Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Milletvekili Arzu Aydın, tarih ve kültür bilincinden uzak Hisar Tepesi hakkında siyasi tartışmaya devam ederken, Bolu’nun dünyaya tanıtılması açısından büyük öneme sahip olan Hisar Tepesi tartışmaların ortasında yok olmaya devam ediyor.
Roma döneminde Anadolu’nun en önemli şehirlerinden olan Bolu (Klaudiupolis) o dönemden kalan eserlerini tek tek kaybolurken, geçmiş dönem yöneticilerinin tarihi önemsemeyişleriyle başlayan yok oluş, günümüzde de devam ediyor.
Antinoos’u Tanrı ilan ediyor
Bolu’nun M.S yüzyılda Roma döneminde ne kadar önemli bir şehir olduğu 2009 yılında ilimize gelip araştırma yapan ve yazıtları Türkçeye çeviren Prof. Dr. Mustafa Adak’ın yazdığı makalelerde ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Adak, Hisar Tepesinde o dönem ortaya çıkan stadionun yanı sıra Bolu’nun Roma imparatoru Hadrianus’la olan bağını da ortaya koyuyor. Adak yazısında bu konuyu şöyle işliyor; “ Roma’da o dönem imparatorlar kendi çevresinden eğitilmiş önemli insanları seçmişler ve yetiştirmişler. Bu düzen Nerva ile başlıyor. Nevra Traianus'u evlatlık edinmiş. Traianus ise Hadrianus'u evlatlık edinmiş.

Hadrianus Antinius Pius'u o da Markus Aurelius'u evlatlık ediniyor. Yani ardı ardına 5-6 Roma İmparatoru evlatlık yoluyla İmparator oluyor. Hadrianus Antinius Pius'u o da Markus Aurelius'u evlatlık ediniyor. Yani ardı ardına 5-6 Roma İmparatoru evlatlık yoluyla İmparator oluyor. M.S 97 ile 180 yılları arasında bu imparatorlar Roma'yı yönetiyorlar. Bu dönem Romanın doruk noktasında olduğu dönemdir. Burada Hadrian'ın önemli bir rolü vardır. Hadrianus 123 yılında Suriye'den Roma'ya geçerken Bolu'ya uğramış. Burada tahminim 10-12 yaşlarında Antinoos isimli küçük bir çocukla tanışmış ve onu sarayına götürüp büyütmüş. Yani evlatlık edinmiş. Antinoos'u yanından ayırmıyormuş. 130 yılında Antinos Nil Nehri'nde boğuluyor. İmparator onu tanrılaştırır. Aslında bu alışılmamış bir olay ama Hadrianus bunu Romalılara kabul ettiriyor. Daha sonrada Antinoos'un tapınım göreceği üç önemli kent seçiyor. Birisi Nil Nehri'nin kenarında boğulduğu yer olduğu için Antinoopolis diye bir kent kuruyor. Bu kent zamanla çok büyük bir yerleşim yeri oluyor. İkincisi doğduğu yer olan Bolu yani Klaudiupolis. Burada da Antinoos'un kültü yerleştiriliyor. O dönemler Yunan kültürü hâkim olduğu için bu kültüre hayranlık Hadrianus'ta fazlasıyla var. Ayrıca Kıta Yunanistan'da Mantineia kentini seçiyor. Bu üç kentte Antinoos'un kültü yerleştiriliyor. Bu kült ile ilgili önemli olaylar var. Yani tapınakların yapılması, bayramların düzenlenmesi ve kültü yaşatacak rahiplerin seçilmesi gerekiyor. Hadrianus bunların hepsini Bolu için emrediyor. Yani siz tapınaklar yapacaksınız. Bu delikanlıyı Tanrı olarak kabul edeceksiniz. Atalarınız Mantineia kentinden göç ederek buraya yerleştiğini kabul edeceksiniz diyor.”

