda kalmadıkça bu konularla ilgili köşe yazıları yazmayı düşünmüyorum.

Gerçekten çok yoruldum.

Sakın ola mücadeleden caydım sanmayın.

Ülkemiz hala çok zor ve tehlikeli bir süreçten geçiyor.

Henüz bir şey bitmiş değil.

Böyle bir durumda susarsam, kocakarı anam sütünü helal etmez…

Lakin hiç kimse beni ilimizde yaşanan bu idrar yarışına da çekemez…

***

Son sözümde Vali Aydın Baruş’a;

Hatırlarsanız, göreve başladığınızın 3 üncü ayında İmdat Aslan’la birlikte yanınıza gelip sizinle çok açık bir görüşme yapmıştık.

Biz hala aynı yerdeyiz.

İnşallah siz aynı yerde değilsiniz…

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

1 yorum yapılmış

  • Osman Turan (6 Eylül 2016 - 22:42)
    Bu vatan sizlere çok şey borçlu. Yıllardır yaptığınız mücadeleyi bizler görüyor ve takdir ediyoruz. Bugün dahi işini yapmayanlar elbet bedelini ödeyecektir
6EYL2016