EĞİTİMİN TEMEL SORUNU VE YENİ BAKANIMIZ

EĞİTİMİN TEMEL SORUNU VE YENİ BAKANIMIZ

Öncelikle yeni bakanımız Ziya SELÇUK’a yürekten başarılar diliyorum. Dağ gibi sorunları olan bir bakanlığa getirilmiş olmak şans mıdır değil midir tartışılır. Üstelik ülkemizde bakanlar sadece eğitimin sorunlarıyla değil siyasetin kaprisleriyle de ilgilenir. Hal böyle olunca işler arap saçı oluyor.

 

Bize düşen ise başarılar dilemektir.

Yeni bakanımızın içe su serpen açıklamaları herkesin malumudur. Yaklaşımların bilimsel temellere dayanacağına yönelik umutları arttırmıştır. Bu temelde katkı sunmak arzusuyla eldeki düşünceleri ortaya koymakta yarar var.

Türk eğitim sisteminin “sistem” sorunu vardır! Hadi ya! Vay be dediniz değil mi! Gerçekten bu yaklaşımdan sıkıldım. Sistem nedir sorusuna cevap veremeyecek herkes yuvarlak bir cümleyle sistem sorunundan bahseder, ve neyse bu sitem bir türlü kurulamaz.

Sayın Bakanım,

Eğitimin sorunlarından bahsederken öğretmen yetiştirmeden kaynaklanan sorunları, alt yapı eksikliğinden kaynaklanan sorunları, güvenlik ve sağlıktan kaynaklanan sorunları, siyasetin paydaşlara bindirdiği sorunları ve liyakat sorunlarını çantamda saklı tutarak daha temel bir soruna değineceğim. Liyakate girersek işin çivisinin çıktığını görürsünüz zaten.

Derinlemesine bir sosyo ekonomik analiz yapmayacağım ama sosyo ekonomik yapının eğitim üzerindeki rolüne göz atmadan da eğitimin sorunlarını çözmek mümkün olamaz.

!927’de ilk nüfus sayımı yapıldığında ülke nüfusu 13,6 milyon ve tarımda istihdam oranı yüzde 70 lerde, şimdilerde nüfus 85 milyon tarımda istihdam yüzde 25 ve aradaki dev açık, sanayi devrimini kaçırmış Türkiye’nin kentlerinde nereyi okursam kaç para kazanırımı hesaplamakta.

Bu bakımdan ülkemizin zeki ve parlak lise öğrencileri 1950’li, 60’lı yıllarda mühühendislikleri seçmişti. Türkiye’nin inşaat sektöründeki bu günkü başarısı oradaki tercihlerde yatıyor. 80’li 90’ lı yıllarda TIP ve 2000’li yıllarda en gözde meslek elektronik mühendislikleri oldu.

Planlama yok (En büyük sorun)

Sebebi ne? Tabi ki de mesleklerin kazançları. Yani ülkemizin geleceği parlak gençleri mesleğini seçerken kazana bileceği paraya göre karar veriyor. Kısaca ülkemizin eğitimi planlanmamış ancak piyasanın isteklerine göre biçimlenmiş bir yöne gitmektedir.

Yüksek başarılı öğrencilerimizi bir kenara bırakıp ortalama öğrencilerimize baktığımızda sorun daha büyük. Kırsal kesimden

 

kente yönelen büyük göçün yarattığı kültür çatışması (Kırsal kültür-kent kültürü) ve dışlanmışlık duygusunun etkisiyle göç edenler çocuklarını daha çok imam hatiplere göndermektedirler.

Şimdi burada çeşitli kaygılardan ötürü açık açık bahsedemeyeceğim ancak bilinmelidir ki ortalama öğrencilerimizin birçoğu ezbere dayalı, analitik düşünce ve yorumlardan uzak, niçin, nasıl sorularını sormasını beceremeden yetişmektedir.

Ülkemizin eğitim ihtiyaçları analiz edilmeli ve bilimsel temellerde planlanmalıdır. Bakanlığımız okullara kimi müdür atasamın peşine düştüğü kadar planlamanın da peşine düşmelidir.

Başarı dileklerimi yineliyorum.

 

Bu kez umudum yüksek. Bakanımıza güven duyduk.

 

Ve aynı gemide olduğumuzu biliyoruz.

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

1 yorum yapılmış

  • Hülya Karay (7 Ağustos 2018 - 11:48)
    Ellerinize sağlık sayın hocam. Tercüman olmuşsunuz düşüncelerimize
6AĞU2018