Bolu’ya büyük yatırımlar yapılıyor
Ama aynı zamanda Bolu için büyük yatırımlar yapıyor. Çünkü bu delikanlı öldükten sonra Klaudiupolis (Bolu) kenti herkesin dilinde dolaşıyor. "Yeni bir Tanrımız var. Adı Antinoos. Kladiupolis'li imiş. Nerede bu Klaudiupolis diye. Bu kent bir anda bütün dünyanın ağzında dolaşmaya başlıyor. O dönemlerde buranın zengin vatandaşları muhtemelen halkın da baskısıyla şehri çok güçlü şekilde imar ediyorlar. Bunlar bu yazıtlar aracılığıyla ispatlanıyor. M.S. 120 ve 130'larda Bolu neredeyse sıfırdan imar ediliyor. Her yerde yeni binalar, stadionlar, tapınaklar yapılıyor, işte Bolu'nun Hadrianus ile böyle bir ilişkisi var. Bu bağlantıyı stadionun ortaya çıkmasıyla sağlamlaştırdık.
Bolulular Roma vatandaşı olma hakkını elde etmişlerdi
Bolu'daki diğer yazıtları incelediğimizde bazılarında çok içten yazılmış şiirlere rastlıyoruz. Bu yazıtların birinde eşinin ölümünü çok hüzünlü şekilde ifade eden bir kadın var. Başka bir şiirde iki doktor tanıtılıyor. Mesleklerini çok sevdikleri ve insanlığa yardım etmek istedikleri anlatılıyor. Bu yazıtlarda onlarca, yüzlerce isme rastlıyoruz. Bu isimlerden o dönemlerde Bolu'nun ne kadar kozmopolit bir dokuya sahip olduğunu anlıyoruz. 2000 yıl önce Bolu'da Anadolu isimlerinin yanında, Yunan isimleri de var. Argonautların Bitinya'dan geçtiği inancıyla, onların isimleri de verilmiş. Roma döneminde 2. ve 3. yy.da birçok Bolulu Roma vatandaşlığı elde ediyor. Kendilerine Roma isimleri veriyorlar. O dönem için bu büyük bir başarıdır aslında.

Karacasu Kaplıcaları bölgenin şifa merkezi durumundaydı
Karacasu kaplıcalarının Bolulular için büyük önem taşıdığını Genç Plinius'dan biliyoruz. Traianus Dönemi'nde bölgede vali görevinde bulunan Plinius; dağın yamacına devasal bir hamam binası inşa edildiğinden bahsetmektedir. Bolu müzesinin bahçesinde kaplıcalarla ilgili bir yazıt vardır. Yazıttan; Bolu kaplıcalarının İlkçağ'da şifa bulmak için ziyaret edildiği bir yer olduğu anlaşılıyor: Ey yolcu, Chrysopolis'im ben, Nikaia ilinin bir yurttaşı gördüğün; nice tiyatrolarda sevinç katmışken bir zamanlar, eşim Longinus'u yad elde terk edip gittim; geldiğim kaplıcalarda çünkü, aniden ölüverdim; tek başına gömdü beni Julianus, dindarlık gereği, Longinus ise eşi Chrysopolis'in anısına. 48 yıl görkemlice yaşadı. Sağlıcalıkla. Anlaşıldığı gibi, Chrysopolis İznik'ten kalkarak bir hastalığın tedavisi için Karacasu kaplıcalarına gelmiş, fakat orada ölmüştür. Bu yazıt aslında bir şiir ve birçok mezar yazıtı var bu şekilde. Buradan anlıyoruz ki Bolu'nun şair ve şiire düşkün bir halkı varmış.
