İlimizde hemen hemen her sektörde Bolu kadının gücü göze çarpıyor. Bolu’nun cefakar emekçi kadınları bir yandan ev işleriyle uğraşırken diğer yandan aile ekonomisine katkı sağlamak adına iş hayatının içerisinde de yer alıyor.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü dolayısıyla fikirlerini paylaşan, farklı sektörlerde çalışan Bolu’nun emekçi kadınlar, ayrıcalık istemediklerini yalnız kadına hak edilen değirin verilmesi gerektiğini dile getirdiler.
Kadınlar da çaycılık yapabilir
38 yaşındaki Gülcan Çakman, Yukarı Çarşı’da elinde tepsisiyle beş yıldır esnaflara çay satıyor. 2 çocuk annesi Gülcan Çakman,
eşi ve büyük çocuğu ile birlikte çay ocağı işletiyor. Kadınların da bu işi yapabileceğini söyleyen Çakman, “Bana kötü bir tepki veren kimse olmadı. Sadece insanlar ilk etapta biraz şaşırıyorlar ama genel olarak herkesin hoşuna gidiyor. Buradaki esnaflar beni kabullendi. Yaptığım işten mutluyum. Sonuçta evime ekmeğimi götürüyorum. Ne iş olsa yapardım. Keşke ben de yapsaydım diyenler oluyor. Soran, fikir alan çok kişi oldu. Hepsine de yardımcı olmaya çalışıyorum. Eskiye göre kadınlarımız iş hayatında daha fazla yer alıyor. Hayat şartları zor. Kadınlar da çalışmalı, evde oturmamalı. Ellerinden ne geliyorsa yapsınlar” ifadelerine yer verdi.
İlmek ilmek iğne oyası yapıyor
Yukarı Taşhan’da Nimet Abla Çeyiz’ işleten Nimet Arslan, ayakları üzerinde sağlam duran kadınlarımızdan. 16 yıldır bu işi yapan 59 yaşındaki Nimet teyze, iğne oyası ile çocuklarını okutup, evlendirdi. Ürünlerinin hepsinin el emeği göz nuru olduğunu söyleyen Arslan; “Ben lif, patik örerim. İşleme işlerim, namaz örtüsü, iğne oyası yaparım. Yaptığım işi seviyorum.
Kendim yapıp satıyorum. Üreterek aile ekonomisine katkıda bulunuyorum. Bu çok emek isteyen bir iş. Eskiden iğne oyasına verilen değer daha büyüktü. Şimdiki nesiller iğne oyası yerine hazır işlere yöneldi. Bizim iş, göz nuru demek, emek demek, alın teri demek. Bu nedenle evde zaman geçirenler için iğne oyası hem iyi bir uğraş hem de ek gelir getiren bir sanat” dedi.
“Ben çalışmayınca hasta oluyorum”
4 yıldır hal pazarında kendi yaptığı tarhana, reçel, gibi ürünleri satan Gülseren Şahar, yaptığı işten mutlu olduğunu belirterek; “Ben burada ceviz, doğal peynir, yoğurt, yağ, reçel satıyorum. Sattığım ürünler arasında tarhana, reçel, sos, turşu, salçaları kendim yapıyorum. Diğerleri de her zaman aynı yerden aldığım doğal ürünler. Belli bir yağcım, peynircim var. Bir ürün bozuk çıktığında müşterilerimin gelip bana söylemelerini istiyorum. Bir kadın iki ayağının üzerinde dik bir şekilde durmalı. Kadının erkeğin eline bakmaması gerekiyor. Kadının da çalışıp eve destek vermesi gerekiyor. Hem çalışmak hem de ev kadını olmak çok zor ama üstesinden gelmeye çalışıyorum. Ben çalışmayı çok seviyorum. Çalışmayınca hasta oluyorum” cümlelerini kullandı.
Her kadın çalışmalı
56 yaşındaki Aynur Aykut, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde 5 yıldır çalışıyor. Aykut, sabahtan akşama kadar kentin dört bir noktasında daha temiz bir şehir için çalışıyor. Çalışmanın kendisi için bir güvence olduğunu belirten Aykut; “Kalp hastasıyım. Bu hastalık beni biraz zorluyor tabi. İhtiyacım olduğu için çalışıyorum. İşimi özenle yapıyorum. Mola saatlerime dikkat ediyorum. İşimi severek yapıyorum. İnsanın bir güvencesi oluyor. Eşine muhtaç olmuyorsun. Kadınlar, her sektörde yer almalı. Ayaklarının üzerinde durması gerekiyor. Her kadın çalışmalı. Çalışmak çok güzel bir his. İnsanın güvencesi oluyor” dedi.
