Yerel bir gazetede genel bir konuyu dile getirmenin yerel bir köşe yazarı için kolaya kaçmanın en kısa yolu olduğunu düşünürüm ve de yazınızda yerel lezzetler katmadığınız takdirde yazarlık hayatınızın ve okunurluğunuzun çok uzun sürmeyeceğine inanırım. 20- 25 yıldır da çok nadiren Bolu ve Boluların olmadığı yazılar yazdım. Neyse ki haber sitelerimize düşen bir haber beni yine kurtardı. Ülkenin artık iyiden iyiye bir karpuz gibi ikiye bölündüğünü son yaşanan gelişmelerle bir kez daha şahit oluyoruz.
Sosyal medyaya bakıyorum; bir taraf AK Partiyi ve Sn. Cumhurbaşkanı’nı tamamen silmiş, söylediklerine ve icraatlarına hiçbir şekilde katılmıyorlar, iş artık nefret kıvamına gelmiş durumda. Diğer taraf kendi içinde katmanlara ayrılmış, bir kısmı katıksız Atatürk ve CHP düşmanı, bir kısmı gidişattan çok memnun olmasa da karşı tarafa güvenemiyor ve olası bir iktidar değişikliğinde zarar göreceğine inanıyor, başka bir kısmı ise gönülleri el vermese de artık bir değişikliğin olması gerektiğine inanıyor. Yani hava tam da şu meşhur dış güçlerin istediği yönden esiyor.
Medya ya bakıyorum sanki iki farklı ülkede yaşıyoruz. Son yaşanan hadiselerde bir taraf her şeyin yalan ve iftira olduğunu bir tarafsa hırsızlığın boyutlarının çok büyük olduğunu söylüyor. Her iki tarafta kalp gözünü birbirlerine kapamış durumda. Birbirlerini beka sorunu olarak görüyorlar.
Bir siyasi partinin 23 yıl iktidarda kalması oldukça zor ve ender bir durumdur. Bu süre bu ülkenin neredeyse çeyrek asrına tekabül etmektedir. Dünya demokrasi tarihinde de pek fazla örneği yoktur. Böyle uzun bir sürenin getirileri kadar götürülerde oluyor. Doğal olarak ülkede ne kadar olumsuz ne kadar sıkıntılı durum varsa bu iktidara yazıyor.
Daha önceleri de yazdığım gibi Belediyeler bu ülkenin kanayan yarasıdır. Belediyeler siyasi partilerin arka bahçesi olduğu sürece ki sistem bu şekilde çalışıyor, hiçbir şekilde bu yara düzelmeyecektir. Belediye Başkanlarının siyasi partilerin genel merkezleri tarafından el üstünde tutulması da tamamen duygusaldır. Bu duygusal ilişki de er geç genel merkezlerin ve genel başkanların başına çok büyük dertler açmaktadır. Tabi, bu noktada AK Parti’yi biraz daha ayrı tutuyorum. Çünkü o tarafta lider bir genel başkan var.
Uzun lafın kısası, bugün eğer belediyelerde bir sorun yaşanıyorsa öncelikli olarak bunun birinci sorumlusu belediyeler kanununu (5393) düzenleyen mevcut iktidarımızdır. Daha açık bir dille söylemek gerekirse özellikle 2019 ve 2024 seçimleri sonrası göreve yeni başlayan belediyelerde uygunsuzluk ve bu uygunsuzluğun karşılığında bir kazanım varsa bunun sebebi geçmiş dönemlerin izlediği yol ve yöntemlerin canlı tutulmasıdır. Yerel haber sitelerimize düşen ve benim de meclis üyesi olduğum dönem içindeki meclis üyelerinin yargılanmasına karar verilen, Hükümet Meydanı’nda ki Burger King tarafından kullanılan binayla ilgili sıkıntı bu duruma güzel bir örnektir. Sanat Merkezi için ek sergi salonu olarak yapılan ve ruhsatlandırılan bina Burger King’e iş yeri olarak kiralanmıştır. Ne zaman 2019 öncesi! Burger King’e değil ama o binaya oldum olası hep karşıydım. 2019 sonrasında da bu ucube yapı aynı şekilde Burger King e tekrardan ihale edildi. Neyse ki ben el kaldırmadım! Eğer burada teknik ve etik bir sorun varsa bu sorunun başlangıcı geçmişten gelmektedir.
İktidarımız bugün izlediği yöntemle CHP’yi vurmak ve köşeye sıkıştırmak ve bununla kamuoyu oluşturmak istiyorsa önce kendisi, bugün ya da geçmişte sahip olduğu belediyelerde ki benzer durumları ortaya çıkarmak zorundadır. Aksi halde karpuzun diğer yarısı tarafından bu yapılanlar hiçbir şekilde itibar görmemekte ve kabul edilmemektedir.
Çok değişik bir atmosferde Ramazan Bayramı’na giriyoruz. Bayram tatilinin uzaması da ortamı pek rahatlatacak gibi gözükmüyor. En aşağıdan en tepeye mental ve yapısal bir değişim olmadığı sürece çözümsüzlükler devam edecektir. Bu vesileyle Bolu Havadis okuyucularının ve okuyucularımın Ramazan Bayramı’nı Kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun.








