ASİYE HALA İLE SOHBET -2-

ASİYE HALA İLE SOHBET -2-

Elleriyle yüzünü kapatıp, hıçkırarak ağlardı.

Ah Dilber!

Hikaye çok basit.

Birkaç replikten oluşuyor. 

Gerisi gözyaşı.

Yaprakları solmuş bir meyve ağacı Dilber.

Kulağının arkasına ateş yalımı bir öpücük kondursan yeşerecek sanki. 

Diber’in hikayesini 2019’da yazdım.

Kuş, Ecevit’in mi, Deli Emin’in mi? bilmem ama Dilber benimdi. 

Geçelim...

***

Uzun zaman oldu.

Özlemiştir bilirim, yalan yok bende özledim. 

Mahcupluğuma sarılıp vardım kapısına. 

Yüzüme dahi bakmadan ellerini arkasına bağlayıp, salına salına içeri gitti. 

Özlediğinde huysuz olur bilirim. 

Gelirken marketten aldığım mandalina ve portakalları mutfağa bırakıp yanına gittim. 

Bir ayağını kıvırıp üzerine oturmuş, diğerini sallayarak koltukta tesbih çekiyor.

Kendimi affettirecek bir şeyler bulmalıyım.

***

Bektaşi hikayesi vardır Hala bilir misin? dedim. 

Anlat dercesine başını kaldırıp gözlerime baktı.

Bektaşi’ye sormuşlar;

‘Erenlerin kerameti olur, senin kerametin nedir?’

‘Ne istiyorsunuz, söyleyin yapayım’ demiş. 

Karşıda ki ağacı göstermişler; ‘Şu ağacı çağır gelsin’ demişler. 

Bektaşi ağacı çağırmış, gelmemiş, üç defa çağırmış gelmemiş.

Kalkmış ağacın yanına gitmiş. 

Bunun üzerine yanında kiler, ‘ne yapıyorsun?’ diye sormuşlar. 

Bektaşi; ‘Bizim keramet budur. Bizde gelmeyene gidilir’ demiş.

***

Yüzüne bir gülümseme geldi. Kollarını açtı. 

Fırsatı kaçırır mıyım, kaçırmam tabi, başımı göğsüne dayayıp sarıldım. 

‘Cumhur’un (Bandakçıoğlu) selamını almışsındır’ dedim.

‘Almam mı, yazılarını kaçırmam okurum. Eeee, senin gibi vefasız değil, sağolsun.’

“Doğrudur Halam, Cumhur’un Bolu sevgisinden, dürüstlüğünden, vefasından şüphem yok. 

Ha birde sadece Cumhur değil, Fuat Hocamın (Bayramoğlu), Özcan Özdemir’in ve diğer arkadaşların da çok selamı var. Hepsi seni çok özlemiş.”

Özlenmiş olmanın, halının hatırının sorulmasının mutluluğuyla gözlerine can geldi. ‘Hadi bir çay koyda, laflayalım’ dedi. 

Mutfağa gittim, çayları koyarken yüksek sesle; ‘Unutmadan,  seninkinin (Tanju Başkanın) da çok selamı var. Senden fetva istiyor’ dedim. 

‘Ordan bağırma kulaklarım eskisi gibi duymuyor artık, gel burda anlat’ dedi. 

***

İki hafta önce Siteler Camiinde Cuma namazında karşılaştık. Umre yaramış. Eskisi gibi açık renk ceketiyle en son gelip en öne geçmedi. Gayet mütevazi gördüm. Ama sana biraz sitemli gibiydi. 

‘Mehmet’ dedi, ‘Asiye Hala’ya söyle bir karar versin, Firavun’un karısı Asiye’mi, Musa’nın annesi Asiye mi?’ diye sordu. ‘Ben aranıza girmek istemem.’

Elinde ki tesbihi koltuğun kenarına bıraktı, çayından bir yudum aldı.

“Ona söyle; öyle asma bahçeleriyle Buhtunnasr olunmaz. Hem Firavun’u hem de Yahuda’yı yeneceksin...”   

Kısa süreli bir sessizlik oldu. 

Ön almazsam, konu başka yerlere gidecek belli. 

Haaa birde senden fetva istedi. 

Cuma hutbesinin konusu şans oyunlarıydı. ‘Asiye Hala bu konuda ne düşünüyor’ diye sordu bana. 

Ben elçiyim, elçiye zeval olmaz. 

***

Çayından bir yudum daha aldı. 

Diğer ayağını da kıvırarak koltukta bağdaş kurdu. 

‘Ben fetva vermem ama Kur’an ı iyi bilirim. Umre ’ye de gitmiş, Allah kabul etsin. O zaman Yaradan’ın cümlelerine kulak versin.”

Bak oğlum; Yaradan Nisa Suresi 58’inci ayette ne diyor. 

‘Ne diyor Halam!’

‘Lafımı kesme, dinle’ sitemiyle susturuyor beni. 

‘Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir” diyor.

Bu ayette ki, emretme ve mutlaka ifadeleri namaz veya oruç ayetlerinde dahi yoktur. Rabbimiz emanetleri ehline vermeyi ve adaletle hükmetmeyi kesin ve kat-i suretle emrediyor.

Ona söyle, Cuma hutbeleriyle uğraşmayı bıraksın, bu emri yerine getirsin. 2 gün kar yağdı, vatandaş sokağa çıkamadı. İzmit’ten, Düzce’den, Ankara’dan araçlar yetişmeseydi, millet işe gidemeyecekti. Haaa sadece bu değil...”

“Dur Halam yeter, sonra gelip bi sarılıp, iki öpüyor, söylediklerine pişman oluyorsun. Seni kızdırmak için söylemedim. Hem Tanju Başkan’da sana takılmayı, kızdırmayı seviyor. Sonra siz barışırsınız ben arada kalırım”  

‘O zaman sende damarıma basma! Söyle bakayım bu zaman kadar neredeydin?’ diye sorarak konuyu bana getirdi. 

İyide yaptı. 

***

Halacığım, ben doğalı dünya, güneşin etrafında tam 51 kere döndü. Daha ne kadar döner bilmiyorum ama son günlerde bu yaşamın sorgusu içerisinde ruhumu arındırmaya çalışıyorum. Bu yüzdendir insansızlaşıp, yalnız kalmam. Kusuruma bakma olur mu? 

Şefkatle başımı okşadı; “Kader zamanın rengidir. Vakti gelmeden giyilmez oğlum” dedi.

Ah Asiye Halam!

Başımı koyduğum dizinde zaman dursa. 

Yüreğimde ki bu hafiflikle uykuya dalsam.

Uyusam, uyusam bir daha uyanmasam.

Ee, eee, eeee, piş, pişş, pişşş...   

Yorum yazın

UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
5OCA2026