Bolulu Neyzen Tevfik Kolaylı

Bolulu Neyzen Tevfik Kolaylı

Bolu Belediyesi Ocak ayı Meclis toplantılarında gündeme gelen Neyzen Tevfik’in isminin bir sokağa veya Hisar Tepesi Kültür Merkezine verilmesinin tartışmaları sürerken, 2012 yılında Havadis gazetesinin 20. Sayısında Doç. Dr. Zeki Gürel’in kaleme aldığı ‘Bolulu Neyzen Tevfik’ başlıklı yazısını tekrar yayımlıyoruz. 

Neyzen Tevfik, 1879 yılında Bodrum’da doğmuştur. Babası Hasan Fehmi Efendi öğretmendir. Ana tarafından Boluludur. Annesi Emine Hanım, Bolu’nun Müstakimler köyündendir. Emine Hanım, kardeşi ile gittiği İstanbul’da Hasan Fehmi Efendi ile tanışarak evlenir.

Şeref Sunar Çele Dergisinde kaleme almıştı

Şeref Sunar’ın Çele dergisinde bu konudaki izahatı şöyledir:  “Bu tanışıp evlenmenin nasıl olduğunu bilmiyoruz. Yalnız onun burada bulunan yeğenleri Mahir ve Tahir Efendi ile yaptığımız konuşmadan bunu öğrenebiliyoruz. Kendisini ziyarete giden Nahir Efendiye sık sık köyünü ve durumunu sormuştur. Ayrıca ziyaretine giden Bolululara da ana köyünü sormuş ve hatta onun hakkında bilgi edinmiştir. Kendi ifadesine göre Mustakimler köyünün tarihî bir değeri de vardır. Burası Bizanslılarla bizim sınırımız olup müstahkem bir mevkisidir. Burada birtakım da gözetleme kulelerine ait kalıntıların olduğunu söyler. Bu görüşü doğrulayan birkaç kişi de olmuştur. Neyzen Tevfik, herhalde hiç alakası olmasa bir yerle bu kadar ilgilenmezdi. Bolu’dan ziyaretine gidenlere de daima ‘Hemşerim’ diye hitap eder, sık sık yeğenlerini sorar.”(Sunar, 1964: 12)

Tekindor kitabında yer verdi

Bolulu Nurettin Tekindor’un hatırat özelliği de taşıyan “Hayat Yarınını Bilmez” adlı romanında da Neyzen Tevfik’in Bolu günlerine dair bir bilgiye rastlıyoruz: “Babam, uzun yıllar İstanbul’da yaşadıktan sonra günün birinde memleketine dönen ve ömrünün geriye kalan yıllarını, demirciler çarşısından Akpınar mahallesine inilen yokuşun başındaki küçücük baba evinde geçiren ünlü bir neyzenden söz ederdi; amcamın boş zamanlarını, evinin dışında pek görülmeyen bu neyzenle geçirdiğini anlatırdı. Bodrumlu olduğu bilindiği için etrafındakileri pek inandıramasa da, derviş kılıklı bu kişinin ısrarla Neyzen Tevfik olduğunu, neyi büyük bir ustalıkla üfleyen ve adı belki de bir rastlantı sonucu Tevfik olan bu neyzenden, ağabeyi Fahri’nin çok şeyler öğrendiğini söylerdi.” (Tekindor, 2007:112)

Neyzen Bolu’yu hiç unutmadı 

Neyzen Tevfik, ana memleketini hiçbir zaman unutmamıştır. Ölümüne yakın Bolu’ya ana memleketine gelmiş, önce o zamanki, Şekerci İsmail Efendi’nin dükkânı üzerinde bulunan zamanın kahvesine postunu serip memleketinin hevesli gençlerine ney dersleri de vermiştir. Neyzen’in hatırasına hürmeten 1960 yılında Bolu Belediye Meclisi Hal Pazarının kuzeyindeki sokağa Neyzen Tevfik Sokağı adını vermiştir. Rindane bir hayat yaşayan Neyzen Tevfik, yalanı sevmeyen biridir. Büyük mutasavvıflara has özellikle Allah’ıyla konuşur.                                  

Hakikaten de ney onun elinde sihirli bir varlık olur. İnsan, bu ruhları dolduran ve uhrevi hayatı düşündüren doyurucu sesini duyunca bir kamış parçasından bu kadar sihirli dökülüyor diye dalıyor. Bu düşünce de ona daha çok sihir kudreti veriyor.Sesimiz Gazetesinin 11 Ocak 1962 tarihli sayısındaki yazı, Bolululara Neyzen Tevfik’i hatırlatırken Neyzenle ilgili olarak şunları kaydediyor:  “Onun için çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı, çok kitaplar basıldı, lakin Neyzen’in Bolu ile münasebetinden söz açan pek az oldu. Ölümünün 9. yıl dönümüne takaddüm eden şu günlerde birkaç satırımla bundan bahsetmeyi ve Boluluları bir vazifeye çağırmayı uygun buldum.          

