Ak Partinin gerçekte pek sallamadığı ancak sallıyormuş gibi göründüğü teşkilatlarının, coşkusunu canlı tutmak için belirli aralıklarla düzenlediği İl Danışma Meclisi toplantılarının Boludaki 65. Toplantısında, bir hayli ilginç ve bir o kadar da cehalet kokan sözler konuşulmuş. Belli ki konuşmacılar coşkuyu abartıp sarhoş olmuşlar ne dediklerinin farkında bile değiller. Ağızlarından çıkanları kulakları duymuyor. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyorlar.
Toplantıda konuşma yapan Ak Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, bu referandum meselesini öylesine kutsamış ki, ‘aslında bu referandum şuana kadar yapılmış olan tüm seçimlerin dışında, bu referandum Türkiyenin kaymağını yiyenlerle son karşılaşmamız olacak diyor. Nurettin Doğanay yanılıyor. Bu referandum Türkiyenin kaymağını yiyenlerle son karşılaşma olmayacak. Çünkü Nurettin Doğanay, bu ülkenin kaymağını son on beş seneden beri kendilerinin yediklerini ya unutuyor ya da yediklerinin kaymak olduğunu bilmiyor. Bu ülkenin kaymağını kendileri yedikleri için, bu referandumda da benim tahminime göre ‘EVET oyları fazla çıkacağından, bu ülkenin kaymağını yiyenleri izlemeye, onlar doymak bilmeden kaymak yemeğe, bal tuttukları parmaklarını yalamaya devam ederlerken, biz de onları izlemeye ve avucumuzu yalamaya devam edeceğiz. Nurettin Doğanay, Ak Parti iktidarı döneminde ballı ihalelerin kimlere gittiğini, en basit İŞKUR kuralarında, önceden Ak Parti Teşkilatlarında isimleri belirlenen yandaşların adlarının çıkartıldığını hatırlamak istemiyor. Ya da Nurettin Başkan, kendi İlçe Başkanlarının kayınpederini, fakir fukaranın hakkını gasp ederek hem de ikinci defa bir okula hademe olarak yerleştirdiğini bilmiyor mu? Diyelim ki bilmiyor, biz bu meseleyi kaç defa dile getirdik neden merak edip sormuyor?
Yine Nurettin Doğanay diyor ki, ‘Bu referandum 90 yıl sonraki dönüm noktamız. Ya sandıkları patlatıp Osmanlının torunları olarak masaya elimizi vuracağız ya da bir 90 yıl daha sürünmeye devam edeceğiz. Çok merak ettik 90 yıl sonraki dönüm noktası ne anlama geliyor? Osmanlının torunu olduğunu bildiğin kadar Cumhuriyetinde çocuğu olduğunu hatırlasan ve Cumhuriyetin kazanımları sayesinde kürsüden bu palavraları sıkabildiğini bir bilsen şu masaya elini vurma meselesini bir kere daha düşünürdün. Cumhuriyet çocuğu olduğunu unutup Osmanlının torunuyum dersen, Osmanlının oğlu olan Cumhuriyeti yani babanı yok saymış gibi bir duruma düşersin.
Nurettin Doğanay, ‘Bizler düşmanın oklarının nereden geldiğini, Pennsylvaniasını, Amerikasını, Almanyasını, PKKsını, PYDsini, FETÖcüleri, darbecileri ve Kemal Kılıçdaroğlunun CHPsini de biliyoruz demiş ya, yine düşünmeden konuşmuş. Eğer sizler düşmanın oklarının nereden geldiğini bilseydiniz, askere, polise ve yargıya, devletin en önemli kademelerine FETÖcülerin sızmalarına engel olurdunuz. FETÖnün ‘Zaman Gazetesine teşkilat mensuplarını emirle abone yaptırmazdınız. Türkçe Olimpiyatlarında Fetullaha methiyeler düzmezdiniz. Yine siz düşmanın oklarının nereden geldiğini bilseydiniz, çözüm süreci saçmalığını başlatmazdınız. Ve eğer bu referandumda Bolu Beyine yakışır hareket edilecekse unutma ki Bolu Beyi zalimliğin sembolüdür. Biz ise Köroğlunun torunları olarak zalimlere karşı duruşumuza devam edeceğiz.
Dedim ya bunların hepsi coşkudan sarhoş olmuş ne dediklerini bilmiyorlar. İşte size ne dediğini bilmeyen biri daha. Ak Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Harun Karaca. Bu Beyefendi de diyor ki, ‘Biz Ak Partiyi 125. Yıl önce kurduk Harun Karaca biz Ak Partiyi ‘Asrı Saadet döneminde kurduk deseydi de şaşırmazdım. Harun Karacanın dediği 125 yıl önceye gidersek, o tarihte Prens Sabahattinin Teşebbüs-i Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyetinin kurulduğunu görüyoruz. Peki Ak Parti ile Teşebbüs-i Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyetinin ne ilgisi var? Harun Karaca bir tarih salladı o tarihte buna isabet etti. Harun Karaca diyor ki, ‘bu millet o gün Ak Partiye sahip çıktı, o günden bugüne kadar da sahip çıkmaya devam ediyor. Bir insan sallar da bu kadar da sallar mı? Harun Karaca atmakta Neşeli Günler filmindeki Ziyayı geçti. Harun Karacaya atma ziya atma diyoruz. 125 yıl önce Prens Sabahattin tarafından kurulan ve milletin sahip çıktığını söylediğin ve Ak Parti olarak nitelendirdiğin Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyetine halk sahip çıkmadı. Prens Sabahattinin görüşleri günün koşullarında itibar görmedi. Görseydi İttihat ve Terakki Partisi yerine Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti iktidar olurdu.
Dolayısıyla bu referandumu bir ölüm kalım meselesi haline getirip, kendinizi ‘Dünyayı Kurtaran Adam rolüne sokmanıza gerek yok. 15 seneden beri muktedir sizsiniz. 15 seneden beri Türkiyenin kaymağını yiyen sizsiniz. 15 sene önce başka başka iktidarlar ya da güç odakları kaymak yemiş olabilir. Ama bu 15 seneden beri sizin kaymak yemenizi, beslemeler yetiştirmenizi, hak, hukuk ve adaleti hiçe saymanızı haklı çıkarmıyor. 2002 yılı Türkiyede düzenin değişmesi için bir devrimdi. Ancak daha sonra sadece sizin Boludaki yanlışlarınızdan sonra anladık ki Türkiyede düzen değişmemiş, düzenler değişmiş. Bu referandumdan sonra merak edilen soru, düzen mi değişecek düzenler mi? Bana göre bugün görünen manzara ne düzen değişecek ne de düzenler. Çünkü kafalar aynı kafa. Anlayışta hiçbir değişiklik yok. Milleti vatan millet Sakarya edebiyatıyla gaza getir istediğini al sonra da İŞKUR kuralarından yandaşların kayınpederlerin ismini çıkar işe yerleştir. Millet vatan için ölsün siz ise vatanın kaymağını yemeğe devam edin.