Anadolu’da Gladyatör müsabakaları sadece Bolu’da yapılıyordu
Bolu'da spor ve gladyatör faaliyetlerini ele alan bazı yazıtlar da ele geçmiştir. Gladyatör müsabakaları çok kanlı bir olay olmakla birlikte Bolu'da sıkça uygulandığı anlaşılmaktadır. Burada dört gün süren gladyatör savaşlarında on iki gladyatör öldürülmüş ve toplu şekilde gömülmüşler. Bir anıtta gladyatörlerin isimleri ve ölmeden önce ne kadar zafer elde ettikleri anlatılıyor. Mesela araba üzerinde dövüşen Margarites adında bir gladyatör 75 zafer kazandıktan sonra 76. savaşında yenilerek öldürülmüş. Yazıtta, anıtı "rahip Secundus teketek dövüşen gladyatörler için dikti" diyor. Bu tip sportif faaliyetleri düzenleyen ve masraflarını üslenen zenginler var. Bu şenliklerin sonunda kendisi de ölenler için bir anıt diktirmiş. Türkiye'nin hiçbir yerinde böyle bir anıt yok. Dolayısıyla böyle bir anıt ve belgenin Bolu'dan çıkmış olması Bolu için çok değerlidir.

Hisar-Karga ve Fırka Tepesinde önemli yapılar inşa ediliyor
Müzede bulunan bazı mimari öğeleri inceledim. Antik Bolu üç tepeden oluşuyor. Karga Tepesi, Hisartepe ve Fırka Tepesi. Bu üç tepede çok önemli yapıların olması gerekiyor. Bazılarını mimari parçalar sayesinde birleştirebiliyoruz. Antinoos Tapınağının Hisar Tepesinde olduğu biliniyor. Bazı mimari buluntular Karga tepesinde de önemli yapıların olması gerektiğine ipucu veriyor. Karga Tepesiyle Hisartepe arasında yer alan düz alan Hadrian Dönemi'nde imar faaliyetlerin en çok yoğunlaştığı alan olmalı. Antik ana caddenin oradan geçmiş olması lazım. Yani o mimari parçaları biz oraya yerleştirebiliyoruz. Ancak bu binaların ne olduğunu ve hangi amaç için kullanıldıklarını henüz bilemiyoruz.
Stadion Roma dönemine ait en önemli eserlerdendir
Tekrar Stadiona dönersek, stadionun beş sırası bulundu. Bunun daha fazla olması gerekiyor. Yukarıya doğru Meslek Lisesi'nin yanındaki su deposunun altında tapınağın 40x40 mt. kalıntısı duruyor. 1978 yılında sondaj kazısı yapılmış. Su deposu yapılırken merdivenlerle birlikte tapınağın temellerine rastlanmış ve tapınağın 40x40 mt büyüklükte olduğu anlaşılmış. Oldukça büyük bir tapınak. O bölgenin tamamı sit alanı, kazı yapmak için bütün binaları kaldırmanız gerekir. Bu da mümkün değildir. Stadionun bulunan bölümü %20 kısmı dahi değildir. Onun üst kısmı da vardı. Birkaç basamak yukarıya gitmesi gerekiyor. Orada birde koşu pisti olmalı. Aynı kısmın karşı (güney) tarafta da olması gerekiyor. Şuan 95 mt. kazılmış. Stadionlar genelde 205-210 mt. uzunlukta oluyor. Yani kazılan bölge yarısı dahi değil. Diğer kısım tamamen yok edilmiş. Bu antik stadion Bolu'nun tarihinin ne kadar eskiye dayandığının bir kanıtıdır. Yeni imarlarda buraların illa kaldırılması, taşınması gerekmiyor. Bu demek değildir ki tarihi olduğu için kendi imar faaliyetlerimizden vazgeçelim. Bolu'da 1970'li yıllarda yapılan imarla tarih büyük ölçüde yok edilmiş. Stadionun doğu kısmı tamamen ortadan kaldırılmış. O yıllarda Bolu'da tam bir tarih katliamı yapılmıştır. Şimdi en azından elimizde kalan kısımların değerini bilip koruma altına almamız gerekir.