‘Umarın kadın hak ettiği değeri görür’
Terzi bir annenin kızı olduğu için mesleğin içine doğmuş ve yıllardır büyük bir emek ile terzilik mesleğini yürüten Nimet Akkaş, “ Terzilik mesleği incelik isteyen ve sevilerek yapılabilecek bir meslek. Ben de işimi yıllardır severek yapıyorum. İş hayatımda kadın olmanın dezavantajını yaşamadım ama normal hayatta kadının söylenilen değeri görmediğine inanıyorum. Bizler de ataerkil bir toplumda yaşadığımızı kabul ediyoruz erkeklerimize saygılı davranıyoruz ama ne yazık ki gösterdiğimiz saygının %1 ini bile göremiyoruz. Diğer taraftan erkekleri biz yetiştiriyoruz. Benim bir oğlum var. Ben oğlumu teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi öğreterek yetiştirdim. Bunun çok önemli olduğunu ve kadınlarımızın buna çok dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kadınlara gereken değerin verilmeyip sadece senede bir gün hatırlanması hiç hoş bir durum değil. Umarım toplumumuzda ve bütün dünyada kadın hak ettiği değeri görür” ifadelerini kullandı.
“Lütuf değil olması gereken bu”
2012 yılından bugüne Adını Sen Koy lokantasında müşterilerini lezzetli yemeklerle buluşturan Serpil Yaman; “Dokuz yıldır burada büyük bir emekle çalışıyorum. Çalıştığım süre boyunca hem yaptığım işin mutfakla alakalı olması hem de burada müşterilerimle kurduğum bağdan ötürü iş hayatımda kendimi değersiz hissetmedim, ama ne yazık ki bunu bütün kadınlarımız için söyleyemeyeceğim. Hayatın her alanında kadın hiçbir zaman hak ettiği değeri göremiyor. Kadının her zaman ikici plana atıldığı bir düzende değeri bir günle simgelemeyi doğru bulmuyorum. Asıl üzücü olan şey ise bir alanda kadına hak ettiği değer verildiğinde bunun bir lütuf gibi sunulması. Öncelikle şunun anlaşılması gerekiyor, bir lütuf değil olması gereken bu. Umarım kadınlarımızı olması gerektiği gibi hayatın her alanında ve iş dünyasının her alanında daha çok görürüz” cümlelerine yer verdi.
“Kadınlarımız kendi değerlerinin farkına varmalılar”
2 yıldır Kampüs kırtasiyede kasiyerlik yapan Hatice Kılın, kadınların toplumdaki yeriyle ilgili olarak; “Kadının hiçbir alanda yeteri kadar değer gördüğünü düşünmüyorum. İş alanında da bu böyle. Ben iş yerimde çalıştığım departmandan dolayı herhangi bir cinsiyet ayrımına maruz kalmıyorum. Yalnızca fiziksel güç gerektiren bir iş söz konusu olduğunda bu ayrımı hissediyorum. Toplumumuzda ne yazık ki kadınlar hak ettiği değeri hiçbir şekilde görmüyor ve sürekli bir ötekileştirmeye maruz kalıyor. Bu noktada kadınlarımızın bilinçlenmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Umarım öncelikle kadınlarımız kendi değerlerinin farkına varır ki toplumdan da o değeri görebilsinler” ifadelerini kullandı.
“Hem işte hem de evde çalışıyoruz”
10 yıldır giyim sektöründe çalışan Merve Yalçın, kadınların iş hayatında karşılaştığı durumlarla ilgili, “Ne yazık ki toplumumuzda hangi sektörde olursa olsun insanlar karşılarında kadın gördüklerinde yeterince ciddiye almıyorlar. Kadının yeteri kadar değer gördüğünü düşünmüyorum.
Kadın olarak çalışmanın en büyük zorluğu evde de çalışmak, evin yükü de bizim üzerimizde oluyor. Bu bizleri oldukça zorluyor. Ev işinin kadın işi olarak görülüyor olması üzücü bir durum.
Gelecek adına en büyük isteğim taciz, tecavüz ve şiddet gibi hepimizi kahreden olayların ortadan kalkması ve kadının toplumda hak ettiği yeri alması. 8 Mart Kadın Emekçi Kadınlar gününün toplum nezdinde bir değere ulaşmasını diliyorum” dedi.