Evet, hayatının tarihçesini veren her eserde Neyzen Bodrum’da muallim Hafız Hasan Efendinin oğlu olarak bildirilmiştir. Lakin Neyzen’in bir de ana tarafı vardır ki o da Boluludur. Bolu’da halen akrabaları mevcut olan Neyzen, sağlığında ana yurdu olan Bolu’ya ve Bolululara daimi muhabbet göstermiş, Cumhuriyetin ilk yıllarında Bolu’ya gelip burada yüksek kahvede hayli zaman hayranlarına Ney sohbeti sunmuş, hatta ders vererek çıraklar da yetiştirmiştir.                              Serserinim, düştüm aşkınla Mey’e

                                                  Nasıl girdin elimdeki şu Ney’e

                                                   Hem seversin beni Neyzen’im diye

                                                  Hem de sarhoşum diye bühtan edersin…

Diyerek Cenab-ı Halik’a hâşâ, tarizde bulunduğu şiirini Bolu’da yazdığı rivayet edilir. Önümüzdeki 28 Ocak günü Neyzen’in 9. ölüm yıldönümüdür. Bu vesile ile üstadın hatırasını saygı ile anarken Bolu’nun kültür muhitine de bir Neyzen Tevfik Günü ihdasını rica ederim.”

Bolulular Neyzen’e sahip çıkmalıdır

Bolulular, belki 1962 yılında Neyzen Tevfik’i anma günü düzenlememişlerdir ama onu ölümünün 11. yılında 28 Ocak 1964 tarihinde Bolu Halk eğitim salonunda yapılan bir törenle hemşerilerini anmışlardır. Fakat bu anmaların devamı gelmemiştir. Boluluları hemşerilerine sahip çıkmak hususunda bir kere de biz uyaralım… Neyzen, ne kadar Bodrumluysa o kadar da Boluludur… 

Deli Kadir’le dost oldular 

Bazı hususlar tekrar olacak ama Muhsin Karamanoğlu’nun Çele dergisinde yayımlanan “Deli Kadir ve Neyzen Tevfik” başlıklı yazısının bir bölümünü buraya almazsak Neyzen ve Bolu konusu iyice aydınlanmış olmayacak diye düşünüyoruz: Bolu’nun İmaret mahallesinden Molla Hayri Oğullarından Hayrullah Efendinin oğlu Kadir’e bir iftira atılır. Kadire bu iftira ağır gelir. İzzeti nefsine yediremediği bu olayı çekemiyor ve aklını yitiriyor. Artık Kadir kendi kendine konuşan, kimse ile görüşmeyen, zararsız bir deli. Bütün günlerini evde geçiriyor. Annesi onu Hancı Fahri Efendinin yanına götürüyor.  “İstiklâl Harbi sıralarında ana tarafından Bolulu olan Neyzen Tevfik Bolu’ya gelmiş, Akpınar mahallesindeki evlerinin bir odasına yerleşmişti. Neyzen’i çok seven Bolulular Şekerci İsmail Kesimlerin dükkânının üstündeki yüksek kahvede Neyzen Ocağı adı ile bir kahve açmışlardı. Her gün Neyzen Tevfik öğleye doğru kahvesine gelir, gece geç vakitlere kadar kalırdı. Neyzen’in sohbetine, Nay’ına aşık olan Bolu eşrafı, ne kadar ısrar etseler de ney çaldıramazlardı, bir türlü gönlü olmazdı Neyzen’in. Herkes gibi Neyzen da Kadir’i çok severdi. Neyzen’in Bolu’da birçok talebesi vardı. Bunların en başta geleni Koca İlyas ve Hakkı Saz’dır. İlyas tambur, Hakkı da saz çalar. Bazen bunlara Çıkanlar’dan Ramazan Beyoğlu Azmi Bey de katılırdı. Kadir Neyzen’i memnun etmek için çeşitli mahalli türküler söyler. Neyzen Ocağına Müftü Ahmet Recai Danışman, Tevfik Kepekçioğlu, Muzaffer Doğanuz, Tahir Hitit, Dertli Saip, Âşıkzade Mehmed Dalkılıç, bazen da Hoca Süreyya Karamanoğlu, Murtaza Balkış ve Hafız Hakkı Gülez, diğer memleket büyükleri de gelirdi. Fakat Neyzen bunları sayar, hoşlanmazdı. Neyzen’in asıl dostları Marangoz Kelebe’nin Celâl, Tenekeci Hulusi, polis Hacı Asım, polis Muzaffer, Tamburi Koca İlyas ve güzel saz çalan Hakkı Saz’dı. Neyzen canı sıkılınca bunları yanına alır, evine gider, günlerce evinde kapanırdı. Neyzen Bolu’yu, Bolulular da Neyzen’i çok severlerdi. Kızını da getirmiş, akrabaları ile beraber otururdu, sonra yine İstanbul2a gitti. Neyzen gittikten sonra Kadir de eskisi gibi Handaki işine döndü.”

Kardeşi emekli olduktan sonra Pendik’e yerleşti

Yeri gelmişken Bolululara bir hemşerilerinden daha bahsetmek isteriz. Neyzen Tevfik’in küçük kardeşi Şefik Kolaylı’dan bahsediyoruz. Şefik Kolaylı, Tarım Bakanlığı Teftiş Heyeti Başkanlığı yaptı. Emekli olduktan sonra da Pendik’e yerleşti. Fazlı Yegül, Osman Ünverici, Haluk Seren, Nahide Özgümüş, Tanrıverdi Gökçay, Muzaffer Meriç, Kemal Damar ve Mustafa Eröz’le birlikte çıkartıkları Mehmed Âkif kitabı (Ankara 1939) önemlidir.

Hazırlayan: Doç. Dr. Zeki Gürel

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
18OCA2022