Başını dik tut Rize’m, Dosma’da çiçekler açmadan gelip boynundan öpeceğim…
Çamlıbel’den gözlerine bakıp, yaşını sileceğim.
Kambursıt’te çay bahçelerinde derin uykulara dalıp, soğuk sularında serinleyeceğim.
Ziraat yokuşundan tek nefesle çıkıp, bir yudum çayla dertlerini dinleyeceğim...
***Halime Nine bak ben geldim;
Tarla Paşa’n, Tipitip’in, ismini Atatürk’ten alan Çoban Kemal’in büyük oğlu;
Hadi bi turşu kavurması yap, yanında mısır ekmeği de olsun.
Gel birlikte yiyelim Ninem,
Bilirim sende göreslendun hayursuzuni…
***
O Karadeniz gözlü kıza ne oldu Nine!
Hangi andere gelin gitti.
Onca şiiri boşuna mı yazdım, ya saçına taktığım papatyalar…
Neyse Ninem sen bunları boş ver.
Şu kemençeci çocuğu çağır da bir horon kuralım.
Rüstem Dedemin mücevher diye boynuna taktığı türküleri hatırlayalım;
‘Kar yağar karamişun kara yapraklarına,
Eleyim sevduğumun balli dudaklarina’
***
Gel Ninem otur hele şöyle, anlatayım sana heykel işini:
Şu senin oy verip Başkan yaptığın var ya, dur hemen huçelenma…
Yaptı yapacağını o ayrı konuda,
Fırsat bu deyip, içlerindeki kini Rize’me dökenlere ne demeli.
Bilmezler mi, günlerce yağan yağmurlar bu topraklarda kinin büyümesine izin vermez.
Bilmezler mi, hudutsuz çay bahçeleri provokasyona müsaade etmez.
Senin muhlamandan, tereyağından yiyip, çayından içmeyen ne bilsin Ninem;
‘Bu topraklarda vatan haini yetişmez!’
***Hadi Ninem, şu peştamaluni beline sarıp, keşanını kuşan,
O cumhuriyet, o Atatürk, o vatan, o bayrak sevgisiyle yaşlanmış gözlerinle çık karşılarına…
Bana ördüğün sevgiden örüp as boyunlarına,
Ve kulaklarına haykır tüm kudretinle;
‘Elinizi, sözünüzü, kininizi çekin Rize’nin üzerinden!’
***Siz kim Gazi Paşa’ya sahip çıkmak kim!
Burada her sabah Artvin yaylarından doğup Rize’nin çay bahçelerine ulaşan güneş ne söyler bilir misiniz!
Bilmez siniz tabi, çünkü o sözleri henüz hiçbir kitap yazmadı;
Fitneyle yoğrulmuş yüreklerde, bu dereleri hiçbir zaman anlayamadı…








