Bu şehrin sabah sessizliğini seviyorum.
Belediyenin bir türlü temizlemeyi başaramadığı sonbahar yaprakları rüzgarın yardımıyla kaldırımlarda sürükleniyor.
Arkamdan konuşarak, bana yetişmeye çalışıyorlar.
Hışır hışır fısıldıyorlar…
Hızlanıyorum.
Bulvardan dönüp, Konuralp’e ilerliyorum.
Niye dolaşıyorum burada?
Şu bina eski Bağ-Kur…
Şerafettin Bey’e uğrayıp zemzem mi içsem!
Öyle ya, Gençlik ve Spor Müdürümüz;
Hacı Şerafettin.
Bir de Hacı Rektörümüz var!
Onu sonra konuşuruz.
***
Apartman apartman ilerliyorum.
Bakkalın önünde genç bir kız, saçlarını düzeltiyor.
Kurumuş meşe ağacı bir oğlan geliyor yanına.
Başı .öte sokulan fitil gibi ufacık.
Uzaklaşıyorum.
…
Sabahın bu saatinde niye dolaşıyorum burada?
Fırka Tepesine çıkıyorum.
İnsanın hayaller kurup, ona inanması ne güzel.
***
Eskiden burada bir saat kulesi vardı.
Önünde bir çeşme,
Japon eriği ve şeftali ağaçlarının örttüğü havuz…
Moğolların Anadolu’yu istila ettiği gibi,
Hepsini talan ettiler.
Beton yığınını gelip ortasına diktiler.
Bir yanımda 200 yıllık Yıldırım Bayezid cami
Diğer yanımda Taşhan…
…
Demokrasi nedir.
Sosyalizmin bilindik yalanı!
***
…
Lavanta kokusu üretip havaya sıkmayı akıl edenler;
Bu şehrin tarihini, kültürünü korumayı neden akıl etmezler.
***
Duvarda kocaman Gazi’nin resmi.
Bu poster Atatürkçüleri, astıkları posterlere;
Gazi’nin; ‘Vatanını en çok seven, işini en iyi yapandır’ sözünü yazmayı neden akıl etmezler.
…
Kur-an’ı öpüp, İzmir Marşıyla Belediyeye girmek caiz midir?
Hacı Gençlik ve Spor Müdürüne veya Hacı Rektör’e sormak lazım…
Ya Ahmet Baysal ismini Mecliste oylatmak!
…
***
Havuzda hummalı bir çalışma!
Parti sokak, yıllardır ilk kez asfaltlanıyor.
Asfalt kıvrılarak bir yılan gibi Belediye önüne kadar geliyor.
Kılıçdaroğlu’nun yüzü suyu hürmetine (!) diyorlar.
Ya bu milletin yüzü suyu?
Elma sirkesi iyi gider diyorlar.
Acelemiz yok; 5 yıl dediğin nedir ki.
Dul Ayşe zengin bir koca bulmadan,
Geçip gider…
YAZININ TAMAMI BU HAFTA HAVADİS’TE








