İlimizin yetiştirdiği eğitim insanlarından olan Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Talip Can’la, Kıbrıscık’ın ve Bolu’nun 70 yılını konuştuk. 1944 doğumlu olan Talip Can, meşakketlerle geçen eğitim hayatı ve sonrasını bizlerle paylaştı.
Kıbrıscık aşığı olan Talip Can Kıbrıscık’ı anlatırken; “Bolu’nun güneyine doğru yolculuk yaparsanız çam kokularını nefesleyerek 2099 metrelere varan Aladağlar’a, devamında birçok yüksek tepeyi barındıran Köroğlu sıradağlarına ulaşırsınız. Denizden 754 metre yükseklikteki Bolu’dan 2374 metre yükseklikteki Köroğlu Tepesine uzanan bu silsilenin altındadır Kıbrıscık” dedi.
‘Bolu Beyini sevmeyiz’
Kıbrıscık için ‘Dağın öte yüzü’ ifadesini kullanan Can; “Bu sıra dağlardan inen kıvrım kıvrım yollarla güneye doğru devam ederseniz 1200 metre yükseklikteki Kıbrısçık’a ulaşırsınız. Bolulular “Dağın Öte Yüzü” derler bizden tarafa.
İşte dağın ardındaki çocuğum ben, yani Talip Can. Havası sert, insanı mert olur bizim oranın. Yani Köroğlu’nun torunlarıyız biz.
Bolu Beyini sevmeyiz, Bolu Beyi de bizi sevmez. Onun için dağın öte yüzüdür Kıbrıscık” ifadelerini kullandı.
‘Ayağımda kara lastik vardı’
1950’li yılların Kıbrıscık’ı ve okul hayatını anlatan Talip Can; “İlkokulu 1956 yılında bitirirken rahmetli öğretmenim Muhittin Cevahir “Kimler okumaya devam edecek?” dediğinde parmak kaldıran üç kişiden biri de bendim. O yılların Kıbrısçık’ı bir nahiye. Nahiyede öğretmen, karakol komutanı, doktor, hakim, ormancılar var. Ama doktor, orman mühendisi, hakim nasıl olunur, biz sokakta bile ulaşamayız onlara. Onlar bize, biz onlara uzağız. Oysa öğretmenimiz bizim yanımızda öğretmen ve karakol komutanı bize örnek, yanı başımızda. Arifiye İlk Öğretmen Okulu öğrenci alacakmış, öğretmenimiz tatile gitmedi, bizi sınava hazırlamaya başladı. Sınava hazırlanan üç kişi önce ikiye, sonra bire düştü. Gün geldi, sınav günü belli oldu. İlçemiz Seben ile Kıbrısçık’ın arası hayvanla 45 km.dir. Öğretmenimle katır sırtında sınava gittik. İlk defa otel, ilk defa lokanta gördüm. Lokantada ilk kez yediğim dere otlu biber dolmasının tadını hiç unutamam. Yazılı sınavı bitirdik, gene katırla aynı yoldan geri döndük. Yazılı sınavı kazandığım haberi hepimizi sevindirdi. Şimdi öğretmen okulundaki sözlü sınav var. Heyecanım, korkum sonsuz, ya kazanamazsam; ya çoban ya da ırgat olacağım. Sözlü sınavdaki öğretmenlerimi şimdi ismen hatırlayamıyorum, sanırım Zeynep Akman öğretmenim vardı. Bana “Bir lokantanın önündesin, yemeklere bakıyorsun, lokantacı bunun karşılığı senden para istedi, ne yaparsın?” dediler. Ben de o zaman nerden aklıma geldiyse, cebimdeki paraları şıkırdatırım dedim. Sanki cebimde para varmış gibi. Heyecanla ve korkuyla beklediğim sonuçlar belli oldu, okulu kazanmışım. Okula kayıt için sağlık raporu, Dr. Bedia Kervancıoğlu hocamızın muayenesi sonucu okula kabul edildim.
Okula gelirken sırtımda el dokuması mintan, ayağımda kara lastik vardı. Onlar yerini kunduraya, gömleğe, kravata, takım elbiseye terk etti. Yıllar geçti, öğretmen oldun dediler, yaşım on sekiz, sorumluluğum dağlar gibi. Kısa süren Kıbrısçık Karacaören İlkokulu öğretmenliğim, sonra Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nde tekrar öğrencilik, Adana’da ortaokul öğretmenliği, Hatay Erzin’de ortaokul ve lise müdürlüğü, MEB’nda şube müdür yardımcılığı, öğretmenlikten ayrılarak Hacettepe Üniversitesi’ne geçiş, Mezuniyet Sonrası Eğitim Fakültesi’nde tekrar eğitime devam, yüksek lisans ve doktora ile devam eden eğitim sonrası Üniversitelerde hocalık” ifadelerine yer verdi.
Bolu’ya geri döndü
Birçok üniversitede görev yaptıktan sonrasa Bolu’ya gelen Talip Can,
Abant İzzet Baysal Üniversitesinin kuruluş aşaması ve o dönemki hayallerini anlatırken…
Devam edecek…








