Rahmetli babamı her kızdırdığımda, önce el değmemiş küfürleriyle ardından;
‘Seni yaparken harcaduğum emeği, melenge eruk ağacı dikmeye harcasaydum keşke. En azından yaz başı eruk verurdu yerduk… sitemiyle karşılaşırdım.
Şimdi bende;
‘Şu Ali Ercoşkun ile Fehmi Küpçüyü Milletvekili seçmektense, Meclise iki tane daha Mengenli aşçı gönderseydik de, bari yemeğe gittiğimizde itibar görürdük… diyorum.
***
Bir ilin Milletvekilleri bu kadar duyarsız olmamalı.
Şehrin insanları, esnafı hatta ülke bu kadar sıkıntı içerisindeyken bu denli tepkisiz kalmamalı…
İnanmayın ‘Ankarada yoğun bir şekilde koşturduklarına, hepsi siyasi aldatmacalar.
Belli ki 15 Temmuzun şokunu üzerinden atamamış muhteremler.
Madem sorumluluk alacak cesaretiniz yok, o mevkilere neden talip olursunuz.
Geçelim…
***
Yeniçağadan hiç te güzel kokular gelmiyor.
OHALin verdiği olanakla bazı yetkililer, güç zehirlenmesi yaşıyor.
Sakın ola yazamayacağımızı düşünmesinler.
***
Her gün yaklaşık 5-10 kişiyle görüşüyorum ve dertlerini dinliyorum.
Bu süreçte demek ki Rabbim bana da böyle bir sorumluluk verdi.
Hiç kimseyi kırmak istemiyorum ama benim yüreğimde, beynimde bir yere kadar dayanabiliyor.
Vatandaş hakkı;
Ortada Milletvekili yok. Bürokrasiyle görüşmek imkansız ki bizzat şahit oldum.
İnsanlar sorunlarını gazetecilerin üzerinden anlatmak istiyorlar.
Lakin AİBÜ Diş Fakültesinden gelen şikayetler zihni zorlar nitelikte.
Hepsini geçtim de, koca profesörün; ‘Seninle çalışamayız ama güzel, tatlı bir kızsın. Telefonu bırak, seninle her türlü muhabbetimiz olur cümlesini hangi ahlakla bağdaştıracağız.
Üniversite öyle bir hale geldi ki, bırakın Rektörün görevden alınmasını, TMSFye devretseniz bile artık temizlenmez.
Peki sorumlusu kim?
Ben değilim, kimse kim!
Ha unutmadan birde şu bilgisayar ihalesi var ki, sorma gitsin!
Neymiş efendim;
Kurul karar almış ihaleyi hangi firmanın kazandığı söylenmeyecekmiş!
Neyi kaçırıyorsun beyler!
Bunca zaman yaptığınız usulsüzlükler yetmedi mi?
Konu yargıya intikal etti.
Bunu da geçelim…
***
Rektör Beye değinmezsek, gönül koyar diye korkuyorum.
Sevgili Rektör Bey;
Gönderdiğin mektubu aldım. Çok mutlu oldum.
Bende öncelikle selam eder, hasretle yanaklarından öperim.
Ama şu garip açıklamaları bir kenara bırakıp, sorularıma direk cevap verirsen çok mutlu olurum.
Ben öyle haberleşmede ‘ulak kullanmayı bilmem.
Teknoloji özürlüyümdür aynı zamanda.
Tek bildiğim buradan mektup yazıp hal ve hatır sormak.
Hal, hatır sormada üzerime yoktur.
Hadi en azından bu hafta lafı öteye beriye çekmeden ne t bir cevap ver de bizde merağımızı giderelim.
Şu FETÖ gezisinde yurtdışına gittin mi?
Estonya öncesi ani bir kararla İsveçten geri geldin mi?
Uçak biletini ‘e bilet olarak aldın mı?
Düzgün cevap verirsen sana söz;
Haber fotoğrafında yüzünü kapatmayacağım ve en yakışıklı resmini kullanacağım.
He gurban, bu kez kırma bizi bari…








